Yoksa şeytanın ortağı aramızda mı?
İklimler değişiyor. Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, kutuplarda buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor. Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor, kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor... Dünyaya neler oluyor?
Türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtanlar, kitleleri en usta numara, felsefe ve bilimsel yalanlarla güden ve sömürenler, insanları fikren iğdiş edip kendi sistemlerinin kulu ve kölesi yapanlar… Allah’a iftira atıp, şeytana çalışanlar… Peki, kim bunlar?
Yeryüzünde her kıtada kan, gözyaşı, vahşet ve şiddet var. Medeniyetler çatışıyor, hak batıl mücadelesinde mazlumların sesleri arşa yükseliyor. Kıyamet mi yaklaşıyor, mehdi ve deccal mı zuhur etti?
Kıyamete yakın çıkacağı öngörülen en büyük fitne, Allah adına hareket ettiğini de iddia edip insanları ayartacak, kendine bağlayıp, saptıracak olan son ve en büyük musibet, şeytanın yardımcısı güçlü ve kötü ruh Deccal mı aramızda?
Ahlaksızlığın, karmaşanın, savaşların, çatışmaların çok yaygınlaştığı, terörün, cinayetlerin ve şiddetin günlük hayatın parçası haline geldiği bir dönemde doğudan gelecek ve Müslümanlar bir şehirde ortaya çıkacak, kırk günde dünyayı dolaşıp Mekke, Medine ve Mescid-i Aksa’ya giremeyecek Deccal bütün bu fitne fesadın sebebi mi?
Fitneyi en büyük koz olarak kullanan Deccal, medeniyetin zevk ve eğlencelerini, nefsin hoşuna gidecek her şeyi taraftarlarının, dostlarının önüne serer, onları makam, mevki ve maddî imkânlarla el üstünde tutar, refah ve saadet sunar. Kendini tanımayan kimseleri yokluk, azap, işkence ve sıkıntılara atar, hayatlarını zindana çevirir.
Bediüzzaman’ın belirttiğine göre ise Deccal bir kısım padişahlar gibi kuvvet, kudret, kabile, aşiret, cesaret ve servet gibi bir saltanat vasıtası olmadığı halde, zekâveti, fenni ve siyasî ilmiyle mevkii kazanır. Ve aklıyla birçok âlimin aklını emri altına alır, etrafında fetvacı yapar. Birçok öğretmenleri de kendine taraftar eder, din derslerinden soyutlanan millî eğitimi rehber edip tamimine şiddetle çalışır. (Şuâlar, s. 504.)
Dikkat çekmeden, yavaş ve derinden faaliyet gösterecek Deccal ve taraftarları için gizlilik esas olacak, bu amaçla “gizli teşkilatlardan” destek alacak ve bu gizliliğin bir gereği olarak, derin devletler oluşturup onların başına geçecek, adeta “görünmez bir güç” gibi hareket edecektir. Bu sayede sinsi bir şekilde bozgunculuğu organize edecektir.
Çok dilbazdır. Kandırmayı ve demagojiyi iyi bilir. Sahtekârlığı, sinsiliği ve oyunculuğu iyi bilir. Yüze güler fakat çok kahpedir. Sistemli bir şekilde plan hazırlar. Fakat sonunda kendi oyunu kendi başına geçerek belasını bulur.
Düşünüyorum da bütün bu anlatılan yaşananlar değil mi? Devam ediyorum…
Deccal barışa hizmet ettiğini, evrensel değerleri koruduğunu söyler. İnsan haklarını savunucu haliyle mümin rolünde görünür. Deccal bu dini ve insani değerleri savunduğunu söylerken diğer taraftan tam tersini uygulamaktadır.
Deccal adaleti sağladığını söyler ancak adalet sadece kendi taraftarlarınadır. Yani adaletsizlik diz boyu yükselir. Barışa hizmet ettiğini söyler ancak her savaşın ardından o çıkar. İnsani değerleri ve yardımlaşmayı basit örneklerle gösterirken diğer taraftan kaosta, karmaşada ve bozgunculukta başroldedir.
Deccal mutlaka tek gözlüdür. Körlük, gözünün ilahi gerçeklere kapalı olması anlamındadır, yani kalp gözü kördür. Mevlâna “İnsan hevâ ve gazap sebebiyle kör olur” derken bu körlüğün başka bir yönünü nazara verir. Bediüzzaman ise Deccalın yalnız münhasıran bu dünyayı görecek bir tek gözü var ve akıbeti ve ahireti görebilecek gözleri olmamasına işaret eder, yani iman gözü, gözünün hidayet ışığı kapatılmış, kalbi mühürlüdür der.
Deccal hurafelerin, yalancılık ve kötülüklerin sembolüdür. Deccal toplumda fesat ve anarşinin yaygınlaşmasına çabalar.
Deccal Yahudi’dir. Yahudi severliği, Yahudi koruyuculuğu ile Yahudi olduğunu anlamak mümkündür.
Deccalın çocuğu yoktur. Belki de hiç evlenmediği için çocuğu olmayacaktır.
Deccalın boyu çok büyüktür. Tamamen maddeci, tabiatçı, kendinde bir nevi sahte tanrılık tahayyül eden, kendine rükûa vardırır gibi boyun büktüren Deccalın boyunun büyük olması, iktidar ve icraatının büyüklüğüne, maddî ve siyasî gücünün fazlalığına işaret eder.
Deccal, rüzgâr gibi hızlıdır. Halka yalan vaatlerde bulunur, onlara mutluluk söz verir ama mutsuzluğu getirir. İnsanların nefislerine hitap eder, gerekirse onları çeşitli yöntemlerle ikna eder. İkna olmayanları ise sindirirler.
Deccal dini ve siyasi yönden çok güçlü olacak, kendisini çok nazik biri olarak gösterecek ve Dünya’nın ilgisini toplayacaktır.
Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylar ve oluşan gerilim ortamı, hadislerde zuhur eden fitnede sanki deccalın parmağı var gibi.
Firavunların, nemrutların yapamadığı tahribatı yapan Deccalı tanırsak onun şerrinden korunabilir, manevi dünyamızı tehlikelerden kurtarabiliriz.


