--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Terörün gizli sebebi dolar euro savaşıdır

Burak Karen
Burak Karen

Düşünüyorum da asrın çılgın bela-mının okyanus ötesinden gönderdiği beddualar hedef şaşırıp Türkiye yerine Avrupa’yı mı vurdu!? Pensilvanya’daki ininden gönderdiği “Evlerine ateşler sal, yerin dibine batır. Zırvasından zirvesine kadar hepsini yerin dibine batır” içerikli son bedduası Müslümanlar yerine terörü besleyenleri kahr-u perişan mı eyledi!?

Siyonist uşağı Gülen daha önce de terör örgütlerine bela yağdırmış ve “Allah umduklarının aksiyle onları tokatlasın, yerle bir etsin, hazan yemiş yapraklar gibi savursun, gübreler gibi toprağın bağrına devirsin, gübre kılsın hepsini” diye beddua etmişti. Son ateş bükücünün duası kabul oldu ve kendi örgütü gübreleşti, hizmet abilerinin her biri bir tarafa kaçtı.

Ya da Cumhurbaşkanımız Sayın R. Tayyip Erdoğan’ın Avrupa ülkeleri ve teröre destek veren, yönlendiren ve Türkiye’ye karşı kullanan ülkelere, “Koynunuzda yılan besliyorsunuz. Ne zaman mayına basacağınızı asla bilemezsiniz. Ama bunun kaçınılmaz bir son olduğu da açıkça ortadadır” uyarılarının ertesi günü cevap bulması bir siyasi öngörü.     

Asrın siyasi cücesi CHP liderinin “Brüksel de dâhil bütün terör saldırılarının sorumlusu R. Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetidir” beyanı ile olayın failini ifşası bir siyasi ahmaklık değil mi?

İnsan gerçekten hayret ediyor. Alçakların, ikiyüzlülerin kol gezdiği bir dönemde ülke menfaatlerini gözetip, gizli güçlerin terör üzerinden hesaplaşmasına kafa yoracağımıza terör üzerinden siyaset üretiyoruz. Yazık…

Etme, bulma” dünyası…

Afganistan’ı, Irak’ı yerle bir eden, Arap Baharı adı altında Tunus, Libya, Yemen ve Mısır’ı kıskaca alan, sonrasında büyüyen Türkiye’nin Arap dünyası ile arasına girerek Suriye’yi dizayn etmek isteyen Batı dünyası, terörü besledi, büyüttü, palazlandırdı.

Terörün hamisi konumundaki Batılı devletler ile terör örgütleri kol kola derin planlar yapıp masum halkları katlederken sorun yoktu. Bombalarla oynayan teröristleri savunuyor, koruyorlardı.

Bizi çok ağlatan, can yakan katiller, kuklalar, taşeronlar, namlularını, onlara çevirince gerçeklerle yüz yüze geldiler.

Kimi, ne zaman, nerede vuracağı hiç belli olmayan terör can yakmaya devam ediyor. AB’nin başkenti Brüksel’deki patlama Avrupa kıtasında hayatı durdurdu. Yeni bir bomba patlar korkusu hayatı esir aldı.

Hayat durdu, ülkeye büyük korku ve panik hâkim. Sokaklar kimsesiz, ıssız. Uçuşlar durdu, metrolar kapatıldı, tren seferleri iptal edildi. 

Sözde barış siyaseti yapan fikri esir, irfanı esir, vicdanı esir biçareler özgürlükle katliamlar arasında nasıl bir ilişki kuracaktır merak ediyorum.

Terörden medet uman, terörün esiri olur.

Myanmar’da Müslümanlar ateşe atılırken, Afganistan’da, Yemen’de, Irak’ta Müslümanlar toprağa düşerken, Ege ve Akdeniz Suriye’den hayata kaçan insanlar için mülteci mezarlığına dönerken umurlarında değildi. Ortadoğu’da harita çizen, İslam dünyasını parça parça eden istihbarat servisleri cirit atıyordu, üzülmüyorlardı.

Coğrafyamızdaki paylaşım savaşlarını terör örgütleri üzerinden yürütenler batıda barış, doğuda şiddet politikası güderek ilgisiz kaldılar, ruhsuz davrandılar. Terör kendilerini vurunca, canları yanınca bağırmaya, ağlamaya başladılar. 

Terör İngiliz anahtarı gibi her kapıyı açıyor, her canı yakıyor. 

Dünya ciddi bir terör dalgası ile karşı karşıya. “Terör silsilesi” bir sağdan bir soldan vuruyor.

Dünyanın terör fay hattı kırıldı. Küresel bir terör tehdidi ile karşı karşıyayız. Yaşanan bu saldırılar zincirin bir halkası. Tüm dünya teröre karşı tek yürek olmak zorunda.

İnsanlığa karşı işlenmiş en büyük suç olan teröre kucak açan, katilleri muteber, satılmışları baş tacı yapan Batılı ülkeler terörün bir ilkesi ve ülkesi olmadığını, her an her yerde, üstelik hiç beklemedikleri bir anda karşılarına çıkabileceğini yaşayarak öğrendi.

Oysa terör bir vahşettir ve nereden, kime karşı gelirse gelsin sebep-sonuç ilişkisi aynı kriterler ile değerlendirilmelidir.

İstikrar ile kaos, izzet ile zillet, refah ile yoksulluk, sulh ile savaş, emniyet ile korku, huzur ile şekavet, muhabbet ile adavet, hukuk ile zorbalık arasında seçim yapmak gerekliliğini en derinden hissedecekler. 

Acılarla, gözyaşlarıyla dolu zaman dilimindeki tüm kaoslar ve terörün ardında “güç savaşları” yatıyor. Bugün tüm dünyada akan kan ve gözyaşının görünmeyen sebebi “dolar-euro” savaşıdır, bu savaşı yöneten “üst akıl”dır. 

ABD, Rusya ortaklığı AB’nin dağılması için onlarca ülkede milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olup, körüklüyorlar. Bu gizli güçlerin hesaplaşmasıdır. 

Saldıranlar büyük devletler. Ama biz onları değil, küçük kullanışlı taşeronlarını, bazen El-Kaide, bazen IŞİD, bazen YPG, bazen de PKK’yı görüyoruz.

Savaşlar da, terör de, göçler de, şiddet de, kaos da İslam topraklarında olsun, bütün bu cefayı, korkuyu, sıkıntıyı Müslüman milletler yaşasın istiyorlar.

Fakat küresel yapı değişiyor. Batı ülkelerinin içinden geçtiği buhran süreci, bir yandan küresel sistemi yeniden şekillendirirken, diğer yandan sahneye yeni aktörler sürüyor. 

Ulusal güvenliğimizi, bölgenin siyasi muhataplarıyla ve “küresel oyuncularla” değil, kendimiz çizebilmeliyiz. Bölgemizde olup bitenleri, sıcak gelişmeler üzerinden okuma ve konjonktürel tavır alarak yeni bir rota doğrultusunda çözebilmeliyiz.

 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle