--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Vekil olmak mı, asil kalmak mı?

Burak Karen
Burak Karen

Genel seçim Haziran’da. Dört ay gibi bir süre var ama bütün partilerde “seçim borsası” açıldı. Kimileri oy vereceği partiyi araştırırken kimileri de milletin vekili olmanın yollarını arıyor. 

Aday adayları siyasi partilerin kapılarında milletvekili adayı olabilmek için kuyruğa geçmeye, o partinin liderine ulaşmaya, tepe yönetiminin karşısında takla atıp cambazlık yapmaya başladı.  

Bu süreçte siyasi partilerde bazı vekil adayları öne çıkmaya, partiler de Türkiye’nin sorunlarına çözüm getirecek projelerini açıklamaya başladı. 

Süreçle “kulis”ler de hızlandı. İstifa eden bürokratların kapısını çaldığı ilk adres AK Parti. Canlılık en çok AK Parti’de. Aday adayı olmak günün menüsü. 

Yaklaşan seçim takvimi, partilerin hazırlıklarını da hesaplarını da gün ışığına çıkarmaya başladı. Muhalefet her zamanki gibi değişim, gelişim, aktivasyon yerine iktidar partisinin iç dinamiklerinden kaynaklanacak senaryolara oynuyor. Evini toparlamak yerine, komşunun bahçesine bakarak hasat umuyor.

Bürokraside üst düzey bürokratların çözüm yerini Meclis olarak görmeleri ve kendilerini halkın beğenisine sunmaları, ülkede demokrasinin gelişiminin ve yerleşiminin işareti sayılır.

Bazı insanlar milletvekili olmak için neden bu kadar çırpınır? Bunca sıkıntısına rağmen herkes milletvekili olmak istiyor, neden? 

İşin ulvi boyutu ya da ideolojik bir duruş sergileme arzusu insanları bu çabaya itmiyor, milletvekilliği ülkemizin en cazip “mesleği” konumunda. Bazıları vekilliği kendisine dokunulmazlık kalkanı oluşturmak için, bazıları itibar, bazıları da ceylan derili koltuğun maddi manevi getirisi için tercih ediyor. 

Bazı tipler aday yapılamayacağını iyi bildiği halde egolarının tatmini için aday adayı olurlar. Bazıları bir üst makama sıçrama tahtası, bazıları da ihale alabilme derdindedirler.

Bu süreçte “cazibe merkezi” konumundaki AK Parti’nin çok ciddi bir aday tespiti yapması ve kadrosunu Türkiye’nin meseleleri doğrultusunda hazırlaması zaruretten de ötededir. Yanlış adayların Ankara’ya gönderilmesi ülke için telafisi zor bir kayba neden olacaktır. 

AK Parti yenilenirken, toplumsal talepler ve beklentilerin, daha kuvvetli olarak siyasi iktidar alanına taşınması da yenilenmenin dinamiğini oluşturmalıdır. Siyasette gerçekten ustalık mertebesine yükselmiş birçok isim artık AK Parti’nin ve Hükümetin yönetiminde olmayacağı için karar organları ince eleyip sık dokumak zorunda.

Adayın kişilik analizi yapılırken hedefinin para mı, güç mü, dokunulmazlık mı, hizmet mi olduğu iyi tahlil edilmeli ve karar verilmelidir.

Ülke meselelerine duyarlılık, toplumun beklentileri, milletvekili olması istenecek adayların taşıması gereken özellikler iyice tespit edilmeli ve bu özellikleri taşıyan insanlar arasında tercihler yapılmalıdır.

Altına gireceği ağır sorumluluğun hesabını verebilecek, bilerek can yakmayacak, bir haksızlığın önüne geçmek için çaba sarf edecek, bir ananın yüreğindeki ateşi söndürmek için terini akıtacak, bir gencin hayatını kurtarmak için gecesini gündüzüne katacak, her şeyden önemlisi de özeleştiri yapabilecek kişiler tercih edilmeli, o koltuklara oturması sağlanmalıdır.

Önemli olan milletvekili olmak değil, ülkemizde ve Dünya’da yaşanan haksızlıklara meydan okumak ve acı dolu olaylara çözüm bulmak ya da çözüm bulmaya çalışmaktır. 

Milletvekilli olmak önemli değil, yaşanan kara tabloları beyaza çevirmek, akan gözyaşlarını dindirmek önemlidir. 

Milletvekilliği önemli değil, bu milletin hayrına çalışmak, milletin acılarını hafifletmek, milletin yüzünü güldürmek önemlidir. 

Milletvekili olmak önemli değildir, masumların koruyucusu ve kimsesizlerin kimsesi olmak önemlidir. Ağzına götüreceği bir lokmada ülkedeki açları düşünebilmek, lokmaların boğazına dizilebilmesi, yutulamaması önemlidir.  

Başını yastığa koyduğunda yapamadıklarını düşünüp, yapması gerekenlerin ve yarının programını planlayarak uyuyamamalı, yüzünü güldürebileceği insanların mutluluklarının rüyasını görüp güne başlayabilmelidir. 

Hastanedeki hastayı, hapishanedeki mahkûmu, maddi imkansızlıklar nedeniyle okulunu bırakan genci, evine ekmek götüremeyen işsizi, okuldaki öğretmeni, tarladaki çiftçiyi, emeği, göz nurunu, işçiyi, memuru düşünmeli, bu düşündüklerini anlamalı, yani empati yapabilmelidir.

Vebalin farkında olması, empatiyle anlaması, üzerindeki ağır sorumluluğu hissetmesi gerekir.

Bizi temsil edecek vekil, yiğit, güçlü, kuvvetli, gözü pek, düşüncelerini açıkça söylemekten çekinmeyen, sözüne güvenilen, sözünün eri, korkusuz ve cesaretli olmalıdır.

Seçim öncesi Yunus, seçildikten sonra firavunlaşıp kendini bulunmaz Bursa kumaşı zanneden, burnundan kıl aldırmayan, helal haram kaygısı olmayıp kesesini doldurmaya çalışan, kendine ihtiyaç duyanlara hava atıp aşağılayan değil, okuyan, araştıran, düşünen, aktüeli takip eden, felsefe, sosyal psikoloji, ekonomi, tarih gibi sosyal bilimleri bilen, en önemlisi de gözleri yaşarabilen olmalıdır.

Siyaseti komisyon için değil, misyon için yapanlar tercih edilmelidir. Önderi Makyavel, tek ilkesi çıkar olan, siyasetinin ekseni olmayan dün dündür bugün bugündür mantığıyla memleketin başına tebelleş olan tipler olmamalıdır.

Siyasette ilkesi, ideolojisi ve hedefi olan, vizyona tav olmaya tenezzül etmeyen, bir “dava”, bir “ideal” sahibi olarak partilerin çeşitli kademelerinde yıllar yılı görev alanlar çalışıp çabalayanlar, siyasetin cefasını çekip, sefası için zaman ve para harcayanlar tercih edilmelidir.

Sözün özü...

Siyasetten medet uman seçmene, siyaset dışı güçlerden medet uman toplum mühendislerine yatırım yapar. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle