Ergenekon’dan çıkış bayramı, Türk Devletleri Teşkilâtın’da yeni dönem Nevruz
Ergenekon’dan çıkış bayramı, Türk Devletleri Teşkilâtın’da yeni dönem Nevruz
HALİT KANAK
Türk Dünyası Derneği Başkanı olarak bizimde katıldığımız 21 Mart 2025 tarihinde Haliç Kongre Merkezindeki Nevruz kutlama proğramında önce ateşi tutuşturup sonra da üzerinden atlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, akabinde yaptığı konuşmada Nevruz'un bütün Türk dünyasının ortak değeri olduğundan bahsederek Nevruz’un "Türk Dünyasının ortak bayramı" olarak kabul edilmesi gerektiği teklifini yapmıştı.
Bu çağrı üye ülkeler nezdinde çok çabuk karşılık buldu ve iki ay sonra 21 Mayıs 2025’te Budapeşte’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi'nde Nevruz, bütün Türk dünyasının ortak bayramı olarak kabul edildi..Türk Dünyasına hayırlı olsun.
NEVRUZ NEDİR? HANGİ ÜLKE NASIL KUTLAR? 21 Mart sabahı ilk tören İstanbul Valiliğinde yapılmış, dönemin İstanbul Valisine Türkmen milli kıyafeti don-telpek (cübbe-başlık) giydirildikten hemen sonra yapılan tebrikleşmelerin ardından ana törenlerin yapılacağı Sultânahmet Meydanına doğru yürüyüşe geçmiştik. Yer yakındı. Yerebatan Caddesini geçtikten sonra, tören alanında protokol için hazırlanan sandalyelere başkonsoloslarla birlikte oturduk.(Eskiden Nevruz proğramları Sultanahmet’te yapılıyordu.)
Protokol konuşmalarından sonra Türk Dünyasının değişik yörelerine ait gösteriler devam ederken, bir taraftan da canlı yayın için birtakım konuklarla kısa söyleşi yapılıyordu. Yan yana oturduğumuz rahmetli Servet Kabaklı ile beni arka arkaya yayına aldılar.
Muhabirin "Nevruz nedir?" sorusuna,"kurt kılığına girmiş bir meleğin yol göstermesiyle, Türklerin Ergenekon'dan çıkışının adıdır nevruz" cevabını vermiştim. Ardından, her milletin tarihinde önemli kilometre taşları olduğunu, Türk tarihindeki en önemli kilometre taşlarından birisinin Ergenekon'dan çıkış olduğunu anlatmıştım.
Kısa söyleşi bitince telefonum hiç susmadı. Törenleri televizyondan izleyen arkadaşlarım ardı ardına arıyor ve kurt kılığına girmiş meleği soruyorlardı.
Sorular aynıydı "Bunu nerede okudun, kaynağın nedir, bize kaynak gösterebilir misin?” vs. şeklinde gidiyordu. Benim de arayanlara cevabım hep aynıydı. Onlara "Arkadaşlar bu bir yerde yazmaz, dolayısıyla kaynağı da olmaz. İlla bir kaynak arıyorsanız beni gösterebilirsiniz" diyordum.
Öyle değil midir? Allah -u Teâlâ, Ergenekon'dan çıkışından yüzyıllar sonra Türklere İslâm’ın hizmetkârlığı ve sancaktarlığı görevini yaptırtmak için, Ergenekon'dan çıkışlarını bir kurt'a yol gösterterek yaptırmayı murâd eylemişse, bunun başka izâhı olamaz herhalde..
Türklerin kutladığı Ergenekon Bayramı pek çok kaynakta geçmektedir. Bunun en teferruatlısı, Harizm'de hüküm süren Müslüman Türk Devletinin uzun süre Hânlığını yapan Ebulgâzi Bahadır Hân'ın Şecere-i Terâkime (şecere-i Türk) adlı eserinde yer alır.
Türk Dünyasında Nevruz; Azerbaycan'da Ergenekon Bozkurt Bayramı olarak adlandırılırken, Karakalpak Türkleri Ergenekon Bayramı, Altay Türkleri Cılgayak Bayramı, Gagavuz'lar ilkyaz, Kazan Türkleri Ergenekon Bayramı, Karaçay - Balkar Türkleri Saban Toy, Kazak Türkleri Ulus Günü, Hakas Türkleri Ulu Kün, Başkurt Türkleri Ekin Bayramı, Türkmenler Teze Yıl yada Oğuz Bayramı, Uygur Türkleri Yeni Gün bayramı olarak kutlamaktadır.
Kazakistan Türkleri, Nevruz Bayramını 1930 yılında Sovyetlerce yasaklanana kadar kutladılar. 1991 tarihinde bağımsızlıktan sonra yeniden görkemli kutlamalar başladı.
Özbekistan'da genellikle mesire yerlerinde yapılan nevruz kutlamaları, dâvetçilerin 3 metrelik uzun zurnalarını (Karnay) çalarak halkı dâvet etmesiyle başlar, büyük kazanlarda hazırlanan yemekler yenirken, şâirler Türk Destanlarını söylerler. Başta güreş, halatta yürümek (darbazcılıķ) olmak üzere değişik gösteriler sunulur milli bayramdır.
Kırgızlar bir hafta önce hazırlık yaparlar. Başay dedikleri yeni yılın ilk günü 22 Martın gecesinde avlularda yakılan ateşten genç ihtiyar herkes atlar. Türkmenistan'da Oğuz Bayramı olarak da kutlanır. Çok zengin sofralar hazırlanır, başyemek büyük kazanlarda yapılan adına “Semeni” denilen buğday özüne un, şeker, su ilâve edilerek yapılan yemektir.
Azerbaycan'da ise vatandaşlar Nevruz’a birkaç hafta kala her çarşamba gecesi düzenlenen şenliklerle başlar, çeşitli oyun ve gösterilerle sürer gider..
Türkler dışında bölge halklarının da Nevruz'u kutladıklarını biliyoruz. Bu gayet doğaldır, kültürler arasında etkileşim tarih boyu görülen bir durumdur. Ancak 21 Mart tarihi Türkler arasında Ergenekon'dan çıkış günü olarak kabul edilir ve Nevruz ile birlikte Ergenekon ismide kullanılır.
On İki Hayvanlı Türk Takviminde yılbaşı da aynı güne rastlamaktadır. Oğuz Kağan’ın bu güne önem verdiği ve törenlerle karşıladığı bilinmektedir. Selçuklu Sûltânı Celaleddin Melikşah ise, Ömer Hayyam’ın başkanlığında devrin uzay bilimcilerinden Ebü’l-Muzaffer İsfizârî, Meymûn bin Necîb el-Vâsıtî, Abdurrahman Hâris ve Muhammed Hâzin’den teşekkül eden bir kurulu başkent İsfahan’da toplamış, kendi adıyla anılan Celali Takvimi’ni yaptırmıştır. Bu takvime göre yılbaşı Mart’ın 21’inde başlamaktadır.
Yine Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan, 21 Mart Nevruz gününü yılbaşı kabul etmiş, vergileri buna göre düzenlemiştir. (Ülkemizde de hâlen mart ayı vergi ayı olarak bilinmekte ve öyle uygulanmaktadır.)
Nevruz kutlamaları Selçuklu ve Osmanlı'da da yapılıyordu. Osmanlı devrinde de Nevruz’un, oldukça canlı bir biçimde kutlandığı biliniyor. Bu kutlamalarda Kayı Boyu'na mensup Karakeçili Aşireti 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazi'nin türbesinde toplanarak burada bayram yaparlardı.
Osmanlı da yılbaşı, ilkbahar ılınımı günü olan “Nevrûz-i Sûltânî” idi. 21 Mart günü padişahın da katılımıyla çeşitli etkinliklerde Sûltân, Nevruz tebriklerini kabul ediyor, halkta genelde bahçelerde ve kırlarda Nevruz'u kutluyordu. 21 Mart tarihi Nevruz-u Sûltanî yani Sûltân’a mahsus mânâsına geliyordu.
Bediüzzaman’da buna atfen Onuncu Söz’ün Onuncu Sûretine şu cümle ile başlıyor:“Gel, bugün Nevruz-u Sûltân’îdir. Bir tebeddülât olacak, acaip işler çıkacak. Şu baharın şu güzel gününde, şu güzel çiçekli olan şu yeşil sahraya gidip bir seyran ederiz.”
Nevruz ile haşir birbirini çağrıştırıyor ve birbirini ispat ediyor. Anlamalıyız ki, bahar geliyorsa, haşir de gelecektir. Duâmız, bu gün baharın gelişini kutlamayı bahane edip, bahar gününü şükre ve duâya da vesile yapabilirsek imânımıza yakışanı yapmış oluruz.
Bunlardan başka bâzı önemli olayların Türklerde 21 Mart’ta cereyan ettiği kabul edilir. Meselâ; Dünya bugünde yaratılmıştır. İlk insan bugün yaratılmıştır. Nuh’un gemisi bugün karaya oturmuştur. Peygamber Efendimiz’e peygamberlik bugün verilmiştir…
Oğuz Kağan destanında ise, Oğuz’un doğumuyla ağaçların yeşerdiği, çiçeklerin açtığı, yeni bir hayatın başladığı ve bundan dolayı Hunlar arasında at yarışları, ok atma ve güreşlerin düzenlendiği büyük şenlikler yapıldığı, bu güne Oğuz Günü adı verildiği biliniyor.
Asırlardır devam eden demir dövme geleneği ise Göktürklerden kalma bir âdetti.
Bu durumda birileri kalkıp bırakın şu İslâm öncesi âdetleri yaşayan atalarınıza ve akrabalarınıza sahip çıkmayı diyebilir. Onlara da verilecek güzel bir örneğimiz var;
Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi vesellem bir grup sahabe Efendilerimize sohbet ederken; "Mısır'ın fethi uzak değildir. Mutlaka fethedilecektir. Bu fethe mazhar olanlar oranın halkına iyi davransınlar, zirâ onlar benim hısım ve akrabalarımdır" buyurarak Müslüman olmayan Mısır halkına sahip çıkmıştı.
Biliyorsunuz Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mısır hükümdârına "Kıpti'lerin Büyük Başkanı Mukavkıs'a..." diye başlayan tebliğ mektubunu Hazreti Hatip adlı Sahabe Efendimizle yollamış. Mukavkıs da Peygamber Efendimiz'e hediye yüküyle birlikte beyaz bir katır (düldül) ve Mısır'ın en soylu ailesinden iki kız kardeşi hediye olarak göndermiş, Peygamber Efendimiz’de bu iki kardeşten ismi Maria olan annemizle evlenmiş ve oğlu Hz. İbrahim Maria annemizden doğmuştu.
Dolayısıyla İslâm öncesi akrabalarına sahip çıkanları kınayanlar Efendimiz Sallallahu aleyhi ve vesellem’in bu örnek davranışını unutmasınlar..
Eskiler hatırlayacaktır, İslâm öncesi Türklerden bahsedenlere küfür damgası vururlardı. Hatta bırakın İslâm öncesini Osmanlı öncesinden bahsedenlere de aynı yaftayı yapıştırırlardı. Hatta ve hatta Türküm demeye insanların ödü kopardı. Türk kelimesini ağızına alanlar ayrılıkçı, kafatasçı olarak adlandırılır hemen susturulmaya çalışılırdı. Birde, Türkmüsün-Müslümanmısın diye saçma sorularla bu milletin kafasını yıllarca gereksiz yere meşgûl eden zihniyet vardı.
Bu zihniyetten dolayıdır ki yeni nesil, yeryüzünde bir milyarı aşkın müslümanın itikâdi mezhep imamı Muhammed Maturidî'nin (rahmetullâhî aleyh), en büyük hadis âlimleri İmâm Buhâri'nin (rahmetullâhî aleyh), İmâm Tirmizî'nin (rahmetullâhî aleyh) Türk olduğunu bilmezler.
Şâh-ı Nâkşibendi Hazretlerini (k.s.), Yusuf Hemedâni (k.s.), Emir Külâl (k.s.), Muhammed Baba Semmasî (k.s.), Abdûlhâlık Gucdevâni (k.s.), Hoca Alâaddin Attar (k.s.), Ubeydullah Ahrar (k.s.), Zengin Ata (k.s.), Hâkim Ata (k.s.), Mahmud Encir Fagnevî (k.s.), Necmeddin Kübra (k.s.) gibi yüzlerce Allah (c.c.) dostlarının Türk coğrafyasından olduğunu anlamazlar.
Onun içindir ki kan bağımız olan “Gönül Coğrafyamız” içerisinde değerlerimizi tanıtacak, birlikteliğimizi daha da artıracak bir mücâdelenin verilmesi gerekmektedir.
Bu mücâdeleyi verenler; iyiliği emreden, kötülüğü de men eden bir üslupla çaIışmaya evin içinden, kan bağı olanlardan başlamalı, yaratılış gâyesine uygun hizmet ederken hem kendisini hemde soydaşının ateşe gitmesine fırsat vermemelidir.
Yine bu mücâdeleyi verenler; Allah’ın (c.c.) dinini yeryüzünde hâkim kılmak dâvâsı olan İlây-ı Kelimetullah için her türlü fedakârlığı göze almalı, Âlemlerin Rabbine iman ettikleri gibi, soydaşını da bu imândan mahrûm bırakmamalıdır.
Ne mutlu bu yolda bir ve beraber yürüyenlere. Ne mutlu imân kardeşliğinde birleşenlere. Ne mutlu; “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de imân etmiş olamazsınız" buyuran bir Peygamberin Ümmeti olanlara. Ne mutlu, Türk Birliğini kurmak için yüreğini ortaya koyan "Gönül Dostlarına"…
Unutulmamalıdır ki; güçlü bir Türk Milleti, güçlü bir İslâm coğrafyası demek oduğu gibi, mazlûm ve mağdur milletlerin hâmisi demektir..
NOT : Ramazân-ı Şerif Bayramınızı tebrik ediyorum.