--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Siyasi mücadele yerine siyasi şarlatanlık

Burak Karen
Burak Karen

AK Parti iktidarına karşı askerle, polisle, yargıyla, medya gücüyle verdiği siyasi mücadeleyi kaybeden vesayet cephesi siyasi şarlatanlığa başladı.

Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Hakan Fidan, 25’inci Dönem milletvekili genel seçimleri aday adaylığı başvurusunu geri çekti. Hakan Fidan’ın yeniden MİT Müsteşarlığı’na atanması başta gizli muhalefet Gülen çetesi ve siyasi muhalefetin zoruna gitti, geri dönemez diye feryadı bastılar.

Bir dönem MİT’i babasının çiftliği gibi kullanan CHP zihniyeti Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarlığına yeniden atanmasını hazmedemeyip Bakanlar Kurulu kararının “hukuksuz” olduğu gerekçesiyle iptali için dava açtı.

Neymiş bir siyasi partiye üye olan Fidan yeniden MİT Müsteşarlığına getirilemezmiş ve getirilmemeliymiş. Orası kimsenin babasının çiftliği değilmiş, adı gibi milli olmak zorundaymış, arka bahçe değilmiş.

Bunlar ucuz kahraman, işi gücü bırakmış bir memurun görevine yeniden dönmesine bayrak açmışlar. Ülkede çözülecek başka mesele kalmamış, yapılacak başka bir iş yok Hakan Fidan’ın göreve iadesini mahkemeye taşıyorlar.

Doksan yıl boyunca bu ülkenin her kurumu sizin babanızın çiftliği değil mi idi? İktidar olmadığınız halde yıllar yılı bu ülkeyi arka bahçeniz gibi kullanıp at oynatmadınız mı? 

Şükrü Ali Ögel dört yıl boyunca hem CHP milletvekilliği yapıp hem de MİT Müsteşarlığı görevini yürütmedi mi?

Hintli Müslümanların Türk Kurtuluş Savaşı’nı desteklemek maksadıyla, Atatürk adına gönderdiği paralarla 26 Ağustos 1924 tarihinde kurulan İş Bankasını babanızın malı gibi sahiplenip doksan yıldır yemiyor musunuz?

Bu bankanın, dolayısıyla da bütün yan kuruluşlarının yönetim kurulunda bulunmak buralarda kadrolaşmak ve verilecek kredilerde söz sahibi olmak size ne gibi ayrıcalıklar kazandırıyor hiç düşündünüz mü? Ülkenin beyaz Türkleri bu “yağlı kapı” babanızın çiftliği mi? Bu İŞ’te bir karışıklık yok mu?

Yargı bir dönem CHP zihniyetinin, sonrasında ise okyanus ötesi “tapınak şövalyeleri”nin arka bahçesi değil mi idi? Hoca Efendi’nin askerleri, yeni müttefikleri CHP, MHP, HDP, YARSAV, bir kısım yandaş medya ve terör örgütü birleşerek darbe anayasasına sahip çıkmıyor mu? 

CHP iktidar olma hayalini yitirdiği gibi, yenilgi yenilgi yıpranmanın da öfkesiyle toplumda hakaret ve nefret söylemiyle gerilimi artırıyor.

Muhalefet iktidarın hızına yetişemiyor, proje üretemiyor, toplumun beklentilerini dile getiremiyor ve her defasında halkın tokadını yiyiyorsa, o zaman gerilimden, şiddetten ve hakaretten medet umacaktır. Fikir üretemeyen, küfür üretir.

Muhalefet etmek için molotof kokteyli eline alıp gösteri yapacağını söyleyen bir siyasetçi, çaresizdir, acziyet içindedir. Şiddetten medet umuyor, ağız dalaşından nemalanıyor, sinkaflı siyaset dili kullanıyorsa sıkıntıları vardır, biçaredir. 

Kılıçdaroğlu’nu konuşurken dinleyin ve konuşurken sarf ettiği cümlelerden nasıl bir bilinçaltı taşıdığına sizler karar verin.

Bu ülke için, komşularınız için, Ortadoğu için B planlarınız, alternatif politikalarınız yoksa o zaman sadece eylemleri ve icraat yapanları kötülersiniz. Bir milli şuurunuz, bir tarih bilinciniz, bir aidiyet duygunuz ve ortak kültür anlayışınız yoksa o zaman kötülemekten başka üreteceğiniz bir politika olmaz.

Bu toplumda CHP zihniyeti hiçbir zaman İslami değerlerle, milli kimlikle barışık olmamıştır. İnönü’den itibaren Atatürk’ün gölgesinde laikliğin kalkan yapılarak toplumun nasıl kamplara ayrıştırıldığı aşikârdır.

Muhalefetin ekonomi politikası var mı, eğitim politikası nedir, dış politikası nasıl olacak, kimse bilmiyor. Sürekli tehdit eden, parmak sallayan, hakaret eden, çareyi Anayasa Mahkemesinde arayan muhalefet liderleri görüyoruz karşımızda.

HDP’nin sokak eylemlerini ve ölümlere son vereceği korkusuyla yasalaşmasını engellemek istediği İç Güvenlik Paketi’nin çıkmaması için sabahlayan vekillerden Hasip Kaplan, “milletvekili çok çalışmaz” çıkışı yaparak, “meclis elbette yasama görevini yapacak ama kölelik düzeninde bir çalışma tarzını insan onuruna aykırı buluyoruz” dedi. Kaplan, “Bizler burada hep ayaktayız. Bu saatte, sadece pavyonlar ve barlar açıktır” diyerek bilgisini ve ilgisini gözler önüne serdi. Hayra ortak olmak yerine karşısında olan bu zihniyet kendisini de pavyon fedaisi zannediyor.

CHP aday adaylarının ağırlandığı Halk TV’de skandal vaatler sıralanıyor. CHP İstanbul 1. Bölgeden Aday Adayı bir zibidi İmam hatiplerin sayısının azaltılacakmış, ezanın sesini kısacakmış, Diyanet’i revize edecekmiş. Daha aday adayı iken kin kusan bu cahil cühela yarın iktidar olursa neler yapar düşünün. Camileri ahıra çeviren, meyhane yapan bu zihniyet değil mi?  

Bu vaatlerden sonra da halk bu gerzeği vekil seçip, partisini iktidar yapacak öyle mi? Bu zihniyet bu yüzden elli senedir iktidar yüzü görmüyor. Bu siyasal söylem, bu muhalefet tarzı ve seviye ile seçimlerin hepsinden her defasında halkın sillesini yiyip kıçının üzerine oturuyorlar. 

İşte bu yüzden de AK Parti yöneticileri bu kadar çapsız, bu kadar beceriksiz, bu kadar zavallı bir muhalefetle hemhal oldukları için yatıp kalkıp şükrediyorlar, devamı için dua ediyorlar. AK Parti kendisinin sinerjik gücü olan ve iktidara taşıyan lokum gibi bir muhalefeti kaybetmek ister mi? 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle