“SGK BANK” niye kurulmaz?
Ekonominin can damarlarından birisidir bankalar. Hem üretime, hem de tüketime destek verirler. Ülkemizde bankalar, bu zamana kadar çok hor kullanılan kurumların başında geliyordu. Birçok kereler banka krizi yaşandı.
Her krizden çıkışta, birçok banka el değiştirdi. Özellikle ülkenin önemli bankaları ya yabancılara satıldı ya da yabancılar ortak alındı.
Yani, gelen yabancılar doğrudan yatırıma gelmiyorlar. Parayla para kazanma yolunu seçip, istedikleri anda çıkıp gidiyorlar. Tabi bunun faturası da ağır oluyor. Faturayı ödeyen hep halk oluyor.
Küresel devlerin Türk bankalarını satın almalarındaki etkenlerin başında yüksek büyüme ivmesinin yakalanması oldu. Türkiye’de patlayan kredi talebinin yanı sıra, kredi kartı gibi henüz bakir olan ve büyük potansiyel taşıyan ciddi kârlı alanlardan elde edilen gelirler ile bankalar hızla büyüdü.
Bankaların faiz dışı gelirleri artarak 2013 sonunda toplam yıllık gelirinin 33 milyar lirasına ulaşırken, faiz dışı hizmetlerden alınan ücretlerde rekor kırıldı. Sadece kredi kartı ücreti olarak toplanan para 7.4 milyar liraya ulaştı. Yabancı bankalar da ağırlıklı olarak bireysel bankacılığa yöneldi.
Sektörde bireysel kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 35 olmasına karşın, özellikle yüzde 100 yabancı sermayeli bazı bankalarda bu oran yüzde 60’a kadar ulaştı.
Türkiye’de bankacılık sistemi kelimenin tam anlamıyla yabancılaştı. Yabancılar Türk finans sektörüne yatırımlarının sonucu adeta ihya oldular.
Ülkemizde faaliyet gösteren 56 banka var. Yabancıların hissesi bulunan banka sayısı toplamda 38. Bu bankalardan 18’inin yüzde 99 ve üzeri hisseleri yabancıların elinde imiş.
Türk bankacılık sisteminde yabancıların toplamdaki payı yüzde 40’lara yaklaşırken, Borsa İstanbul’un yabancı hisse sahiplik oranına göre bu oran yüzde 45’i geçti.
Yabancıların sistemdeki payının bu kadar yükselmesi piyasalarda olası manipülasyonlara zemin hazırlar ve birçok tehlikeyi beraberinde getirebilir. Batı ülkelerinde bu oranlarda yabancılaşma görmek mümkün değil.
Hiç düşündünüz mü, gerek kullanılan kaynaklar ve verilen hizmetler açısından, gerekse Türkiye’nin merkezi yönetim bütçesinden sonraki en büyük bütçesine sahip Sosyal Güvenlik Kurumu SGK kendi bankasını niye kurmaz?
2014 yılı için Kurum gelirlerinin 180 milyar 13 milyon, giderlerinin ise 201 milyar 597 milyon olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğü, Hükümetin 2014 yılı bütçe programına göre, SGK nın fon varlığı 79,3 milyar lira ile GSYH’nin yüzde 4,6’sına ulaşacak olan SGK bu döngüyü kendi kuracağı bankasında gerçekleştiremez mi?
Ayrıca 2014 yılında İşsizlik Sigortası Fonu’nun prim geliri GSYH’nin yüzde 0,36’sı, faiz gelirinin yüzde 0,32’si ile fona yapılan devlet katkısının yüzde 0,12’si oranında gerçekleşecek. Fonun toplam giderleri ise GSYH’nin yüzde 0,25’i oranında gerçekleşecek. Böylece 2014 yılında fon varlığının 79,3 milyar lira ile GSYH’nin yüzde 4,6’sına ulaşması hedeflenirken kurumdaki veznelerini bile kapatan SGK yetkilileri hem işlemleri çabuklaştırmak hem de kurumun kazancını artırmak için banka kurmayı niye düşünmezler acaba?
Ülkemizde 8 milyon 48 bin kişiye emeklilik, malullük, ölüm aylığı ile dul ve yetim maaşı ödeyen SGK bu ödemeleri başka bankalara aktarmak yerine kendi kuracağı bankadan ödeyemez mi?
SSK’dan emeklilik, malullük ve ölüm aylığı alanların sayısı 4 milyon 605 bin, Bağ-Kurdan aylık alanların sayısı 1 milyon 7 bin, Emekli Sandığının aylık ödediği emekli, dul ve yetim sayısı ise 1 milyon 660 bin.
SSK’ya prim ödeyen çalışan sayısı 8 milyon 73 bin, Bağ-Kurlu prim ödeyen sayısı ise 3 milyon 429 bin kişi. 12 milyona yaklaşan ülke insanının prim ödemelerini kurum bünyesinde kuracağı bankadan alarak 25 milyara yaklaşan gelir-gider açığını kapatmayı deneyemez mi?
2014 yılında SGK ya faturalı ödemeler, ek karşılıklar, emeklilere yapılan ek ödeme, devlet katkısı, prim teşviklerinden kaynaklanan transferler ile prim ödeme gücü olmayanların GSS primi de dâhil olmak üzere yapılacak ödemleri niçin kurumun kendi bankasından yapılmasın?
30 bine yakın personeline yılda bir milyar TL den fazla maaş ödeyen SGK çalışanına ödeyeceği maaşları kendi kuracağı banka aracılığıyla yapsa hem binlerce gence iş imkânı sağlamış olur, hem hizmet kalitesini artırmış olur hem de her sene açık veren bütçesine katkı sağlamış olur.
Ekonomi demek, üretim-tüketim esasına dayanan ve her değeri para olan bir politikadır. Yani kısaca para demektir. SGK sahip olduğu imkânları doğru kullanarak ekonomide kuracağı döngüyle bir mucizeye imza atamaz mı?
Kurum gelirlerinin takibini yapmak için canları pahasına çalışan bin “icra memuru”na üvey evlat muamelesi yapan, çalışanlarının haklarını artırmak yerine törpüleyen bir kurum böyle bir atılım yapar mı? Bekleyip göreceğiz.
PTT Bank örneği sinerjik bir güç olarak alınarak “bismillah” denilebilir. Yenilenecek ufuklar, yeni aranacak heyecanlar, kendine güven bu işin sırrı olsa gerek.


