Paralel Hareket Partisi
Çok partili tarihimizin en önemli seçimlerinden birine gidiyoruz. TBMM’nin yeni adayları listelendi. Gerçek manada seçim yarışı şimdi başlamış oldu.
CHP, MHP ve HDP ortak üst aklın desteğinde, kendi sosyolojilerine uymayan, hitap ettikleri kitleyi ve tabanı memnun etmeyen, aday gösterme yarışına girdiler.
Öne çıkan isimlere bakınca içlerine hiç sinmeyen ittifaklar kurulumu için sahte bir toplumsal yakınlaşma, ilkesiz, halksız bir seçim hazırlığı ve kuşatıcılık gösterisi olduğu hemen anlaşılıyor.
Hedeflenen kitleleri anlama, onlarla yakınlaşma, onların siyasal taleplerine duyarlı olmaktan çok o kesimlerin oylarını almaya yönelik bir eylem peşindeler. Ortaya kimyevi bir bileşim mi çıkacak yoksa fiziksel bir harmanlanma mı bekleyip göreceğiz.
Buradaki en kritik nokta değişim adına, siyasi aktörlerini yenileyen muhalefet cephesinin ortaya “yeni Türkiye ve yeni siyaset” vizyonu koyamaması.
AK Parti karşıtlığında birleşen siyasi muhalefet, paralel örgüt ve dış mihraklar alışkanlık haline gelen mağlubiyetler akabinde “yenilgi psikolojisi”yle eleştiri yerine düşmanlık üretip daha da saldırgan oluyorlar.
Türk siyasetini kendi çıkarları doğrultusunda dizayn edebilmek, yönlendirebilmek maksadıyla algı operasyonları ve siyaset mühendisliği yapmaya, çeşitli provokatif eylemlerle ülkede kaos çıkarmaya başlıyorlar.
Muhalefet ne alternatif siyaset üretilebiliyor ne de buna uygun bir siyasi dili var. Bunun yerine dış güçler ve onların yerli işbirlikçileriyle kimliksiz ve milli olmayan seçim stratejileriyle toplumu kutuplaştırıp, farklılıkları derinleştirecek bir siyaset tarzıyla halkı kandırmaya çalıyorlar.
CHP ve MHP gibi farklı ideolojileri ve beklentileri olan, farklı milli ve manevi dünyalara sahip olan, geçmişte birbirlerine karşı savaş ilan eden iki zıt anlayış Tayyip Erdoğan düşmanlığı etrafında okyanus ötesinin desteğiyle “çatı”da buluşup birleşebiliyorlar.
MHP’yi türbülansa sokan üst akıl, Ekmeleddin’i yeniden sahneye sürüp sinsi planlarına işlerlik kazandırmayı amaçlıyor. Tabandaki milliyetçilerin dışlanıp, partiye yeni bir heyecan getirmeyecek simaların kadroda yer alması, önemli köşe taşlarına konulması aynı üst aklın, paralel yapının planı.
CHP’ye verilen desteğin paralel tabanda infial uyandırdığı, yürekleri yaraladığı görüldüğü için İslami duyarlılığı da dikkate alınarak bu defa ana üst, ele geçirilmesi gereken merkez olarak MHP seçildi.
Seçim kampanyasını ülkenin bölündüğü, vatanın parçalandığı ve Öcalan’ın serbest kalacağı iddiaları üzerine oturtan, milliyetçi damarın en yoğun olarak yaşandığı parti olan MHP şimdi PKK lideri Öcalan’ın serbest bırakabileceğini işaret eden, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çatıyı çökertip, hezimete uğrayan ekmeden biçmeye çalışan Ekmeleddin’i flaş isim olarak vitrine koyuyor.
Aylarca CHP’ye kaset, tape servisi yapan, 30 Mart seçimlerinde oy veren, abilerle ablalarla oy toplayan paralel örgüt şimdi ekmekçi aşkına MHP’ye çalışacak. Sizce bunda bir oyun, bir düzen yok mu?
Toplumda devlete dönük yabancılaşma, hatta düşmanlaşma tohumları eken, uzlaşma değil, çatışma kültürünün tohumlarını atan paralel örgüt MHP’nin etkili olamayacağı yerlerde de AK Parti karşısında umudu olan CHP ya da HDP’yi destekleyecektir.
Paralelin tek derdi Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile ülkede “kargaşa” çıkarıp, AK Parti’nin kaybetmesini sağlamak.
Sırtını polis ve yargı bürokrasisine dayayıp herkesi dinleyen, kumpas kuran paralel çete dünya düzenini çıkarları doğrultusunda dizayn etmeye çalışan MOSSAD, BND, CIA’nın direktifleriyle ihanet boyutlarını genişletip, verilen emirleri yerine getirmeye devam ediyor.
Oysa bu seçimlerle, ilk kez gerçek anlamda sivil bir anayasa yapma şansı yakalama şansımız var. İlk kez vesayetçi siyasal sistemi ve onu güçlü kılan yasal düzenlemeleri değiştirebilme huzurunu yaşayabileceğiz. Halkın sağduyusuyla belki de, hukuken mahkûm edemediğimiz darbeci, tezgâhçı, komplocu zihniyeti sandıkta mahkûm edeceğiz.
Oysa seçimlerle, sokaklardan siyaseti tanzim etmeye çalışanlara, katliam sevdalılarından medya terörü estirenlere, kaset sevdalılarından polis-savcı marifetiyle sivil darbeye kalkışanlara varıncaya dek, gerilim aktörlerine milli irade tokadı ile yeniden hadlerini bildirebileceğiz.
Oysa inşasına başlanan yeni Türkiye’de küslerin barışıp kucaklaşması, demokrasinin kurumsallaşması, yeni bir anayasanın mutlaka yapılması, rejimi ötekileştirenlerin tasfiyesi sağlanabilecektir.
Bu seçimde azgın azınlığın, hainlerin kötü emellerinin gerçekleşebilmesi için ellerinden gelen her türlü ihaneti, çılgınlığı yapacaklarını unutmamamız gerekiyor.
Kavgasız, gürültüsüz istikrarı ve güven ortamını sürdürerek yani uzlaşarak sorunlara çözüm aramaya devam mı, yoksa derin devlet adınatoplumun çoğunluğu üzerinde terör estiren kökü dışarıda bir avuç mutlu azınlığın yüz elli yıldır süren hükmetme güdüsüne geri dönüş mü yaşayıp göreceğiz.
Önümüzdeki dönemde Başkanlık Sistemi, seçim sistemi ve siyasi partiler yasamız, parlamenter sistemimiz çok tartışılacak ve dönüşüme uğrayacaktır. HDP’nin baraja takılarak, meclis dışında kalması olasılığı beraberinde çok gürültüler koparır gibime geliyor.
Seçimleri kavga vakti değil heyecan, sosyalleşme ve demokrasi şöleni olarak görüp, o atmosferi keyifle yaşamasını becerebilmek güzel olandır. Hakkı, haklıyı, hak yolda olanı ve güzeli desteklemek de insanlık görevimizdir.


