--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeniden milli mücadele

Burak Karen
Burak Karen

Yedi düvele karşı, dünya karmasına karşı savaş ediyoruz. Çok uluslu/ortaklı, kanlı ve kirli bir şirket olan, “siyasi” olarak ülkemizin rotasını değiştirmek için kullanılan terör örgütüne karşı mücadele ediyoruz.  

Kürtler adına öldüren bir terör örgütüne, Kürtler adına topraklarımızı parçalamak isteyen batının maşası bir örgüte karşı…

Yerli ve milli isimlere, dini değerlere karşı savaş açmış, kendisine kucak açan bir ülkenin bayrağını indirecek kadar alçak, askerini sırtından vuracak kadar kahpe, etek giyecek kadar şerefsiz bir yapılanmaya karşı… 

BND, MOSSAD ve CIA ajanlarının da içinde yer aldığı, eğitim verdiği, “İslam Düşmanlığı” ekseninde konuşlanmış, alçaklıkta, kahpelikte, vatana ihanette sınır tanımayan bir örgüte karşı…

Arkasında; başta ABD, İsrail, Almanya, İngiltere, İtalya, Hollanda, Rusya, Ermenistan, İran, Irak, Suriye olmak üzere Doğu ve Batı Cephesi’ne dâhil yedi düvelden devletin bulunduğu bir terör örgütüne karşı…

Haçlı-Siyonist ittifakının derin amaçları doğrultusunda içimizdeki akılsızların, cahillerin, hainlerin sayesinde bağımsız Müslüman Türkiye’ye saldıran satılmışlara karşı…

Kötülüğün dili, şeytanın lisanı ve kazancı olan terörü seçen çaresizlere karşı…

CHP, MHP, HDP, Aydın Doğan, FETÖ, cemaat medyası, Cumhuriyet gazetesi, kara sermaye, Mimarlar Odası, Barolar, Ateistler kısaca aynı dili konuşan “vatana ihanet cephesi”ne karşı…

Cumhurbaşkanı’nın sözlerini çarpıtan, sosyal medyada kampanyalar düzenleyen, haçlı Siyonist ittifakının piyonu, bağımsız Müslüman Türkiye’nin düşmanı iletişim kanadına karşı.. Yürekleri kara nefret bağlamış, kendilerini solcu sanan zavallı budalalara karşı..

80 vekille Meclis’e girdikleri halde siyaseti değil de “silahı” tercih eden sözde “barış güvercinleri”ne karşı…

Tunceli’de teröriste sahip çıkan, Güneydoğu’da PKK militanlarına gıda taşıyan, Meclis’te, terör örgütüne karşı yapılan mücadeleyi basın toplantısı düzenleyerek eleştiren, terör örgütünün kazanacağını söyleyen, “şehitlerin cenazeleri üzerinde tepinen” siyasi kanada karşı…

Paralel bir evrende, Kandil kırması, Cihangir şiveli ve Alman mahreçli diliyle kimseye söyleyecek anlamlı bir sözü bulunmayan, Kandil karşısında siyasi irade koyamayan, kaybediş türküsünün son kuplesini seslendiren Demirtaş ve saz arkadaşlarına karşı…

HDP’nin şizofrenik hallere varan duruşuna karşı… Medya dünyasından, sermaye sektörüne, terör örgütlerinden bazı siyasi oluşumlara kadar Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen birçok cepheye karşı…

Hesap kitap yaparak, tezgâh kurarak, medya ve sosyal medya manipülasyonlarıyla, küresel güçler karşısında sinmiş, bölgede etkisi olmayan “Erdoğan’sız Türkiye”, eski Türkiye’ye geri dönüş hayalleri kuranlara karşı savaşıyoruz.

Acilen ve ihtiyaçtan, “önce vatan” diyen herkesin siyasi ayrılıkları, geçmiş hesapları, eski kırgınlıkları yok sayıp bir araya gelmesi elzemdir. Türkiye’yi ve hakikati karartmak isteyenlere karşı kalbi seferberlik ilanı mecburidir. 

İflah olmaz bir açgözlülük, intikam duygusu, kinle, tarif edilemez bir canilik, kahpelik, ahlaksızlıkla yerli ve milli isimlere, dini değerlere hamasetle, duygu patlamalarıyla, öfkeyle yapılan saldırılara karşı tek vücut olunmalıdır. 

Terörle mücadeleyi Erdoğan’ın politik hesabına indirgemek gibi alçakça bir dil kullanan cemaat medyasına, vur-kaç yöntemi ile bu psikolojik savaşta HDP ve örgüt yanında yer alan Doğan medyasına karşı bu ülkede yaşayan, bu ülkeyi vatanı olarak gören ve seven herkes “haddini bil” duruşu sergilemelidir.

Terörü kutsayan, terörden medet umup ölüm kışkırtıcılığı yapan, sırtını silaha dayayarak meydan okuyanlara anladıkları dilden konuşulmalıdır.

Sözün bittiği yerdeyiz, herkesin durduğu yeri sorgulaması kaçınılmazdır. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken zamandayız.

 Küresel baronların, batı kulüplerinin içerideki örgütleri eliyle icra ettikleri, güncellenmiş bir Haçlı Siyonist Seferi’ne karşı…

Türkiye’nin her bir karışının huzuruna ve birliğine yönelmiş teröre karşı…

Şiddetten beslenen, gözyaşları üzerinden iktidar hesabı yapan, imece usulü bir darbe iklimi yaratma amacı güdenlere karşı…

Bir iç savaş, milleti birbirine kırdırma, Türkiye’yi Suriyeleştirme peşinde olanlara, Alevi-Sünni çatışması, Türk-Kürt çatışması peşinde olanlara karşı… PKK’ya araçlarıyla silah taşıyan, dağdaki teröristlere erzak götürürken yakalanan vicdanları kararmış milletvekillerine karşı.. Dost görünüp ele silah veren, ölüme gönderip, büyük kazanımlar elde eden, fitne tohumları serpiştirerek bu topraklarda kontrol edilebilir lider çıkarma gayretindeki dış güçlere karşı… Kandil’i “güvenli bölge” gibi görüp, Türkiye içerisinde kurtarılmış bölgeler peşine düşen ve devleti tehdit eden bir avuç vicdansız, satılmış çakallara meze olanlara karşı… 

Prangalarından kurtulan, sadece insanımız için değil, dünya için de yeni bir umut olan Türkiye, dengelerini akılla, mantıkla, stratejiyle yeniden düşünmek, hamlelerini doğru yapmak zorundadır. 

Türkiye, bu vahşi meydan okumaya boyun eğmeyecektir. Bu tür vur-kaçlar PKK’ya nesilden nesile kalacak kanlı bir mirastan başka bir fayda sağlamayacaktır.

Bomba yüklü arabayı uzaktan kumandayla patlatmak korkaklıktır, namertliğin daniskasıdır. Bu ahlaksız savaşı, aşağılık eylemi yapan teröristi “kahraman” ya da “özgürlük savaşçısı” diye başlarına taç edenler bu aşağılık teröristler kadar vicdansızdır, aşağılıktır.

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle