Şehir eşkıyaları baskında
CHP zihniyeti, CHP’li vandallığı hiç değişmiyor, değişmeyecek. Nerede bir kriz varsa CHP’li orada.
CHP ile akıl, özgürlük, demokrasi bir araya gelmiyor.
CHP her zaman olduğu gibi kaos ve kargaşayı nasıl üretirimin peşinde.
Eski Türkiye özlemiyle yanan CHP zihniyeti halktan alamadığı yetkiyi zorbalıkla elde etmeye çalışıyor. Tarihi, sayısız baskı, zorbalık ve zulümler ile dolu olan CHP, yeni bir zorbalığa daha imza attı.
CHP’li vekillerin TRT’yi eşkıya gibi basması kravatlı vandallığın son sürümü.
Anti-demokrat, baskıcı, statükocu, faşist CHP zihniyeti TRT Genel Müdürü Şenol Göka’nın makamını basarken baskı, zorbalık ve zulmün niçin kendileriyle özdeşleştiğini yeniden gösterdiler.
CHP Grup Başkanvekili Levent Gök ve beraberindekiler, küfür, hakaret, taciz, kişilik haklarına saldırı, nezaketsizlik, terbiyesizlik, ileri gitme, haddi aşma örnekleri sergileyerek “kolektif şizofreni” hastalığıyla kıvrandıklarını gösterdiler.
1991 yılında İsmet İnönü hakkında TRT’de yayınlanan belgeseller nedeniyle TRT Genel Müdürü Şenol Göka’nın makamını basarak hakaretler ve tehditler yağdıran CHP’li milletvekilleri tarihin kara sayfalarındaki yerini alırken bugün aynı zihniyetin şehir eşkıyaları tehditler savurarak değişmediklerini gösterip, aynı vandallığı tekrarladılar.
CHP’li milletvekili “Seni kabul etmiyoruz, sen burada genel müdürlük yapamazsın” diye yırtınıyor.
Sen kimsin, bu hakkı nereden alıyorsun bre gafil…
O Genel Müdür o makamda oturup icraatlarını yaparken, sende ağzı açık aptallar gibi onları izleyeceksin.
Kendileri gibi düşünmeyeni “göbeğini kaşıyan adam” etiketiyle karalayan, her seçim döneminde, “benim oyum ile dağdaki çobanın oyu niye bir” homurtularıyla uyanan, “siyasi yandaşları olmayan” seçmeni nush ile olmadı tekdir ile tekâmüle davet eden, daha da kötüsü bu millete eğitilebilir geri zekâlı muamelesi çekip “gölgeleriyle savaşan Don Kişotlar” CHP’nin kokuşmuş zihniyetini sergiliyorlar.
Kendilerini yönetemeyen bu zavallılar bir de Türkiye’yi yönetmeye talip oluyorlar. Dokunulmazlık zırhıyla eşkıyalığa soyunan bu ahlak fukaralarına elli yıldır milletin iktidarı vermeyerek verdiği ders yeterli olmamış demek ki.
Kendi çıkarını, makamını düşünen, kutsalı sadece zihinsel tortuları olan bu kapkaççılara bir de edep ve siyasi ahlaktan bahsetmek gerek. Toplumun manevi dinamikleri ile bir türlü barışamayan bu taş kafalılar güzel olan her şeye kapalıdırlar.
Bu zihniyetin arka planı da, ön planı da çirkinliklerle doludur. Bu zihin haritasının içi de dışı da batakhanedir. Bu düşünce tarzında ırkçılık, kendi halkına güvensizlik, kendi milletinin millî ve manevi değerlerine yabancılaşma vardır. Bu zihniyetin acilen tedaviye ihtiyacı var.
Bu embesiller teröristleri arkadaş görüp, terör propagandası yapanlara destek çıkacak kadar sorumsuz tiplerdir. Bunların olduğu yerde kavga olur, darp olur, rüşvet olur, entrika olur, çelme olur.
Kemalizmi referans almayan hiçbir düşünceyi meşru kabul etmeyen CHP zihniyeti hiçbir zaman insani değerlerle, İslami değerlerle barışık olmamıştır. “Köylü un çuvalına benzer, vurdukça tozar” diyen de İsmet Paşa değil miydi?
Annemizin cennet kokulu başörtüsünü sarhoş kusmuğuna bez diye kullanan, millî kültürümüzü çöplüğe ve millî iktisadımızı kumarhaneye çeviren, zekâmızı maymunlaştıran ve kalbimizi kanserleştiren bu zihniyet değil midir?
Halkın isteklerini, hassasiyetlerini bilmeyen, inançlarına saygı göstermeyen CHP zihniyeti dün demokrasiyi kitleleri aldatmanın ve oyalamanın, egemenliği ve sömürüyü meşrulaştırmanın bir yönetim aracı olarak görüp kullanmaya çalışıyordu.
Demokrasiyi partilerinin koruyucu kalkanı, partilerine mensup “mutlu azınlık” grubunun yaşam standardını koruyucu bir araç olarak görüp kullandılar.
Demokrasiyi çoğunluktaki gariban halkın inançlarına göre yaşamak hakkına müdahale yolu olarak görüp, millî kültürü, millî kimliği, millî kişiliği engelleyen tabular ve yasaklar manzumesine çevirdiler.
Hukukun üstünlüğü prensibinin üstün ve hâkim olmasını değil, resmî ideolojinin, gizli derin devletin hâkimiyetini kabullendiler.
Cumhuriyet değerleri diye feveran edip, Cumhur’un reyine zerre kadar itibar etmeyen kentli laik beyaz Türklerin rejimle ilgili ortaya çıkardıkları sorunların, hissettikleri rahatsızlıkların kaynağını, tarifi yapılmamış ve dayatma haline getirdikleri “laiklik” anlayışı ve “irtica paranoyası” oluşturdu.
“İrtica” hiç değiştirmedikleri, sorgulamadan korudukları ve adeta bütünlüklü bir yaşam felsefesi haline getirdikleri “paranoya”ları idi, sözlüklerinden silindi.
Milleti dininden uzaklaştırıp paganlaştırmak ve kolayca yönetmek arzusuyla laikliği kendilerine kalkan yapıp, teşkilatlananlar “laiklik elden gidiyor”, “irtica geliyor” paranoyası kullanılarak, defalarca milli iradeye tecavüz ettiler. Hür seçim, kanun hâkimiyeti, din ve vicdan hürriyeti, söz hürriyeti gibi demokraside değişmeyen prensipler pek çok kere dumura uğradı.
Laiklik dedikleri, “helvadan put” insanları terbiye etme anlayışının simgesi konumuna getirildi. Laiklik müdafaa hattı oluşturulup bir bardak suda fırtınalar koparıldı.
CHP’nin kokuşmuş altı okunu “ilke”, çoğu metruk hâle gelmiş kanunları “inkılâp” diye yutturmaya çalışan, hiçbir bilimsel altyapı ve pedagojik formasyon gözetilmeden siyasî ve ideolojik beklentilerle hasımlarını alt etmek için eğitimi yağlı bir kırbaç gibi kullanan dogmatik zihniyet, artık yeni yüzyılın ve “Yeni Türkiye”nin değişimini idrak etmek zorundadır.
Ya edecek ya bitecek…


