--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Neden Davutoğlu

Burak Karen
Burak Karen

Türkiye’yi kim yönetecek? Yeni dönemi, yeni Türkiye’yi, Türkiye’nin 2023 hedeflerini kim planlayacak? Çözüm Süreci’nin, paralel yapıyla mücadelenin ve demokratikleşme hamlesinin arkasında cesaret ve kararlılıkla duracak siyasi fotoğrafta kimi göreceğiz sorusu cevabını buldu.

Kifayetsiz muhteris muhalefet çaresizlik girdabında çırpınırken, AK Parti ailesi kendi içinde objektif, rasyonel ve serinkanlı bir şekilde değerlendirme yaparak bir fikir oluşturup kararını verdi.

Bu kirli arenada özgüveni, rahatlığı, komplekssiz tavırlarıyla öne çıkıp, coşkusuyla, sadeliği ve yürekten gelen coşkusuyla öne çıkan isim olarak Ahmet Davutoğlu görüldü ve Tayyip Erdoğan’dan sonra genel başkanlık ve Başbakanlık koltuğuna oturdu.

Vatanını, tarihini, milletini, kimliğini, kültürünü garazsız ve ivazsız, maddî menfaatsiz seven, ecdadına, büyüklerine, onların hatıralarına bağlı, meâlîye müştak, zihnini yüce fikirlerle aydınlatmış ve gönlünü ulvî hakikatlerle mamur kılabilmiş bir insan olan Ahmet Davutoğlu “halkın gönlünde” o makama en uygun isimdi. 

Davutoğlu, hakkı haykıran, coşkuyla yüreği titreyen, hakikatin peşinde koşan, vatanın sinesinden çıkıp milletin sesi olan, toplumdaki bütün sosyal, siyasi, ekonomik olaylara çözüm yolları arayabilen, hiçbir zaman zorluklardan yılmayan karakteri, dirayetli yapısı ve yüksek vatanperver duygulara sahip bir Türk evladı olduğu için görev tevdi edildi. 

Tayyip Erdoğan, paralel yapıya karşı verilen mücadelenin yeni Başbakanın seçilmesinde önemli bir etken olduğunu, yeni dönemin ortak akılla, takım ruhu, ekip çalışmasıyla yola devam edilecek bir süreç olacağını söyledi. 

Erdoğan söz arasında şifreyi veriyordu: “Yeni Başbakanımızdan beklentimiz yeni Türkiye idealini gerçekleştirmektir. Ahmet Davutoğlu’nun bu göreve aday olmasındaki en büyük etken paralel yapı’yla mücadelesidir. Paralel yapıyla ilgili verilen mücadelede hedef seçilenlerden biri de Davutoğlu olmuştur. MİT tırları ve Dışişleri Bakanlığı’ndaki görüşmelerin sızdırılması da bunun bir yansımasıdır.”

Tayyip Erdoğan siyasi deprem kuşağındaki Türkiye’ye önemli şeyler kazandırdı. Türkiye on iki yıldır devam eden bir istikrar döneminin somut kazançlarını yaşıyor. Devamını da Ahmet Davutoğlu’nun siyasete katacaklarıyla yaşayıp göreceğiz.

Gücü de, başarıyı da taşıyabilmek hakikaten çok zor bir şeydir. İlgi odağı olmak, herkesin konuştuğu, ulaşmaya çalıştığı biri haline gelmek, milyarlarca dolara tasarruf edebilmek aynı zamanda dağılmamak ve hakiki tevazuyu gösterebilmek çok yaman bir iştir. Davutoğlu bu yükü taşıyacak güce sahip olduğunu icraatlarıyla gösterdi zaten.

Ülkede yerleşme hamleleri yapan demokrasi ile birlikte oluşan ılımlı havanın, sonlandırılmaya çalışılan terör belasının, göstergeleri tavan yapan ekonominin ve dış dünyada estirilen rüzgârın devamı için iktidarda istikrarın devamlılığı çok önemli ve bütün bunların farkında olan ülke insanı bir dolu yanlışa ve ziyana katlanmak istemiyor. 

Tayyip Erdoğan’ın enerjisini ülkesine hizmet edebilmek için taşıdığını ve onun için siyasette etkin biçimde yer alması gereğini mutlak şart olarak gören Anadolu insanı yeniden muhalefetin elinde soluksuz projelere, çalışmayan karar süreçlerine, vizyonsuzluğa ve ufuk dağınıklığına maruz kalmak istemiyor. 

Çankaya’nın yeni sahibiyle birlikte Türkiye’de siyaset daha normalleşecek, demokratik rejimin temel taşları biraz daha yerli yerine oturacaktır. Milli iradenin sahibi millet Erdoğan’ı zirveye yollarken Davutoğlu’na da sahip çıkacağının sinyallerini vermekte ve kabullenmektedir.

Asırlık sorunlar, bitmeyen tartışmalar, nihayetsiz yakınmalar, kangren olmuş yaralara derman arayan AK Parti, Başbakan/Genel Başkan adayını istişarelerde tartışıp belirlerken, muhalefet yapmayı beceremediği bilmem kaçıncı kez kanıtlanmış muhalefet liderlerinin hâlâ kavgalarla oyunda oynaşta olması manidar değil mi?

Türkiye’de muhalefet adına ortada dolaşanlar, hayatlarının hiç bir evresinde dünyadaki asıl haksızlıkların ve yanlışlıkların farkına bile varamamışlardır. Bu felaket tellalları, korku tacirliği yaparak bir yandan milletimizin gönlüne perde çekmeye çalışmakta, diğer yandan ise demokrasimizin olgunlaşması ve geleceğini tehlikeye atmaktadırlar. 

Bunların haleti ruhiyelerini psikolojik olarak irdelemek gerekir. Kendilerine duydukları güven çoğunlukla azgın egolarının, uçsuz bucaksız ihtiraslarının, toplumsal kökenlerindeki zafiyetlerin vs. yansımasıdır.

Bunlar asla anlamadığı ve iç yüzünü göremediği tecelliler karşısında teslimiyet aksülamellerini gösterip kartondan adam olarak gayesiz, günübirlik yaşayan kokmuş ve korkaklardır.  

Millete şifa getirecek bir anlayışla karanlığa ışık tutmak yerine şeytanla ortak olan Don Kişotlardır bunlar. Balonların gururunun, iğneleri görene kadar olduğu gerçeğinin yadsımaları gibidirler bunlar.

Böylesine gergin, belirsiz, çatışmalarla dolu bir ülkede muhalefet partileri arasında ibret verici bir biçimde cereyan eden siyasal çekişmeler, hem toplumsal müsamahayı aşındırıp hoşgörüyü ortadan kaldırmakta, hem de toplumun demokrasiye olan inancını ve güvenini derinden sarsmaktadır.

Bütün mesele “müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar, yani fikirlerin çatışmasından, çarpışmasından, müzakeresinden hakikat güneşi doğar” gerçeğinden hareketle yeni iklimlere, yeni yarınlara yolculuktan korkmamak ve kendini ülke gerçeğinin kollarına bırakabilmektir.

Yarın elbet bizim elbet bizimdir…

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle