• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Preveze’den sonraki en büyük zafer: Cerbe Deniz Muharebesi 14 Mayıs 1560

14 Mayıs 2022
A


Halit Kanak İletişim:

Devletin bakanlar kurulu hükmündeki Divân-ı Hümâyûn; Kocaeli Bahriye Sancakbeyi Ali Portuk Bey’e, Rodos Sancakbeyi Kurdoğlu Ahmed Bey’e ve kardeşi İskenderiye Bahriye Sancakbeyi Kurdoğlu Şuca Bey’e gönderdiği çok gizli emirle, bir düşman saldırısı karşısında hazırlıklı olmalarını istiyordu.

Bu emrin benzerini Piyâle ve Turgut Paşa’lara da gönderen Divân, büyük bir haçlı donanmasının baskın İçin hazırlandığını bunun takip edilerek kendilerine bilgi verilmesini istemişti. Türk istihbaratçıları seferber edildikleri başta Almanya, İspanya, Vatikan olmak üzere Ceneviz, Malta, Floransa, Sicilya gibi yerlerden bilgi akışına başlamışlardı bile.

Buna göre; İspanya, Monako, Malta, Almanya, Ceneviz, Vatikan, Floransa haçlı ittifakı İçin gemilerini seferber etmişler, bu çalışmaları Türk istihbaratçıları tarafından an be an rapor edilmişti. Preveze’de bozgun yiyen Andrea Doria’nın kardeşinin torunun olan Gian Andrea Doria da toplanmakta olan donanmanın kaptanlığını üstlenmişti.

Ayrıca; İspanyol donanmasına Don Sanchez, Papalık donanmasına Prens Flamino Orsini, Floransa Kuvvetlerinin başına Prens Andrea Gonzaga atanmıştı. Kaptan Gian Andrea Doria’nın yardımcılığınada başkumandan sıfatıyla Sicilya Kral Nâibi Don Juan de la Cerda getirilmişti.

Bu bilgilerin Divân’a ulaşması için Turgut Paşa 1560’ın ocak ayında yanında bulunan Uluç-Ali Reisi İstanbul’a gönderdi. Gelen raporları değerlendiren Divân, Piyâle Paşa’ya derhal sefere hazırlanması emrini verdi. Bu arada haçlı ittifak donanması 200 parça gemiyle 10 Şubat’ta Sicilya’dan hareket etti. Hedefine Cerbe Adasını koymuştu.

Çünkü bu kadar büyük bir donanmayla dâhi, Türkiye’yi vurmak için Akdeniz’in doğusuna geçmeyi göze alamamışlar, Tunus’un Doğu kıyılarında bulunan Cerbe Adasına yönelmişlerdi.

Planları şuydu: Trablusgarb’a saldırmak için Cerbe atlama taşı vazifesi göreceği gibi, Kuzey Afrika’nın işgâli için iyi bir üs niteliği taşıyacaktı.

Bu düşüncelerle 7 Mart 1560 tarihinde Cerbe Adasına asker çıkardılar. Adada sayıları 1.000’i bulan Türk askeri birliği 5 günlük müdafaadan sonra adayı terk ederek Turgut Paşa’nın yanına salimen ulaştılar. Boşalan kaleye 1.200 İspanyol, 800 İtalyan ve 200 Alman’ı 50 adet top’la yerleştirdiler. Başlarına komutan olarak Don Alvaro de Sandi’yi bıraktılar ve Trablusgarb’ın işgâl hazırlıklarına başladılar.

Türk Donanması ise; haçlı donanmasını püskürtmek ve imha etmek maksadıyla 4 Nisan’da Piyâle Paşa’nın idaresinde, Barbaros Hayreddin Paşa’nın türbesi önünde yapılan tören ve duâların ardından yola çıktı.

Piyâle Paşa’nın idaresinde 120 parça gemi vardı. Düşman gemi sayısı bilindiği halde bu kadar gemi yeterli görülmüştü. Piyâle Paşa önce, Rodos’tan kovulduktan sonra Saint-Jean Şövalyelerinin kendilerine üs yaptıkları Malta’ya 7 Mayıs’ta gelerek burasını bombardımana tuttu. Yetmedi hemen kuzeybatısındaki Gozo adasını tamamen tahrip etti. Ardından dümenini Cerbe Adasına çevirdi.

Kendisine, haçlı donanmasının hâlen Cerbe’de Türk Donanmasını beklediğini bildiren Turgut Paşa’nın bir kadırgası refâkat ediyordu. Piyâle Paşa 9 Mayıs’ın akşamında geldiği Cerbe’nin 3 mil açığında harp divânını topladı.

Buna göre, donanmanın merkezine kendisi komuta edecekti. İhtiyat kuvvetlerin başında Seydi Ali Reis, sol kanatta Uluç Ali Reis, sağ kanatta Turgut Paşa ve diğer hatlarda Kurdoğulları Muslihiddin ile Ahmed Reisler, Deli Cafer Reis, Gazanfer Reis, Dümen-Hoca Reis, Deve-Hoca Reis görev yapmaktaydı. 24 parçadan oluşan Türk donanmasının mühimmat ve iâşe gemilerinin başında ise Piyâle Paşa’nın Yardımcısı Süheyl Bey bulunuyordu.

Bütün Türk askerinde düşmanı imha etmek fikri kesin bir şekilde hâkimdi. Bu düşünce ve rûh hâliyle iki donanma 14 Mayıs 1560 sabahında karşı karşıya geldiler. Böylece dünya deniz tarihinin en büyük deniz savaşından birisi başlamış oldu.

Piyâle Paşa emrindeki amiraller ve onlara bağlı Levent’ler canla başla çarpışıyorlardı. En büyük iş Türk topçusuna düşmüştü. Piyâle Paşa Preveze’deki deniz taktiğini bire bir uyguladı. Bütün herkes üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getiriyordu.

İlk bir kaç saat içerisinde çözülme emaresi görülen haçlı donanmasına Piyâle Paşa olanca gücüyle yüklendi. Akşama doğru iyice perişan olan haçlılar 20 bin askerini ölü ve esir vermişti. Geri kalanların büyük bir bölümü yaralı olarak, hazırda tutulan yaralı teknelerine canlarını zor atmışlardı. Bunların arasında yaralı olarak Kaptan Gian Andrea Dorya ile başkomutan Sicilya Kral Nâibi’de bulunuyordu.

Bu arada Papalık donanmasına kumanda eden Prens Flarminio Orsini, küreklerinin bir kısmı budanmış ve seren direği kırılmış halde baştardasıyla kaçmak isterken rüzgârın etkisiyle Türk gemilerine rampa edince askerleriyle birlikte öldürüldü.

Akşam güneş batarken, haçlıların 70 gemisi batırılmış, 21 savaş ve 26 nakliye gemisi Türk Ordusunun eline geçmişti. Ele geçen gemiler arasında Sicilya ve Napoli amirallik gemileri de vardı. İspanya ve Papa’lık amiral gemileri ise batırılmıştı.

Ayrıca, Sicilya kuvvetleri komutanı Don Berenger de Requeses ile damadı Don Juan de Cardona, Sicilya Kral Nâibi’nin oğlu Don Gaston ve onlarca asilzâde esir alınmıştı.

Felâket haberi karşısında bütün Avrupa şehirleri mâteme büründüğü gibi; 21 yıl, 7 ay, 16 gün önce Preveze’de büyük yenilgiye uğrayan ve intikamla yanıp tutuşan büyük denizci Andrea Doria üzüntüsünden yatağa düştü. Bir daha da kalkamadı..

İstanbul’da ve Devlet-i Âliye’nin her köşesinde ise büyük sevinç yaşandı. Kânûni Sultân Süleyman, bizzat Piyâle ve Turgut Paşa’lara ferman ve hediyeler göndererek kutladı. Ancak Divân’ın istemesine rağmen Piyâle Paşa’nın “daha erken” diyerek vezirlik kararnamesini imzalamadı. Bunun yerine oğlu Veliaht Şehzâde II. Selim’in kızı Gevherhân Sultân’la evlendirerek şahsen ödüllendirdi.

Muzaffer donanmanın İstanbul’a gelişi de muhteşem oldu. 100 binin üzerinde İstanbul’lu kıyıları doldurmuştu. Kânûni Sultân Süleyman’ın bulunduğu Alay Köşkün’de protokolde yer bulabilenler kendilerini bahtiyar hissediyordu.

Donanmay-ı Hümâyûn, İstanbul’a dümen kırmadan önce Sicilya Adası’nın doğu ve güney kıyıları ile İtalya’nın Kalabriya sahillerini baştan aşağı yakarak son vazifesini yapmıştı. Muazzam donanma Marmara açıklarında göründüğünde yer yerinden oynadı.

En önde seren direkleri kırılmış devasa düşman savaş gemileri deniz üzerinde bayraklarını yüzdürerek geliyordu. Güverteleri; başları açık binlerce esir asker, Avrupa’nın en tanınmış asilzâdeleri, prensleri, general ve amiralleri ile doluydu.

Bunların arasında bulunan Cenevizli Amiral Vikont Cicala’nın yanında ki Scipione adlı 15 yaşındaki oğlu, Enderûn Mektebinde eğitilmek üzere Saray’a alındı. Sonradan hem Sadrâzamlık yapacak, hem de Kaptan-ı Deryâ olacak olan Cağaloğlu Yusuf Sinan Paşa bu çocuktur..

Protokolde bulunan Kutsal Roma İmparatoru Ferdinand’ın büyükelçisi Baron de Busbecq’in hatıralarında yazdığı gibi; dünyayı titreten Türk Hâkân’ı Kânûni Alay Köşkünden, top atışlarıyla geçit yapan muazzam donanmasına baktı. En ufak bir sevinç alâmeti gözükmüyordu. Yavaşça protokolde bulunan vezirlere ve elçilere dönerek; “İşte insan bunları görüp de gurura kapılmamalı, her şeyin Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle olduğunu düşünerek Allah’a sonsuz şükürler etmelidir” dedi.

Bizler de güzel ülkemizi bizlere ebedi vatan yapan ecdâdımızı duâ ve niyazlarla anıyor, Cenâb-ı Allah’a şükürler ediyoruz. Mekânları cennet olsun inşaallah..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mtan

Osmanlı ruhu bugün yaşasaydı avrupa, rusya titrerdi....avrupayı dize getirenlerin nesli şimdi onları örnek alıyor, herşeyi kopyaladık...Müslümanların HALİFESİ, hedefi YOK

Sadig

Vatan uğrunda canlarını feda etmiş şehitlerimizei hürmet ve reğbetle yad edir,Cenabi Allah 'dan onlara rahmet dileyirik. Allah (c c) Türk milletini korusun!!!
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23