--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Risale-i Nur ışığında Gülen’in hal-i pürmelali

Burak Karen
Burak Karen

Türkiye’nin büyümesini istemeyen uluslararası güçler cemaati maşa olarak kullanarak, cemaat üzerinden darbe, rejim değişikliği yapmayı planladı fakat milli iradeye, demokrasiye ve hukuka yönelik kirli saldırıyı göğüsleyen hükümet “yeni Türkiye’nin istiklal mücadelesi”ni başlattı. 

Fırtınada rotasını kaybetmiş olan “The Cemaat” kendilerinden olmayan herkesi tehlike gören hastalıklı bir anlayışla meşru mekanizmaları devre dışı bırakarak, milletin hassasiyetlerini istismar ederek önceleri siyasetini “askeri darbeler” üzerinden düzenleyen “emperyal güç” desteğinde, polis-yargı bürokrasisi, medya ve sermaye ortaklığında bir kalkışma hayal ediyordu, fakat halkın feraseti, başbakanın dik duruşuyla bertaraf edildi.  

Bugünlerde “dayatmacılık” kılıfına sarılarak piyasaya sürülen “kutuplaşıyoruz” söylemi, aslında vesayet döngüsünden kurtulan Türkiye’nin dönüşümüne, değişimine direnen “eski Türkiye’nin” kötücül aktörlerinin son çırpınışıdır. 

Türkiye’nin yaşadığı olağanüstü dönemlerden kalan dosyaları karıştırıp, bazı aktüel aksaklıkları öne sürerek, karanlık bir dönem yaşamakta olduğumuz intibaı oluşturulmaya çalışılması, adalet ve hakkaniyet kavramlarına aykırı bir durumdur. 

Dini bir lider gibi değil de bir medya patronu gibi, kimi zaman dizi senaristi, kimi zaman holding CEO’su gibi davranan Gülen’in ülkeye ve devlete meydan okuyarak, erdemli insanlar üzerine ilkesiz hayaller kurarak devlet iktidarının denetlenmesi üzerine kurulu bir meydan okumasını izliyoruz.

Bu nasıl bir cinnet hali, nasıl bir körlük, nasıl bir kötü niyet.

Bunlar faiz lobisinin, egemen azınlıkların, Sabataycıların, diğer kriptoların, arivistlerin, maceraperestlerin, dış güçlerin, düşman devletlerin işine gelir ama ülkenin, halkın, devletin zararınadır.

Devlet kurumlarına çöreklenerek dış güçlerin işaretiyle hareket eden, siyaseti ve ülke yönetimini şekillendirme adına neo-vesayetçi anlayışla hareket eden, girdikleri iktidar mücadelesiyle demokrasi ve hukukun altını oyan cemaat sokaktaki insanın devlet düşüncesini, ülkeye ve devlete olan güveni sarsmak için her yolu mubah sayıyor. 

Gönül dili diyerek; incinmekten, kırılmaktan, hassasiyetten dem vuranlar, 2004 Türkiye’sinde “kardeşlerime bir şey olmasın” diyerek kendisini siper eden Başbakanı, Firavunlukla, Karunlukla, Yezitlikle suçlayabiliyorlar, üzerine lanetler okuyabiliyorlar.

İnsaf, izan, hakkaniyet, objektiflik hak getire... 

Gezi olayları fitnenin birinci perdesiydi. Ardından ODTÜ olayları, şimdi de çok çirkin bir üslup ve iftira kampanyasıyla  Cemaat çırpınması.

Amerika’yla da aramızı çok bozmamamız lazım. Başkaları ne derse desin biz demeyelim” şeklinde talimat verebilen Gülen, Türkiye aleyhine olan vesayetçi müdahaleleri sahiplenerek kavga, mücadele ve muhalefet sergileyebiliyor.

Üzerlerine giydikleri “cemaat” kisvesini taşıyamayan, kendilerini içine atmaya çalıştıkları “nur” deryasında boğulan bu “Gülenizm” efradına cevaplarını Risale-i Nur’dan vererek Üstad Bediüzzaman’ın nurdan halkalarıyla bunların gerçek yüzlerini gün yüzüne çıkarmaya çalışacağım.

Evet, her bir adam vatanıyla, milletle, hükümetle alakalıdır. Fakat bu alakadarlık, muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatanı ve hükümetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tabi etmek, feda etmek divanelik değil de nedir? (Kastamonu Lahikası-38-Envar )  

Sakın dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın, karşınızda ittihat etmiş dalâlet fırkalarına karşı sizi perişan etmesin. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi-193)

Hem ekseriyetle muhatabım, evvel kendi nefsim, sonra Avrupa feylesoflarıdır. (B.S.Nursi-231-Envar)

Fakat o risaleler, hükümetle mübareze ve tenkit için değil. (B.S.Nursi-231-Envar)

Ben, öyle fitnelere alet olamıyorum ve öyle her cihetçe vatana, millete, dine zararlı olan akim teşebbüslere hiçbir meylim yoktur. Hükümeti iğfal ederek……hem millete, hem masum mevkuf birçok efradı millete zarar verdiler. (B.S.Nursi-227-Envar)

Cadde-i kübra-yı Kur’aniye olan mesleğimizden şimdi ayrılanlar bilmeyerek de olsa bize düşman olanlara hizmet etme ihtimali vardır. Öyle yüksek bir yerden sükût ederler ki ortada tutunacak yer bulamazlar. (21.Lem’a- İhlas Risalesi

Hakikaten insanda en tehlikeli damar, enaniyettir ve en zayıf damarı da odur. Onu okşamakla, en fena şeyleri yaptırabilirler. Kardeşlerim, enaniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. Bir şey daha kaldı, en tehlikelisi odur ki; içinizde ve ahbabınızda bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enaniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazı da olsa, o cihette enaniyetlidir. (29. Mektup 5. Desise-i Şeytaniye-Yeni Asya yayınları- 413)

Mütevazılık adına kıtmirlik tekebbürün tevazu şeklinde tezahürü mü acaba? 

Ben de bütün mukaddesata yemin ediyorum ki; bin siyasetim olsa, hakaiki imaniyeye feda ediyorum. (B.S.Nursi-2252-Envar)

Kur’an’ın elmas gibi hakikatlerini, ehli gaflet nazarında bir propogandai siyaset tevehhümüyle cam parçalarına indirmemek ve o kıymettar hakikatlarına ihanet etmemektir. (Şualar-349- Envar)

Risalelerin hükümete, idareye ve asayişe ilişecek hiçbir ciheti yoktur. (Şualar-284-Envar)

Üstad Bediüzzaman “yazılan bu nurlar Kur’an’ın malıdır. Onlara dokunamıyorum” (29. Mektup 5. Desise-i Şeytaniye-Yeni Asya yayınları- 413)

Türkiye içerisine yerleşmiş cerahatlerden teker teker kurtuluyor. Bu sızılar rahatlamanın, ferahlamanın, sıhhat bulmanın çırpınışlarıdır. Nurlu bulutlardan nur yağmurlarının boşalması yakındır inşallah.

 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle