• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Dört padişah babası Sûltân Abdülmecid Hân’ın vefâtı (25 Haziran 1861)

24 Haziran 2023
A


Halit Kanak İletişim:

21 yıl 6 ay süren padişahlığı 25 Haziran 1861 tarihinde, yaptırdığı eşi ve benzeri olmayan Dolmabahçe Sarayında vefâtıyla sona erdiğinde 38 yaşını 2 ay geçiyordu. Çok nâzik, terbiyeli, hayır sahibi ve ayrıca çok merhametliydi. Çocuklarının eğitimine çok dikkat etmişti. Nihayet çocuklarından; Murad, Abdülhamid, Mehmed Reşad, Vahidettin sırasıyla padişah olarak 1922 yılına kadar 46 yıl tahtta kaldılar.

Sûltân Abdülmecid, babası Sûltân II. Mahmud’un vefât ettiği gecenin sabahında 1 Temmuz 1839’da tahta oturduğunda 16 yaşını 2 ay, 7 gün geçiyordu. İlk çocuğu Şehzâde Murad doğduğunda padişah henüz 17,5 yaşında bulunuyordu. Tahta geçtikten sonra pek çok yenilikler yaptı. Bunların en önemlisi Tanzimat ilânıydı.

Sonra Mısır meselesinin çözüme kavuşturulması oldu. Böylece 9 yıl, 7 ay ve 5 gün süren Kavalalı Mehmet Ali isyanı, 19 Temmuz 1846 tarihinde Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın İstanbul’a gelerek kendisinden 54 yaş küçük olan Sûltân Abdülmecid’in ayağını öpmesiyle son buldu.

Sûltân Abdülmecid ülke sınırları içerisinde gezmeyi ve halkı dinlemeyi çok severdi. Bunun için 25 Haziran 1844 yılında Eser-i Cedid vapuruyla Marmara Adaları ile Girit, Rodos, Sakız gibi Ege Adalarını gezmiş, dönüşte Mudanya İskelesinden Bursa’ya geçerek ziyaret etmiş, halkın dertlerini dinleyerek İstanbul’a dönmüştü.

Diğer bir gezisi ise 29 Nisan 1846’da kara yoluyla Varna’ya kadar gitmiş, her konak yerinde halkı dinlemiş, Varna’dan deniz yoluyla döndükten sonra yeni ıslahat emirleri vermiştir. En büyük ıslahatlardan biriside yine kendi döneminde 6 Eylül 1843 tarihinde kara kuvvetleri 5 orduya bölünerek yapılandırılmıştır.

Ayrıca uzun süredir İngiltere ve Rusya’nın desteği ile Fransa’nın kışkırtmasıyla hareketlenen Lübnan meselesi de Hariciye Nâzırı Mehmed Şekip Efendi’nin yerinde müdahalesi ile mutlu bitti. Mehmed Şekip Efendi Şam’daki Türk Ordu Komutanı Müşir Nâmık Paşa ile 14 Eylül 1845 tarihinde bizzat Beyrut’a gelerek Lübnan dağlarının bir köşesinde Mârûni, diğer köşesinde Dürzî iki kazâ kurdurarak kaymakamlarını Sayda şehrinde oturan vâlinin emrine vermek sûretiyle karışıklığı sonlandırdı.

Bu arada 1789 Fransız ihtilali ile başlayan ihtilaller zinciri devam ediyordu. Avrupa bir kez daha 1848 Fransız ihtilâliyle sarsıldı. Fransa’da 1830 ihtilalinden sonra cereyan eden bu ihtilal korkunçtu ve İngiltere hariç bütün Avrupa’yı sardı. Kıvılcımın ucu Romanya’ya ulaştığında halk ayaklanarak Yaş ve Bükreş’te ki Voyvoda’ları kovmuş idâreyi ellerine almıştı bile. Rusya dâhi bu kıvılcımın ülkesine sıçramasından korkarak Romanya üzerine 60 bin asker sevketti.

Bâb-ı Âli durumu şiddetle protesto etti. Yetmedi Türk Ordusu 2 Ağustos 1848’te şimdiki Ukrayna-Romanya sınırına oldukça yakın ve Tuna kenarında bulunan İbrâil’e girdi ve Keçecizâde Fuad Efendi yetkilerle donatılmış bir şekilde Bükreş’e giderek ihtlali sonlandırdı. 

Diğer taraftan Macar Milliyetçileri de ayaklanmış Layoş Kossuth’un liderliğinde Avusturya’dan ayrıldıklarını bütün dünyaya ilân etmişlerdi. Avusturya İmparatorunun bağımsızlık hareketini bastırmak için peş peşe gönderdiği kalabalık ordular Macar Milliyetçilerinin birliklerine yenildiler. Bunun üzerine Avusturya İmparatoru Rusya’dan yardım istemek zorunda kalmıştı. 

Çar Nikola General Paskieviç komutasında 200 bin kişilik devâsâ bir ordu gönderdi. Macar Milliyetçileri birkaç meydan muharebesi kaybettikten sonra 12 Ağustos 1849’da dağıldılar. İçlerinde tanınmış devlet adamları, gözünü budaktan sakınmayan yiğit ordu komutanları ile meşhur sanat adamlarının bulunduğu 1.120 kişi Türk topraklarından içeri girerek ilticâ ettiler.

Avusturya ve Rusya ayrı ayrı Türkiye’ye nota vererek 1.120  isyancı liderin derhal iâdesini istedi. Sadrâzâm Reşid Paşa’nın oluruyla dönemin Hariciye Nâzırı Ali Paşa 17 Eylül 1849’da Viyana’ya 22 Kasım 1849 tarihinde de Rusya başkenti Petersburg’a gönderdiği cevâbi notalarla her iki ülkenin iâde isteklerini kesin bir dille reddetti.

Bu notalar İngiltere’de büyük yankı uyandırdı. Sokaklara dökülen halk günlerce Türkiye’ye sevgi gösterilerinde bulundu. O günlerde bir toplantıdan arabası ile dönen Türk Büyükelçisinin yolu kesildi. Sevgi selinde bulunan halk büyükelçimizi taşıyan arabanın atlarını çözerek arabanın arkasına bağladıktan sonra atların yerine geçti ve arabayı omuzlarıyla çekerek elçiliğe kadar götürdüler. 

Zâten bu arada kendisine özel görev verilen Keçecizâde Fuad Bey sahneye yeniden çıkmış, önce Bükreş’e giderek Romanya’yı teftiş etmiş, ardından Rusya Dışışleri Bakanı ile görüşmek üzere Petersburg’a geçmişti. Burada gerek dışişleri bakanı Neselrod’la gerekse 4 Ekim 1849’da Çar’la uzun görüşmeler yaparak ikna etmişti. Çar’ın ricasıyla orada 3 ay kalmış ve Mısır’a giderek 4 ay içerisinde Tanzimat esaslarını burada uygulamaya koyduktan sonra Mısır’ın vergisini yüzde kırk oranında artırarak İstanbul’a dönmüştü.

Ancak Rusya Çar Nikola tarafından “Hasta Adam” tabirini kullandığı Osmanlı Devleti için fırsat kollamaya başlamıştı. Kendince aradığı fırsatı bulduğuna inandığı bir plan yaptı. Buna göre, Kudüs'ü Şerifte Hz.İsa (a.s.) hâtırası taşıyan yerlerde Ortodokslar haksız muamele edildiğini ileri sürerek İstanbul'a gönderdiği Prens Mençikof'la Osmanlı Devletine beş gün içerisinde cevaplanması şartıyla Ortodokslara Kudüs'ü Şerif’te yönetim hakkı verilmesini içeren bir ültimatom verdi.

Sadrazâm Başkanlığında toplanan 43 kişilik bir heyet bu ültimatomu şiddetle reddettiğini Mençikof'a iletti. Bunun üzerine Prens Mençikof Başkent İstanbul'daki bütün Rus elçilik heyetini toplayarak 21 Mayıs 1853'te Türkiye’yi terketti. Diplomatik ilişkiler kesilmişti.

“Sûltân’ın elini yüzümde hissettim” (beni tokatladı) diyen Çar I. Nikola bu duruma çok kızmıştı. Önce İngiltere'ye Osmanlı Devletinin aralarında paylaşılması teklifinde bulundu. İngiltere, Rusya'nın sıcak denizlere ineceği tehlikesiyle bunu kabul etmediği gibi İstanbul'a bunu gecikmeden bildirdi.

Her iki teklifi de kabûl görmeyen Çar, Prens Gorçakof komutasında 185 bin askerle Kudüs'te isteği yerine getirilince boşaltacağını söyleyerek bir Türk Eyâleti olan Romanya'ya girdi, işgâl etti.

Rusya'ya savaş açmaya karar veren Osmanlı Devletinde, gelmiş geçmiş en iyi Dışişleri Bakanı ve Başbakanlık yapanlardan biri olan Büyük Reşid Paşa Fransa ve İngiltere'yi de yanlarına almak için yaptığı büyük diplomasi trafiğini bir taraftan devam ettirirken 4 Ekim 1853'te de Rusya'ya savaş açıldığını Avrupa'daki bütün başkentlere bildirdi.

Serdâr-ı Ekrem olarak ordunun başında bulunan Müşir Ömer Paşa, Tarihler 23 Ekim'i gösterirken 133 bin askerle hem Vidin'den, hem Yerköyü'nden, hem de Tutrakan'dan Romanya'ya girdi Kalafat'ı geri aldı.

Aynı kararlılıkla 5 Kasım'da General Dannenberg'in kolordusunu dağıttı, Ruslar panik halinde Bükreş'e kaçıp mevzilendiler ve yeni cepheler açmadan işin yürümeyeceğini anladıkları için Kafkasya'dan saldırıya geçtiler.

Kafkasya'da Abdi Paşa Şeyh Şamil'in desteğine rağmen başarılı olamadı.

5 Ocak 1954'te Romanya'da tekrar Türk Ordusunu Tuna'nın diğer tarafına atmak isteyen Rusların taarruzları hep boşa çıktı geri çekildiler.

Diğer taraftan diplomasi trafiği hızla devam ediyordu. Reşid Paşa'nın girişimiyle Fransa 27 Şubat'ta Çar'a savaşa son verilmesini talep etti. Çar; hem Fransa'yı, hem de İngiltere'yi dinlerine ihanet etmekle suçladığı gibi, Türklere yardakçılık yaptıkları iddiasında bulununca 6 Mart 1954'te Fransa ve İngiltere Rusya'dan büyükelçilerini çektiler.

Yetmedi, Sultân Abdülmecid'in müttefiklik teklifini kabûl eden Kraliçe Victoria ve III. Napoleon 27 Mart'ta Rusya'ya savaş açtıklarını duyurdular ve müttefik donanma Odessa'yı (Hocapaşa'yı) bombaladı 13 gemiye el konuldu.

Ruslarda bu ara Dobruca’yı işgâl etmişler 1830'da bağımsızlıklarını kazandırdıkları küçücük (sadece Mora Yarımadası) Yunanistan'ı güneyden harekete geçirmişlerdi. Ayrıca Tuna üzerinde önemli bir kale olan sadece 10 bin Türk askerinin olduğu Silistre'yi 80 bin askerle kuşatmışlardı.

Önce Fransa 3 yıl kalacağı Pire ve Atina'ya girdi Rus’ların kurduğu hükümeti düşürdü. Ardından Türkler Silistre Muhafazı Musa Paşa'nın yaptığı müthiş çıkışlarla Ruslara 40 bin zayiat (15 bin ölü, 25 bin yaralı) verdirmiş tam 9 generali ölen 2 Mareşali ağır yaralanan Ruslar Moldova'ya kadar geri çekilince 6 ağustosta Türk Ordusu yeniden tezahüratlarla Bükreş'e girmişti.

Varna'da toplanan müttefik ordu ise Kırım'a çıkartma kararı aldı ve 14 Eylül 1854'te Kırım'a çıkartma yaptı. 20 Eylül'de Alma, 20 Ekim'de Balaklava, 5 Kasim'da İnkerman meydan muharebeleri Türk Askerinin önemli katkısıyla kazanıldı.

Tuna boyundan Kırım'a gelen Müşir Ömer Paşa askerleriyle 17 Şubat 1855'te Gözleve Meydan savaşında Rusları bir kez daha bozdu.

55 bin Türk Askerinin bulunduğu müttefik ordu 200 bine ulaştığında önce Kerç Boğazına hâkim oldular, 28 Mayısta Anapa Kalesini düşürdüler ve Sivastopol Muhasarasını başlattılar.

16 Ağustos'ta Traktir Meydan Savaşı kaybeden Prens Gorçakof baskılar artınca bir gün sonra Sivastopol'u boşalttı. Böylelikle 11 ay süren muhasara bitmiş oldu.

Doğu cephesinde ise durum aleyhimize işliyordu. Ruslar 15 Temmuz 1855'te kuşatma altına aldıkları Kars'ı 4 ay 15 gün sonra Vâsıf Paşa açlıktan ölmemek için teslim etmek zorunda kaldı.

Paris'te 25 Şubat 1856'da başlayan barış görüşmeleri 30 Mart'ta imza altına alındığında, Kırım verilmiş Kars alınmış Beserabya (Bucak Bölgesi) İsmâil'le birlikte Türkiye’ye bağlı Moldova Prensliğine bırakılmış, Karadeniz'deki Rus donanması Baltık Denizine taşınmış ve Karadeniz'de ki tersaneleri yıkılmıştı..(Bizim için en önemli madde buydu.)

Bütün bu gelişmelerin yanı sıra Sûltân Abdülmecit, eğitim alanında birçok yenilik yaptı. 16 Mart 1848 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunun ilk öğretmen okulu olan ''Darülmuallimîn'' açıldı. Günümüzdeki adı Ankara Üniversitesi olan Mülkiye Mektebi de Sûltân Abdülmecit döneminde kuruldu. 

Ayrıca 1839 yılında memur yetiştirmek amacıyla bir okul, 1844’te Heybeliada Ruhban Okulu, 1859’da Kız Rüştiyesi, 1860’da Telgraf Mektebi kuruldu.

Osmanlı İmparatorluğunun ilk özel gazetesi olan Tercüman-ı Ahval' ise 1860 yılında Şinasi ve Âgâh Efendi tarafından çıkarılmaya başlandı.

Yine Sûltân Abdülmecid döneminde herkesten aylık kazancına göre vergi toplanmaya başlandı. Ayrıca 1840 yılında ilk kağıt para Kaime-i Mutebere ve 1844 yılında da ilk madeni para Mecidiye bastırıldı. Osmanlı Devletinin ilk bankası olan Bank-ı Derssadet 1847 yılında İstanbul'da kuruldu..

Sûltân Abdülmecid’in Annesi Bezmiâlem Vâlide Sûltân ve kendisinin pek çok hayır eseri hâlen günümüzde yaşamaktadır.

Çok hareketli geçen hüküm süresi vefâtıyla sona erdiğinde Yavuz Selim Camii haziresindeki türbesine defnedildi. Rahmetle anıyoruz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

gereksiz

...bir yığın döküman var..

Vehbi

Mason olduğu gayri resmi tarihte yazılı, tanzimat fermanımüslüman olmayanların devlete karşı gücünü artırmıştır, banknot sistemi o günden bugün de dahil yastığımızın altıdaki nakitleri çalarak reel değerleri azaltarak nominal değer üzerşnden eflasyon ve zamları körüklemekte. Şen ola düğün şenola.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23