--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ya tam susacaksınız ya kan kusacaksınız

Burak Karen
Burak Karen

Kutsal günlerinde ayin yapma bahanesiyle Mescid-i Aksa’ya baskın yapan Yahudiler Müslümanların ilk kıblesinde Kuran-ı Kerim’i ayaklar altına aldılar, minbere kadar postallarıyla girdiler, zafer nağraları atarak cami ve çevresinde tahribat yaptılar.

Tüm dünyanın gözü önünde yapılan bu terörist saldırılarla uluslararası toplum, insanlık, uluslararası anlaşmalar ve tüm örfler ayaklar altına alınırken tüm dünya sessizliğini korudu, Erdoğan Filistin’i, Mescid-i Aksa’yı dünya gündemine taşıdı. 

İsrail, Müslümanlarla alay edercesine Mescid-i Aksa’ya baskın üstüne baskın yaparken, yazılı açıklama yapmaktan öteye gitmeyen İslam İşbirliği Teşkilatı “hiçliğin” gölgesinde çırpınışın ötesine gidemedi. 

Sırf Allah’a ibadet görevinin yerine getirilmesi amacıyla inşa edilmiş bir mabet olan Mescid-i Aksa’ya dünyanın gözü önünde alçakça saldırıldı, işgal edildi, çiğnendi. Oysa Kudüs’e sahip çıkmak tüm muvahhitlerin vazifesidir.

Acının hüküm sürdüğü, ölümün hayatın bir parçası olan bu coğrafyada aslında çiğnenen Müslümanların onuruydu, mukaddesatıydı, yaralanan insanlığın vicdanıydı. Aksa’ya saldırı İslam’a saldırıdır.

İsrail’in yaptığı tam anlamıyla düşük yoğunluklu bir istilaydı, artan ihlallerinin asıl hedefi ise Mescid-i Aksa Külliyesi’nin mevcut hukuki statüsünü değiştirmek ve burayı “Yahudilerle Müslümanlar arasında bölme”ye ön hazırlıktı.

Direnen masum sivil halk, insan görünümlü kanla beslenen vampirler tarafından en ağır silahlarla acımasızca taciz edildi, tartaklandı. 

Bu ilgisizlik, bu suskunluk Filistin’de yaşanan acıların her gün biraz daha artmasına, Filistinli kardeşlerimizin kendilerini yalnız ve çaresiz hissetmesine sebep oluyor.

Terörist İsrail devleti hem Süleyman Mabedini ortaya çıkarmak için Aksa’nın altını oyuyor hem de taciz ve baskınları iyice artırıyor. 

Onlar zalimlerin zulmü altında inlerken aldığımız nefes bize dar gelmiyorsa, yuttuğumuz lokmalar boğazımızda düğümlenip kalmıyorsa, o acıların çaresizliğini içimizde hissetmiyorsak nerede kaldı bizim kardeşliğimiz, nerede kaldı Müslümanlığımız?

Dünyada Müslümanların başına gelenlere bakıp da uykusu kaçan, iştahı azalan, dualarında o masum, mazlum insanları, kardeşlerini anan, yardımı düşünen ve yardım için gayret sarf eden Müslümanlar nerede, ne ile meşgul?

İslam âleminde İsrail’e sesini yükselten tek lider Erdoğan. Filistin için “yeter artık” diyebilen tek İslam ülkesi Türkiye. 

Erdoğan’ın hak arama sevdası, Türkiye’nin bölgesindeki yükselişi, coğrafyasında yeniden kazandığı anlam ve bunun küresel ölçekteki karşılığı, birilerini inanılmaz ölçüde rahatsız etti.

Fetullah Gülen eliyle Türkiye’yi yönetmek isteyenlerin, kendini solcu sanan zavallı budalaların, yürekleri kara nefret bağlayanların, vatana ihanet cephesinin hedefindeki tek isim oldu Erdoğan. 

Terör örgütü, yasal temsilcileri ve Gezi’den beri müttefikleri olan çevreler şehit cenazeleri üzerinden Erdoğan’ı PKK marifetiyle yıkmayı deniyorlar. 

Paralel camia terörle mücadeleyi “Erdoğan’ın politik hesabına indirgemek” gibi alçakça bir dil kullanıyor.

Doğan medyası adeta vur-kaç yöntemi ile bu psikolojik savaşta HDP ve örgüt yanında yer alıyor.  

İsrail, Erdoğan bizim için büyük tehlike diyor. Muhalefet partileri, karşıt STK’lar hep aynı dili konuşuyor.

Kanlı pusular nedeniyle terör örgütüne ve onun siyasi uzantısına gelecek öfkeyi hafifletmek için gayret sarf eden Doğan grubu… Bin yıl sürecek olan kin ve düşmanlıkla beslenen CHP… Yerli ve millî isimlere, dinî değerlere düşman Cumhuriyet gazetesi… Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen kara sermaye… Haçlı-Siyonist ittifakının derin amaçları doğrultusunda Bağımsız Müslüman Türkiye’ye saldıran cemaat… Erdoğan nefretiyle kendilerini zehirleyen yargıdaki ve ordudaki malum klikler… Gayrı milli ittifakın asıl amacı, Erdoğan’ın şahsında bağımsızlaşma hamlesini engellemektir. 

Rusya’yla, Çin’le “flörte” başlayan, Ortadoğu’da söz sahibi olmaya kalkan bir Türkiye, çıkarları kesişen, örtüşen Amerika, Avrupa, İsrail ve hatta İran için tehdit sayılıyor. 

Komprador burjuvazi, kart Siyasîler, müstemleke basını, muhalefet, FETÖ, Millî Görüş’ün “milli”si kalmamış bakiyeleri, Kemalistler, Lâikler, liboşlar, Komünistler, Faşistler, Liberaller, Kokanalar, Odalar, Borsalar, PKK, DHKP/C, MLKP, Batı Medyası, “Think-Thank”ler, Amerika, AB, İngiltere, Almanya, İsrail, İran, Irak, Suriye, Ermenistan, FBI, CIA, MOSSAD, BND “Erdoğan gitsin” diyor. 

Bütün bu gayrı milli ittifakın asıl amacı, Erdoğan’ın şahsında aslında ülkemize, milletimize, milli iradeye, değerlerimize, kazanımlarımıza, birlik ve beraberliğimize saldırıdır, bağımsızlaşma hamlesini engellemektir.

Varlık şerefini, haysiyetini, izzetini İslâm’a borçlu olan milletimizi ruh köklerinden kopartmak, Türkiye’deki tüm problemlerin Erdoğan’ın şahsına irca edilmesidir.

Şerefini, haysiyetini, izzetini kaybetmiş, aslından koparılarak İslâm ahlâkından uzaklaştırılmış ve Batı’nın arzu ettiği hüviyete bürünmüş, batılı gibi düşünen, yaşayan ve hareket eden fertler yetiştirmek amacıyla Tayyip Erdoğan karşıtlığı maskesi altında İslâm düşmanlığı yapılmaktadır.

Bir ülkenin başkomutanı hedef alınıp suçlanmak isteniyorsa, kesinlikle bu işte bir hinlik vardır. Dün Sultan Abdülhamit’e kızıl sultan sarayına yürüyoruz diyenler bugün Erdoğan’a diktatör sarayına yürüyoruz diyorlar. Oyun aynı, film aynı, senaristler aynı, sadece oyuncular farklı…

Abdülhamit hana sahip çıkamamanın bedelini 100 yıl kaybederek ödedik. Bu sefer bedel ödemeyeceğiz…

Ya tam susturacaklar ya kan kusturacaklar…

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle