Sekmen’i dinlerken
Kültür hizmetleri kapsamında manevi değerlere saygılı her türlü kültür ve sanat faaliyetine, eserlerine destek verip, birçok dalda özgün ve seçkin eserler oluşmasına yönelik yarışmalar ve sergiler açarak, düşünce düzeyini yükseltecek, konferans ve paneller düzenleyip Erzurum’a yeni bir ruh kazandıracak bir başkanla mı tanışacağız hayalini kurmaya başladım.
Şehir kültürü inşasına bir tuğla koyma görevini hep ihmal ve inkâr etmiş bir belediye başkanından sonra daha koltuğa oturmadan TYB’nin ziyaret edilecek olmasına kafamda yüzlerce anlam yükleyerek hızlı adımlarla TYB’ye geçtim.
Sekmen gülen yüzüyle içeri girdiğinde nefesler tutulmuştu. Yazarlar Birliği camiasından Sekmen’e uzanan yalnızca eller değil, gönüllerde açan çiçekler de avuçlar içine saklanmış şekilde takdim edilir gibiydi.
Çünkü memleket diyaloğa, kucaklaşmaya, paslaşmaya susamıştı. Çünkü şehrin düşünürleri gölgesiyle kavgalı, aynasıyla dargın bir “küçük” beyinden sonra kültür, sanata uzanacak ele hasretti.
Sekmen konuşmaya başlayınca yüzlerde tebessümlerin arttığını, oluşan buselerin raksa başladığını, gönül dostluğunun iletişimini tamamladığı görülüyordu.
Hayata geçirilecek projelerle Erzurum’a kültürel bir kimlik kazandırmayı amaçladıklarını belirten Sekmen, “Üzerimizde taşıdığımız bu ağır yükün, sorumluluğunun bilincindeyiz. Yönetim anlayışımız; kentte yaşayan tüm insanların kaynaşması, dayanışması ve hemşericilik bilincinin pekişmesi çabalarını geliştirerek, barış, huzur ve kardeşliğin en üst düzeyde tesisine yönelik çalışmaları en öncelikli görev sayan bir anlayıştır. Temel düsturumuz “İnsana, inanca, geçmişe saygı, dünya barışına katkı” olacaktır.”
“El birliği, güç birliği, söz birliği dahası gönül birliğiyle sanat, eğitim, bilişim-teknoloji alanında, sosyo-ekonomik ve kültürel alanda Erzurum’u layık olduğu düzeye taşımak, kültür ve sanatın tüm güzellikleriyle buluşturmak, spor tesisleriyle, yeşil alanlarıyla cazibe merkezi haline getirmek istediklerini” belirten Sekmen, “Şehir ve kültürün tasarlandığı, yönetildiği, politika oluşturulduğu, uygulandığı ve yaşatıldığı bir ortam ve platformun fiziki mekânını yaparak işe başlayacağız ki; medeniyet ve şehir kültürü kucaklaşmasını sağlayabilelim, kültür sanat alanında hamle yapan bir şehir hayalini gerçekleştirelim” dedi.
Sekmen sözlerini şöyle sürdürdü: “Yerel yönetimler; çoğulculuk, şeffaflık, katılımcılık gibi demokratik ve çağdaş kavramların uygulandığı laboratuvar durumundadır.”
“Bizim yerel yönetim anlayışımız; çağdaş, modern sosyal ihtiyaçların rutin belediyecilik anlayışından öte tüm insanları ve tüm semtleri aynı sevgi ve şefkatle kucaklayan, kenti top yekûn düşünen, bu kentin geçmişten günümüze uzanan tüm değerlerine sahip çıkarken; onları koruyup, kollayarak günümüzde de güncelliğini sürdürmesi için çaba gösteren, geçmişle günümüz arasında köprü görevini üstlenen bir anlayıştır.”
“İçinde bulunduğu bölgenin çevre şartları, sosyal, kültürel, ekonomik, etnik ve yönetim durumuna göre şekil almış Erzurum, evrensel değerleriyle bir Dünya Mirası kentidir. Erzurum’a düşünürler, gezginler, yazarlar, bilim adamları hep farklı bir boyuttan bakmışlar ve istisnasız herkes bir ayrıcalık bahşetmiştir.”
“Fakat Erzurum’un şehir yaşamı ne kültürel etkinliklerle ne de turizmde yeteri kadar beslenmediği, değerlendirilemediği gerçeği de apaçık ortadadır. Bizim amacımız şehrimizi bölgesinin cazibe merkezi yapmaktır. Bizim amacımız Erzurum’u her alanda çok daha ileriye götürmektir. İstiyoruz ki bu şehirde yaşayan insanlar, huzur bulsun, mutlu olsun ve yaşadığı şehirle iftihar etsin.”
“Dünyadaki çağdaş, iyi ve güzel gelişmeleri, kültürel faaliyetleri ve sanat eylemlerini şehir halkıyla paylaşmak ve kentlisini evrensel değerlerle donanımlı hale getirmek, artık belediyecilik anlayışının vazgeçilmezidir” dedi.
Merkezi rahatlatan, bürokrasiyi azaltan, gerekli müdahalelerin daha kolay ve hızlı yapıldığı, hizmetlerin verimli üretildiği ve insanlara daha rahat ulaşıla bilinen bir yapının oluşturulacağı bilgisi bütün sorunların çözümü için yeterliydi ve şehir kültürü inşası açısından önemliydi.
Sekmen’i dinlerken eskilere gittim ve beynimde patlayan isyan şimşeğiyle irkildim. Bu memleketin suçu neydi ki iki dönem şehrin halkıyla küskün, belediye çalışanıyla kavgalı birini şehrul emin olarak tanımış onurlandırmıştık.
Bir tarafta giderayak belediyedeki kadroları ilgisiz tiplerle doldurarak Sekmen’in önünü kesmeye çalışan bir ucube, diğer tarafta ise iki haftada bütün sivil toplum örgütlerini, derneklerini ve esnafın çoğunu gezen, gülen yüzüyle şehrin insanına moral aşılayan, umut veren bir başkan.
Tebessümüm sadaka olduğunu bilip gülen yüzüyle şehrin halkına kardeşlik aşısı yapan bir başkan.
Söyleyecek çok söz var. Biz son sözü söyleyelim: “Hoş geldin Başkan, iyi ki geldin.”


