--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

UEFA çirkin yüzünü gösterdi

Burak Karen
Burak Karen

Son yıllarda futbolu tehdit eden şike, yolsuzluk ve ırkçılık konusunda sert tedbirler alacağını söyleyen UEFA son kararıyla genlerinde olanı açığa vurdu.
Futbolun imajını korumak, bu oyunun her zaman temiz ve adil olduğunu gösteren bir otorite sergileme gerçeğiyle var olan UEFA, haçlı zihniyetinden kurtulamadığını Steaua Bükreş’e vermediği/veremediği cezalarla gösterdi.
2 yıldır neden sümen altı edildiği hiç anlaşılmayan Türkiye dosyası yeniden işlerlik kazandı. Koskoca UEFA, iki yıl düşündükten sonra kulüplerle ilgili kararları nihayet aldı, şahıslarla ilgili neticeye varamadı.
Ben burada “Ceza yersizdi, boşu boşuna ceza verildi” diye bir serzenişte bulunmayacağım. Bizim iki yıldır birbirimize itiraf edemediğimiz gerçeği, kralın çıplak olduğunu sonunda birileri suratımıza haykırdı.
İtirazım niye ceza verildiği, cezanın fazlalığıyla da alakalı değil. “Sıfır tolerans” diye yaygara koparan UEFA’nın Fenerbahçe, Beşiktaş ve Steaua Bükreş kararlarındaki büyük çelişkisine, uyduruk kararına isyan ediyorum.
Feryadım UEFA’ya ve küstah Fransız Platini’ye. İsyanım UEFA’nın “eli” ve “yel”iyle kanatlanan, Platini’nin “dil”iyle konuşanlara.
Başka ülkelerin takımları söz konusu olunca bin dereden su getiren UEFA ve sahtekârlığı geçtiğimiz Avrupa Futbol Şampiyonası oylamasında tescillenen Platini ve emrindeki cüceler Türk futboluna her fırsatta “darbe” vurmayı kutsal görev mi sayıyorlar bilemiyorum.
Sürece ve isnat edilen suçların ağırlığına baktığımız zaman Beşiktaş’a verilen 1 yıl men cezası ile Steaua Bükreş’e 5 yıl içinde tekrar edilmemesi kaydıyla verilen 1 yıllık erteleme cezası büyük bir eşitsizlik ve çelişki yaratıyor.
Steaua Bükreş adına Gıgı Becali, 2008 Mayıs ayında Universitatea Cluj-CFR Cluj arasındaki ligin son maçında Steaua Bükreş’in şampiyon olabilmesi için Universitatea Cluj takımına 1.7 milyon Euro teşvik primi gönderiyor, para çantada tespit ediliyor, teşvik primi itirafı açık ve Romanya mahkemesinin kararıyla Becali şu an cezaevinde.   
Steaua Bükreş, Avrupa’dan 5 yıl ihraç istemi ile UEFA Disiplin Komitesi’ne gitti, ceza almadan kurtuldu. Beşiktaş, Fenerbahçe daha hafif bir dosya ile gitti, cezası artarak çıktı. Peki, UEFA neden Steaua’ya ceza vermiyor da bizim kulüplere veriyor?
Böyle çifte standart olur mu? Maalesef adil hak dağıtması gereken mekanizma kokmuş.
Ellerinde şikenin görüntüleri varken Steaua Bükreş’e niye ceza vermedi/veremedi? Daha önce de Porto’ya veremediler, Milan’a veremediler. Milan gitti şampiyon oldu. İspanyol, Alman, Fransız ya da başka bir Hristiyan Avrupa kulüplerine hiç yapamazlar bunu.
Bu karar adil değil… Bu karara imza atanların vicdanlarının rahat olmadığından eminim. Bu karar sporun etik değerlerine uygun değil. Bu karar sporun kardeşlik vurgusunu yalanlar biçimde alınmış bir karardır.
UEFA adalet dağıtıcı sıfatıyla adaletsizlik yapıyor. Medeniyetten dem vurup kabile kararları alıyor. Hakkı savunup haksızlık yapıyor.
Olay 2010-2011 sezonunda yaşanmış, şimdi ortada ne o günün Fenerbahçeli/Beşiktaşlı futbolcuları, ne antrenörleri, ne de yöneticileri yok. O günkü sporcu, yöneticinin işlediği hatanın günahını bu günün sporcusu, idarecisi niye çeksin?
Fikret Orman boynuna geçen çirkin halkayla niye uğraşsın? Geçen sürede Beşiktaş’ın 27 kişilik kadrosunun 19’u, Fenerbahçe’nin 30’da 18’i değişmiş. Antrenörler değişmiş. Yönetimler değişmiş. Ortada ne İbrahim Akın kalmış, ne Mosturoğlu, ne Adalı kalmış, ne Turan.    
Madalyonun diğer yüzünde ise bize ait hatalar zinciri var. 3 Temmuz 2011’de başlayan süreçle beraber anlaşmadan çok anlaşamama, anlamaktan ziyade anlamama, akıl sır erdirmeme, inanmamak için gayret gösterdik.
Eski TFF aylarca “Yeterince delil yok” diye konuyu sündürdü. Ortada yeterince delil yoktuysa neden Fenerbahçe’yi Avrupa’ya göndermedin? Aylarca masum olduğunu iddia eden Fenerbahçe sonra neden CAS’taki davasını geri çekti?
Aziz Yıldırım süreci iyi okuyamadı, uzlaşmaya hiç yanaşmadı, herkese “gider” yapmayı marifet saydı. Fenerbahçe adına yapılan savunma tamamen şike üzerine kurgulandı. Oysa Fenerbahçe cezayı şikeden değil “yalan beyan”dan aldı.  
Fenerbahçe’nin iki, Beşiktaş’ın bir yıl ceza alması demek, Avrupa Kupaları’nın getireceği olası ekonomik gelir ve prestijden uzak kalması demek.
Beşiktaş’ın, Fenerbahçe’nin böyle bir suçlamayla, cezayla karşı karşıya kalması, paradan çok daha önemli. Bu da işin diğer yönü.
Beşiktaş ve Fenerbahçe milyonlarca Euro kaybetti ama üstüne düşen bu şike gölgesini nasıl kaldıracak, esas sorun bu. Beşiktaş, Fenerbahçe kendi inanılmaz dinamikleri ve gücüyle parasal değerleri yerine koyabilir ama bu gölgeyi, şüpheyi ortadan kaldırmak, parasal değere sahip olmak kadar kolay olmaz.
Beşiktaş’a yapıştırılan lekeyi hiçbir parasal değer kaldıramaz. Fenerbahçe’ye vurulan karayı hiçbir mekanizma temizleyemez. Bunun altından kim nasıl kalkacak bekleyip göreceğiz. Kararın bozulması, böylece bizim bozulan sinirlerimizin düzelmesi, yüzümüzün gülmesi, umuduyla...

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle