• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Büyük Amiral Turgut Reis’in şehâdeti 17 Haziran 1565

17 Haziran 2023
A


Halit Kanak İletişim:

Trablusgarp fâtihi Turgut Paşa’nın Divân-ı Hümâyûn’u mütemâdiyen Malta’nın fethine zorlaması, Türk Deniz yolları üzerinde düşman yuvasının ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesinden kaynaklanıyordu. Fakat Sadrâzâm Semiz Ali Paşa henüz şartların oluşmadığı inancını taşıyor seferi sürekli geciktiriyordu.

An geldi Turgut Reis’in telkinleriyle Kânûni Sûltân Süleyman, fethettiği Rodos’tan 1523’te ayrılarak Gozo ve Malta’ya yerleşen Saint-Jean Şövalyelerinin buralardan sökülmesinin şart olduğu fikrini kabûl etti. Zâten Turgut Reis Gozo Adasını fethetmişti. Geriye 90 bin nüfusa ulaşan Malta kalmıştı. 

Kânûni’nin talimatıyla 1564 yılının son günlerinde Divân-ı Hûmâyûn bu konuyu görüşmek üzere toplandı. Kânûni’nin bizzat oğlu Veliaht Şehzâde Selim’in (II.Selim) kızı Gevherhan Sûltân ile evlendirdiği Kaptan-ı Deryâ Dâmât Piyale Paşa seferin neden gerekli olduğu konusunda saatler süren bir sunum yaptı. Nihayet deniz mevsiminde yâni 1565 yılının bahar ayında sefere çıkılmasına karar verildi.

Donanmamız, 1 Nisan 1565 tarihinde Barbaros Hayreddin Paşa’nın Beşiktaş sahilinde bulunan türbesini top atışlarıyla selamlayarak yola koyuldu. Donanma’da 130 adet baştarda ve kadırga, 14 adet kalyon ile 50 nakliye gemisi vardı. Nakliye gemilerine 175 muhasara topu ile birlikte 40 bin adet gülle, 20 bin kantar barut, 20 bin adet kazma-kürek ve bol miktarda erzak yüklenmişti.

Gemilere ise 13 bin Levent’ten başka, kara askeri olarak 11 bin 500 tımarlı sipahi ile 4.500 yeniçeri bindirilmişti. Kara askerlerine Vezirlerden Kara Mustafa Paşa kumanda edecek, deniz askeri Levent’lerimiz ise Kaptan-ı Deryâ Piyâle Paşa’nın komutasında olacaklardı. Turgut Reis ise Trablusgarp’tan kendi kuvvetleriyle gelecekti.

Donanmamızın hedefinde Mora Yarımadası’nın güneybatısında bulunan Türk Deniz Üssü Navarin vardı. Divân ve Sadrâzâm tarafından Mustafa ve Piyâle Paşalara Turgut Reis’in emirlerinden çıkmamaları tembih edildi. Aynı talimat Navarin’de açılarak okunacak olan Kânûni’nin fermanında da vardı.

Seferin nereye yapılacağı Navarin Üssüne varana kadar askerden gizli tutulmuştu. Ancak Malta Şövalyelerinin Üstâd-ı Âzâm’ı La Valette’nin İstanbul’da bulunan casusu Venedikli Giovanni vâsıtasıyla gemilere muhasara topları yüklendiğini öğrenmiş ve gerekli tedbirleri almakta gecikmemişti.

La Valette önce, yiyecek konusunda sıkıntıya girmemek için adada bulunan bütün kadın, çocuk, ihtiyar bütün halkı Sicilya’ya gönderdi. Sonra  savunulması güç olan meskenleri yıktırdı ve bütün su kaynaklarına zehir attırdı. Ayrıca bütün Avrupa’dan yardım istedi. II. Felipe başta Napoli Valisi olmak bütün bölgeye yardıma hazır olun talimatı verdi.

Bu arada Türk Donanması Navarin’e varmıştı. Piyâle Paşa Hatt-ı Hümâyûn’un içinde bulunduğu al keseyi açtırdı ve padişah emirlerini bütün askere okudu. Böylelikle hedefin Malta olduğu anlaşılmıştı. Hemen harekete geçildi. Dümenler Malta’ya kırıldı. 

Malta açıklarına gelindiğinde beklenmedik bir şey oldu. Mustafa Paşa Turgut Reis’i beklemeden 24 Mayıs’ta karaya asker çıkarmaya başladı. Elindeki bu kadar güçle hemen saldırıya geçerek Malta’nın fâtih’i olmak istiyordu. Piyâle Paşa Turgut Reis’in planlamadığı bir kuşatmanın akıbetinin iyi olmayacağını biliyordu. Bu yüzden Mustafa Paşa ile şiddetli bir şekilde tartışmış, şöhret peşindeki Mustafa Paşa’yı kısmen frenletmeyi başarmıştı. Ancak yine de Mustafa Paşa kuşatmaya başlattı. Üstelik söylediği şu söz incitici olmuştu; “Kale düşürmek korsanların işi değildir.”

Yâni Turgut Reis’i korsan olarak görüyordu. Piyâle Paşa haklı olarak bu söze alınganlık gösterdi. Halbûki, kendisini sefere gönderen Divân tarafından ve Kânûni’nin fermânında açıkça Turgut Reis’e tâbi olması söylenmişti. Zâten Mustafa Paşa karaya çukardığı askerle Şövalyelerin Üstâdları La Valette’nin olduğu Malta’nın ana kalesi Saint-Michel Kale’sini değil, sahilde bulunan Saint-Elme Kalesini kuşatmaya almıştı.

Bu çok acemice davranış Şövalyelerin Üstadı La Valette’nin gözünden kaçmadı ve Turgut Reis’in henüz Malta’ya gelmediğini anladı. Kendisine haftalarca zaman kazandıracak bu duruma çok sevinmişti. Derhal yeğeni Henri’yi o gece Palermo’da teyakkuzda bekleyen Kral Nâibine göndererek kuşatmanın başladığı haberini ulaştırarak âcil yardım talebinde bulundu…

27 Mayıs’ta İskenderiye Sancak Bey’i Uluç-Ali Reis 10 kadırgayla gelerek kuşatmaya katıldı. 900 asker ve mühimmat getirmişti. Turgut Reis ise 2 Haziran’da 23 harb gemisi ile adaya ulaştı. Yanında 2.110 deniz azabı bulunuyordu. Yanlış kalenin kuşatmaya alındığını görünce canı sıkıldı. Fakat askerin morali bozulmasın diye kuşatmayı kaldırmadı. Komutayı eline aldı ve 3 Haziran’da saldırıyı başlattı. 

Birkaç saat şiddetli çarpışmalardan sonra yalçın kayaların üzerinden burçlara ulaşan Levent’ler, şiddetli tüfek atışı ve başlarına fırlatılan kayalarla püskürtüldü. 600 şehit ve yaralı olmasına rağmen taarruzların ardı arkası kesilmedi.

Bir sonraki saldırıda 800 şehit ve yaralı, ondan sonrakinde 500 şehit ve yaralı verildi. Her taarruz saatler sürüyor ve çok şiddetli geçiyordu. Ali Portuk Bey ile Mehmed Bey Turgut Reis’in en iyi yardımcıları idi ve canla başla dövüşüyorlardı. 

Takvim yaprakları 17 Haziran 1565’i gösterdiğinde Turgut Reis kendi adına son taarruzu olduğunu bilmeden yiğit Levent’lerinin başında güneş doğarken beş bin kişiyle hücuma geçti. 3 saat süren şiddetli çarpışmalardan sonra Türk askeri kalenin birçok burcuna Türk Bayrağını dikmişti bile. 

Ancak bu sırada Turgut Reis’in başına bir şarapnel parçası geldi. Çok ağır şekilde yaralanmıştı. Fakat 80 yaşında olmasına rağmen elinden kılıcını bırakmadı. Beyaz sakalı tamamen al kanlara boyanmıştı. Başta talebesi Uluç Ali Reis olmak üzere bütün amiraller hemen Turgut Reis’i çadırına taşıdılar. Top-tüfek, kılıç-kalkan ve nârâların karıştığı sesler arasında Koca Deniz Kurdu Turgut Reis biraz sonra son nefesini vererek çok arzuladığı şehâdet şerbetini içti. 

Kaleyi düşürmeye ve Turgut Reis’in intikamını almaya yemin eden Levent’ler 6 gün içerisinde Saint-Elme Kalesini düşürdüler ve kalede direnen son 1.200 asker ve şövalyeyi imha ettiler. Yetmedi, denize atlayarak kurtulmak isteyen beş şövalyenin peşinden, Turgut Reis’i ölümüne seven onlarca Levent suya atladı ve orada işlerini bitirdiler. Sıra Reis’lerine karşı son vazifelerine gelmişti. Çok sevdikleri reislerinin cenâzesini 9 yıldır Beylerbeyi olarak görev yaptığı Trablusgarp’a götürerek oraya defnettiler. 

Turgut Reis, Beylerbeyi olarak görev yaptığı süre içerisinde pek çok zaferlere imza attığı gibi, Çad’ın güneyindeki kabileleri dâhi İstanbul’a bağlamış, devletin sınırlarını Orta Afrika’ya taşımıştı

Bodrum'a 19 km. mesafede bulunan Turgutreis mahallesinde (Karatoprak) çoban Veli’nin oğlu olarak dünyaya gelen Turgut Reis, kahramanlıklarla dolu bir hayat yaşamıştı.

Tunus’ta bulunan soyadı Dragut olan torunları her sene Bodrum yakınlarındaki Turgut Reis’in doğduğu toprakları ziyaret ederler.

400 sene boyunca Türk toprağı olarak kalan (hâlen öyle) Libya’yı fethederek bizlere emânet eden Turgut Reis’in emânetine Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde sahip çıktığımız için; “Ne işimiz var Libya’da” diyenlere inat, âcizâne bizim de ziyaret ederek duâlarımızı gönderdiğimiz Turgut Reis’in Libya-Trablusgarp’taki türbesi her gün yüzlerce sevenine ev sahipliği yapıyor. Mekânın cennet olsun KOCA REİS..

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

kitap olmalı

Allah razı olsun, bunları bir kitap olarak yayınlamanız gerek

رمضان

الله راضی اولسون
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23