--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeter söz de karar da milletin

Burak Karen
Burak Karen

Beklenen oldu ve Başbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladı.  Muhtıra verildiğinde şapkasını alıp kaçan Başbakanların ülkesinde, muhtıra verenlere karşı muhtıra veren Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olarak yola çıktı, kuvvetle muhtemel ilk turda Türkiye’nin yeni cumhurbaşkanı olarak Çankaya Köşkü’ndeki yerini alacak.

Türkiye’nin son on iki yılına damgasını vuran, geliştiren, değiştiren, cazibesini artıran, demokrasisini güçlendiren, bölgesine ve İslam âleminde lider ülke konumuna getiren bir liderin Cumhurbaşkanı adayı olması, olması gerekendi. “Hazımsız muhalefet” hazmedemese de milli iradenin isteği ve desteği de aynı istikamette idi. 

Türkiye’de sadece Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmıyor. Yeni Türkiye ile eski statüko arasında büyük bir yarış, kavga yaşanıyor. Vesayet ile siyaset karşı karşıya. Cepheleşme bu kavgaya göre şekil alıyor. 

Bu seçimde sadece bir Cumhurbaşkanı seçmeyeceğiz. Cumhuriyetin kuruluşundan beri rejimin hamiliği görevi verilen reis-i cumhurluk makamı ile vesayet sisteminin tasfiyesinin oylaması olacak bu seçim. Erdoğan tarih yazıyor diğerleri fitne fücur peşinde. Onlar kıskanmaya, karalamaya, fitneye devam ettikçe yeni Türkiye yolunda ilerlemeye, Erdoğan da tarih yazmaya devam ediyor, edecek.

Muhalefetin tek enerjisi Erdoğan’a karşı geliştirdikleri küfür dolu söylemlerle oluşturulan nefret hissi. Tek motive şekilleri, deşarj noktaları bu ağız, bu kafa yapısı. Taraftarlarına yansıtabildikleri tek şey bu nefret dolu bir bakış açısı. 

Yıllardır yeni Türkiye’nin dokusuna, beklentilerine ve zamanın ruhuna uygun bir dil ve sentez üretemeyen, değişime yelken açamayan CHP, MHP ve diğer muhalif unsurlar yani Erdoğan’ın bileğini bükemeyenler yeni ittifaklar, koalisyonlar oluşturarak, öc almaya, yolunu kesmeye çalışıyorlar. 

AK Parti’ye karşı her seçimi kaybetmeyi neredeyse kanıksamış olan CHP, MHP ve diğerlerinin onulmaz bir refleksi haline gelmiş yanlışta ısrarları, aynı şeyleri tekrarlayarak farklı sonuç elde etme arzuları şeklindeki çocuksu ısrarları, Başbakan Erdoğan’a olan kin ve nefretleri siyasi rekabetten düşmanlığa dönüşmüş durumda.

İman ve küfür çizgisi, Hak ve batıl mücadelesi bu yaşananlar. Bu iki çizgi üzerindekiler arasındaki mücadele Hâbil ile Kâbil’den kıyamete kadar devam edecek. Hz. Musa (as)’ın Firavun ile mücadelesi. Hz. İbrahim (as)’ın Nemrud ile kavgası. Hz. Muhammed (sav)’in ve Ebû Cehil’in kesişen yolları. Güzel ile çirkinin mücadelesi hep oldu ve hep olacak. 

Başbakan Erdoğan’ın karşısındaki blok, Türkiye’nin milliyetçi-ulusalcı unsurlarından bir cephe inşa ediyor. Adını, şanını bilmedikleri bir adamın arkasında saf tutmaya başladılar. Birileri hem onlara bir aday tayin etti, hem de onları bu adayın etrafında birleştiriyor, kenetliyor.

Gölgelerin hareket ettiği karanlık yerlerde saf tutanların, ışık geldiğinde gözlerini kaybetmeye, anlama yetilerinden azat olmaya mahkûm olacaklarını unutmaya çalışıyorlar.

Erdoğan’ın Çankaya adaylığı Türkiye’yi yıllardır dizayn etmek isteyenlerin toplumu asla tanımadıklarının yeniden tescili oldu. Darbeler, cuntalar, vesayetler, medyanın ayak oyunları, postala durulan selamlar, kiralanmış kalemlerin hepsinin bitiş düdüğü çaldı. Geriye dönüşü olmayan bir yolda halkın dik duruşu yeni başlangıcın startı oldu.  Başbakan Erdoğan’ın aday olmasıyla birlikte seçimin neticesine dair genel bir fikir de kendiliğinde oluştu. Yıllardır hiçbir kehanetleri tutmayan, topluma dayattıkları sistemleri halk tarafından kabul görmeyenler yakında bir yenilgi daha alacaklar. 10 Ağustos’ta sadece 12. Cumhurbaşkanı seçilmeyecek. 10 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesiyle aynı zamanda kara bir dönem, vesayetler dönemi de kapanmış olacak. 

AK Parti yerli ve yabancı bütün politik gözlemcilerin seçimi kazanmasını garanti saymalarına rağmen rehavete kapılmadan hareket ediyor, etkili bir kampanya planlaması yapıyor ve bir gövde gösterisi içinde büyük bir coşkuyla kampanyasını başlatıyor. 

Türkiye’nin önündeki gündem, akıp giden olaylar, dahası henüz öngöremediğimiz ama her an şekillenebilecek yeni dengeler gözönünde bulundurulup hiçbir şeyi oluruna bırakılmıyor. 

Başbakan Erdoğan kendi tabanını son ferdine kadar mobilize etmek için disiplinli bir kampanya yürütmeyi planlıyor.

Bugüne kadar sembolik bir değeri olan Cumhurbaşkanlığı makamı o görüntüden kurtulacak. Yeni bir Türkiye’nin, yeni bir dönemin, dolayısıyla da yeni bir siyasetin kapısı sonuna kadar aralandı.  Damarlarımızda akan kan da bize ait olacak, muhtaç olduğumuz kudret de bize ait olacak ve bunun keyfini doyasıya yaşayacağız. 

CHP ve MHP cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyaset yerine ittifakı tercih etmesinin sonuçlarına da katlanacak. Yenilgiye doymayan lider görünümlü cücelerin varlık sorgulaması yapılmaya başlanacaktır. 

Darbeci gelenekten bürokratik vesayete, Kürt sorununun çözümünden terör meselesinin bitirilmesine, başörtüsü zulmüne son verilmesinden azınlık haklarının iadesine kadar bu ülkenin yakın tarihindeki birçok dert, artık geçmişte kalıyor.

Ümmetin yetimlerinin hamisi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı mağdur ve mazlum milletleri de sevindirdi. Balkanlar’dan Arakan’a kadar her coğrafyadaki ümmetin yetimlerinin sevinci yanında, Türkiye’nin büyüyüp güçlenmesini istemeyen başta İsrail olmak üzere batı dünyasını ise derin bir hüzün kapladı.  

Yarınlar bizim ve daha güzel olacak inşallah. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle