--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Şer ittifakına karşı milli bir duruş sergileyebilmek

Burak Karen
Burak Karen

Baş döndüren gelişmeler oluyor ülkemizde... Türkiye dışarıdan korkunç bir kuşatılmışlık altında, içerden de büyük bir “fitne” hareketiyle savaşıyor. 

Dilipak üstadımın sıralamasıyla derin devlet, paralel devlet, PKK, DHKP-C, DAEŞ, İsrail, Tapınakçılar, Esed, malum medya, STK görünümlü Truva atları, Soros, Blacksand hepsi birlik oldu, hepsi aynı safta birleşti ve ülkemize, hükümetimize, milletimize savaş açtı.  

Güvenlik güçlerine tuzaklar kuran, kentleri kana bulayan terörizme karşı, ülkenin bütünlüğünü ve toplumun güvenliğini korumaya çalışan hükümet ve hükümetin başarısız olması için birleşerek, ele ele eylemler hazırlayıp her biri bir koldan saldıran iç ve dış güçler.

Kürtlerin haklarını inkâr edip, hak taleplerini faili meçhul ve işkence ile karşılayan, asimile eden bir devlet yerine, Kürt realitesini tanıyan, baskı, inkâr siyasetlerini terk eden, Kürtçenin önündeki engelleri kaldıran, Kürtlere eşit yurttaşlık haklarını vererek barış, özgürlük ve demokrasi yolunda devrim yapıp her şeye rağmen “barış süreci” diyebilen bir hükümete, güvenlik güçlerine tuzaklar kuruluyor, kentler kana bulanıyor. 

Kandil fütursuzlaştı ve her gün şehit haberlerinin geldiği bir tabloya geri döndük. Bölgede örgüt baskısıyla sokaklara çöken korku, güvensizlik ve terör ya da roketatarlarla dolaşan yüzünü kapatmış insanların saçtığı dehşet insanımızı tedirgin ediyor, ürkütüyor.

Ortadoğu coğrafyasında oynanan satranç karşılaşmasında kendilerini de oyun kurucu sanıp aslında piyon olarak kullanılan siyasi figürler…   

Terörizmi siyasetin bir aracı olarak görüp “terörist” i “özgürlük savaşçısı” diye tanımlayan HDP’liler…

Demokratikleşme ve insan hakları adına Kürt kimliğini tanıyan, Kürtçe konuşmayı yasak olmaktan çıkaran, Kürtçe gazete ve kitap yayınlanmasına olanak sağlayan, Kürtçe televizyon kuran hükümete savaş açan beyaz Kürtler…

Büyük kentlerin elit kesimlerine, sahil bölgelerinde liberal, eğitimli, varlıklı kesimlere hitap eden bir seçkinci parti durumunda CHP’liler…

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yalılarda viskisini yudumlayıp HDP’ye oy veren şerefsizler” diye tanımladığı kökü dışarıda azgın zengin azınlık…

Demokratikleşme” için atılan adımların hiçbirinden memnun kalmayan, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan takıntılı nefretleri yüzünden devletle PKK’yı aynı kefeye koyup, Demirtaş’ı cilalayan malum medya…

Erdoğan’ı ve Ak Parti’yi “terörün dini, diyaneti, mezhebi, ırkı yoktur; terör nereden gelirse gelsin karşısındayız” şeklinde duruş sergiliyor diye “tekerleme” söylemekle itham eden boyalı basının kiralık kalemleri…

Devletin Kürtler üzerindeki ret, inkar ve asimilasyon politikalarını sonlandıran, dahası devlet adına malum güçlerin Kürtler üzerindeki baskısını ortadan kaldıran Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetine karşı oluşturulan STK konsorsiyumu…

Ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarına dayanarak teröre karşı ortaya koyduğu kararlı mücadeleye karşı “çifte standart” ve “ikiyüzlü tutum” takınarak Türkiye’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya yönelik gerçekleştirdiği hava operasyonlarını kınama basiretsizliği gösteren Arap Birliği Genel Sekreterliği… 

Güvenlik güçlerine tuzaklar kuran, kentleri kana bulayan terörizme karşı, sergilediği vahşetlere karşı sessiz kalan, hatta cunta yönetimlerini destekleyen,  ya da halkları karşısında günü kurtarmak adına ağzının içerisinden geveleyerek çok cılız tepkiler veren İslam ülkeleri ve liderleri…

Bölgede mezhepler arası çatışmayı körükleyen, Suriye’de Şii yönetimin iktidarda kalması için milyonlarca Sünni Müslümanın ölmesine seyirci kalan, ülkemizdeki Alevilerin el altından destekçisi konumundaki İran…

AK Parti iktidarına muhalefet eden grupların enerjisini barındıran fay hatlarını harekete geçirmeye çalışan Amerika-İngiltere-İsrail…

Ulusal çıkarları doğrultusunda bir dünya kurmak hayaliyle bölgenin şekillendirilmesini arzulayan ve Türkiye’nin bölgede etkin bir rol üstlenmesinden duyduğu rahatsızlığı her ortamda dile getiren, yüreğindeki kin hiç soğumayan, Türkiye’yi PKK saldırılarına karşılık verirken “orantılı” olmaya çağıran Avrupa Birliği…

Baştan beri meşruiyetini ve varlığını gizli siyaset, ideolojik tutum ve devletle çarpışmak olarak konumlandıran, Ak Parti’ye karşı devletin içinde örgütlenen, devletle çatışan ve çelişen Cemaat anlayışı…

Kendinden olmayan ve kendisine rakip olarak gördüğü herkesi/her kesimi ellerindeki emniyet ve yargı marifetiyle haksızlığa uğratan, silahı hak arama olarak gören bir terör örgütüne karşı şefkat ve duyarlılıkla yaklaşan Fetullahçı Terör Örgütü-Paralel Devlet Yapılanması FETÖ/PDY…

Ülkesine ihanet etmekten, teröristlerin yanında yer almaktan, devamlı yalan, iftira, baskı, şantaj, karalama kampanyaları üretmekten, vatanı için çalışan, hayatını ortaya koyan, hainlerin kurşununa, taşına, molotofuna, çelik bilyesine, fişeğine, bombasına karşı göğsünü siper eden askerimize, polisimize hayâsızca saldırmaktan utanmayan paralel medya…

Gazeteleri, televizyonları ya da Twitter’daki trolleri vasıtasıyla tehdit ve şantajlarını sürdüren, terörle mücadeleyi değil, terörü destekleyen paralel sevdalılar…

Şer eksenli birleşim terörün önlenmesi, uzlaşma kültürünün benimsenmesi, hoşgörü ve insan yaşamının kutsallığının özümsenmesi, insanların ayırım gözetilmeksizin daha mutlu ve huzurlu bir dünyada yaşayabilmelerinin, ancak barış ortamında sağlanabileceğinin içtenlikli çabalar sonucu tüm evrene yayılabileceğini anlamamazlıktan gelip barışı es geçiyorlar.

Bu ülke ne zaman ayakları üzerinde durma iradesi gösterse, hariçten ve dâhilden engel olmaya çalışanların çok olduğu /olacağı herkesin malumudur.

Bu engellemelere rağmen yürüyebilmek, işte bütün mesele budur…

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle