--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Oyun aynı oyuncular farklı

Burak Karen
Burak Karen

Emperyalist güçlerin her daim iştahla baktıkları topraklarımız, değerlerimiz ve milletimiz modern sömürü aracı olmaktan bir türlü kurtulamıyor. Bu topraklarda karın tokluğuna yaşamayı bağımsızlık kazancı sayan millet olmayı kabullendik doğrusu.

Birileri tarafından satranç hamleleri gibi ince stratejilerle hazırlanmış projelerle halkın içerisinden çıkmış, halkıyla aynı düşünen, halkın değerleriyle yaşayan insanlar yaklaşık yüzyıldır bu coğrafyada yönetimden uzak tutuldular. 

Tayyip Erdoğan’la birlikte halk iktidara geldi ve milli irade söz sahibi oldu. Bu da başta Ortadoğu’da olmak üzere tüm devşirme yönetimleri sarstı ve bütün oyunları bozdu.

Yeni Türkiye’nin inşası için eski Türkiye’nin birçok alışkanlıklarını, kabullerini hatta tabularını sessiz bir devrim kabiliyeti ile reform etti.

Ortaya koyduğu dev projeler ve vizyonuyla tarih yazıyor Erdoğan. Yerine göre milliyetçi, yerine göre sosyal demokrat, muhafazakâr kimliğinden ödün vermeden icraatın içinde olabiliyor. 

Bütün renkleri, dilleri ve dinleri aynı havuzda toplayabiliyor. Tabuları yıkıp kalıpları kırdığı için de muhalefetin işini zorlaştırıyor. 

Gelinen noktada Türkiye’nin kangrene dönmüş sorunları çözüme kavuştu, kavuşuyor. İmkânsız denilen projeler hayat buluyor. Ezberimize kazınmış olan enflasyon canavarı, yüksek faiz, yolsuzluk, laiklik gerilimleri, darbe teşebbüsleri, başörtüsü mağduriyetleri, ifade özgürlüğü, Kürt sorunu gibi vesaireleri aklıselimin rehberliğinde tarihe karıştı. 

Bugün Tayyip Erdoğan dünyadaki Müslüman halkların ve sömürülen milletlerin tek umudu oldu. Ümmeti Muhammedin gönül sultanı, gelişmekte olan ülkelerin, milletlerin rol modeli oldu Başbakan.

Tarihin takibi altında olduğunu iliklerine kadar hisseden Tayyip Erdoğan, Türkiye sınırlarının ötesinde de vizyon ve misyona sahip. Bu yönü ile o hâlihazırda ezilen Müslümanlar ve Osmanlı yadigârları için kendi liderlerinden daha değerli bir lider.

Maalesef Türkiye’nin bu yükselişi, gelişimi ve büyümesi emperyalistleri son derece rahatsız etti. Osmanlı’ya oynanan oyunlar bugün ülkemize oynanıyor. Osmanlı’yı nasıl parçaladılarsa bugün de Türkiye’yi parçalamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar ve akla-hayale gelmedik yollara başvuruyorlar. Senaryo aynı oyuncular, denekler farklı.  

Yine çok önemli bir tarihi kesitten geçiyoruz, tabiri caizse bir eşikteyiz. Bu eşiği aşamazsak çok zor bir dönemece girmemiz mukadderdir. Gün birlik günü, özgürlük ateşinin etrafında kümelenme günüdür.  

Kurulan büyük komplolar var. Bugün dış güçler, içimizdeki yardakçıları ve Müslüman Türkiye arasında bir “güç ve istiklâl mücadelesi” yaşanmaktadır. 

Erdoğan’sız bir iktidar hayaliyle geleceği şekillendirmek ve eski resimleri yeniden yaşatarak kendi yaşam standartlarını korumak hayalleri. Tasfiye ile amaçlananları sıralarsak:   

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek 10 yılda elde edilen tüm kazanımları tasfiye etmek, elde edilen özgürlüklere ket vurmak ve kazanımlara son vermek.

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek İslam dünyasında oluşan baharı yok etmek, Asya’da, Ortadoğu’da ve Afrika’da oluşan Türk-İslam etkisini sonlandırarak Neo-Osmanlı paradigmasını çökertmek ve bölgeyi tekrar Türk-İslam etkisinden uzak bir hale getirmek.

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek ülkede oluşan milliyetçi muhafazakâr siyaseti parçalamak, oluşan kardeşlik bulutlarını dağıtmak bu örneklemeden hareketle son dönemde Filistin’de Hamas, Mısır’da Mursi, Tunus’ta Gannuşi liderliğinde Fas’ta Adalet ve Kalkınma partisi adında kurulan siyasal mekanizmaları sonlandırmak.

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek kalemini kiraya veren yerli bazı yazarların da desteğini de alarak ülke Müslümanlarının siyasal iktidarını sarsmak ardından ekonomi, akademi, bürokrasideki kazanımlarla birlikte tüm İslami sivil toplum örgütlerin ipini çekmek ve tasfiye etmektir.

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek ülkenin gelişimi için oluşan ılıman havayı ve başarılı ekibi dağıtarak ya da haddini bildirerek sermayeyi hortumlamaktır.

Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek ülkenin dertsiz kalmamasını, meselelerin çözülmesini arzulayan yerli ve yabancı düşmanların zaferi demektir. PKK ve Kürt meselesinin çözüme kavuşması, ülkede esen kardeşlik rüzgârının getireceği kazanımların oluşmaması için yeni fitne tohumlarının ekilmesi demektir. Bu eylemler çözüm sürecine yönelik öfkenin tezahürüdür aynı zamanda.

Kısaca Tayyip Erdoğan’ı tasfiye etmek dindar bir nesil yetişeceği korkusuyla titreyenlerin zaferi olur, bu mücadeleyi yapan bir liderin, ekibin mağlubiyeti demektir.

Bu milletin kültürel genetiğini keşfeden emperyalist güçler Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayabilmek için bu milletin içine her türlü fitneyi soktular. Şimdi de Türkiye’yi parçalayabilmek için akla-hayale gelmedik plânlar tatbik ediyorlar. 

Bizlere düşen de oynanan oyunu görüp imanın cüzünden olan vefayı gösterip Tayyip Erdoğan’ı aç kurtlara yedirmemektir. Mevcut siyasi durum bize Başbakanın yanında olmaktan başka bir seçenek bırakmıyor.

Tarih tekerrürden ibaret derler ya büyük ölçüde doğru. Yaşadığı dönem, verdiği mücadele ve karşı çıkanların yapısı itibariyle, Tayyip Erdoğan ile II. Abdülhamit arasında büyük bir benzerlik var.

Anti-Tayyib cephesi ile anti-Abdülhamit cephesi iç ve dış bağlantıları itibariyle bire bir aynı yapıya sahip. 

II. Abdülhamid’e yapılan itibarsızlaştırma operasyonu senaryosu bugün Başbakan’a oynanıyor. Dün yuttuğumuz bu oyunu bugün bozmalıyız. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle