Mısır’da firavunlar işbaşında
Mısır’da korkulan oldu ve Amerikan icazetli ve Nobel ödüllü darbe yönetimi, 45 gündür zorbalara karşı destansı bir direniş sergileyen Müslüman Mısır halkına karşı merhametsiz, kanlı ve acımasız bir kıyım başlattı.
Meydanları dolduran milyonlar, dünyanın tepkisizliğini insanların yüzlerine çarparcasına hiçbir art niyetliye malzeme vermeden darbeye boyun eğmeme kararıyla sabırlı ve barışçıl eylemler yaparlarken katliama maruz kaldılar.
“Demokrasi inşası”nın harcını masum kitlelerin kanıyla yoğurmaya başlayan darbeciler milli iradeyi katletmekle tatmin olmadı, insanlığın gördüğü en barışçıl eylemlerini yapan insanlara karşı katliam yaparak tıynetlerini gösterdiler.
Mısır güvenlik güçleri, Rabiatul Adeviyye ve Nahda Meydanındaki masum kalabalıkların üzerine ateş açtı. Daha ilk gün, yüzlerce şehit ve binlerce yaralı. Dünyanın gözü önünde, binlerce kişi acımasız kurşunların hedefi oldu.
Acı ve utanç verici olan durum şudur ki, medeniyet namına övünen sözde hür, sözde demokrat, sözde özgürlükçü “modern dünya”, kendisini “demokrasi havarisi” sayan milletler, sadece insani hak ve hürriyetleri için, meşru bir mücadeleyi yürüten insanların, topla - tüfekle katledilmesine, çadırlarıyla birlikte diri diri yakılmasını seyrediyor.
Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Myanmar’da susan, Tunus’ta, Libya’da Suriye’de susan, Batılı ülkeler Mısır’da da sustu. Oyun aynı seçilen denekler farklı.
Müslümanlara karşı Firavunca saldırılıyor. Mısır’da sadece demokrasi değil, insanlık hedef alınmıştır, demokrasiye ölümcül bir darbe vurulmuş, ardından insanlık can çekişmeye başlamıştır.
Mısır’da sadece insanlar ölmüyor, aynı zamanda insanlık ölüyor, vicdan kuruyor, insani değerler ağır darbeler alıyor. Bu dünya adına büyük ve şu ana kadar kaybedilmiş bir insanlık sınavıdır.
Bir ülkenin askerini, polisini, ağır silahlarını, iş makinalarını kendi halkına çevirmesi, meydanlarda adaleti beklemekten başka hiçbir şey yapmayan kendi halkını katletmesi “vahşet”tir.
Medeni Batı(?) Mısır’daki katliamı büyük bir ikiyüzlülükle seyrederken, kendilerine demokrasi layık görülmeyen Mısır halkı ise, kanlarıyla demokrasi destanı yazıyorlar.
Batı’nın bu çifte standardı, Doğu’nun sessizliği insanın içini acıtıyor. Demokrasi değerlerinin ayaklar altına alınması, çiğnenmesi bu acıyı daha da katlıyor.
Batının kendi çıkarları uğruna insanlığın binlerce yıllık ortak değerlerini hiçe sayması insanlık için bir felakettir. Bu kayıt dışılık uluslararası değerlerin yok edilmesi için yeterlidir. Bu açıdan Mısır’da yaşananlar dünya demokrasi tarihi açısından bir milat sayılacak.
Bu katliamları işleyenler kadar buna sessiz ve tepkisiz kalanlar da bu cinayetlerden sorumludur. Dünyanın gözü önünde yüzlerce masum insan ölür, binlercesi yaralanırken, insanlar artık meydanlara kefenlerini giyip çıkarken bunu görmezden gelmek, doğrudan doğruya bu cinayetlere ortaklık etmektir.
Kalbi, vicdanı, onuru olmak, bir insan için bu darbe karşısında dik durmayı, sesini yükseltmeyi gerektirir. Dünyanın bir yerinde insanlar katledilirken tepkisiz kalmak, susmak destektir bu da cinayete ortak olmak demektir.
Susan sessiz, tepkisiz kalan herkesin, her yönetimin, her uluslararası kuruluşun, her derneğin, her sivil toplum kuruluşunun tıpkı darbeyi yapanlar gibi, ellerine, yüzlerine o masum çocukların kanı bulaşmıştır.
Binlerce insanın katlini önleyecek gücü, iradesi, imkânı varken, bunları kullanmayanlar, katillerin hamisi olarak bu cinayetlerin failleridir, suç ortaklarıdır. Susmak, onaylamaktır. Hatta susmak, fiili teşvik etmektir.
Dünyanın her köşesinde katledilenlerin Müslüman oluşu düşünülmesi gereken bir gerçek değil mi? Bir takım mezhep ve meşrep taassubuna kapılmış İslam dünyası birbiri ile uğraşıp zayıf düşerken meydanın Firavunlara kaldığı doğru değil mi?
İslam dünyasının karşısında ortak duruş sergileyen küfür cephesi her alanda Müslümanlara karşı birlik oluşturabilirken iktidar sevdalısı Müslüman liderlerin sömürgeci güçlerle işbirliği yaparak önlerine atılacak bir paça kemiği kapma sevdasında olduğu yalanlanabilir mi?
Batı’nın demokrasi algısındaki ikiyüzlülük, entelektüel çoraklık ve insaniyetten uzaklık Mısır’da bir kez daha su yüzüne çıktı ve parlak evrenselci boyalar bir kez daha döküldü. Batı’nın Ortadoğu’daki müttefikleri neden sadece ordular ve tiranlar?
Olağanüstü hal, sokağa çıkma yasağı ve başka tedbirler. Mısır halkını zor günler bekliyor olabilir fakat Mısır halkının iradesini gasp etmeye çalışanları ve onların yüzsüz destekçilerini, daha da zor günler bekliyor.
Tarihte hiçbir zalim, zulümle abat olmamıştır. Mısır’ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki, onlar bunu çok iyi bilir.
Er veya geç Firavunların diktası sona erecek ve zalimlerin sonu gelecektir. Er ya da geç bir Musa çıkacak ve zulmün hesabını soracaktır.
Adeviyye ve Nahda meydanındaki masumların kanı ABD’nin ve Suud rejiminin alnında ebediyen kalacak kara bir lekedir.
Darbelerle, asarak, vurarak, katlederek, hapislere doldurarak, iman gücü ile birliğin gücünü birleştirmiş kardeşlerin üzerine kurşunlarla yürüyenler daha şimdiden Adeviyye’nin mağluplarıdır.
Bugün Mısır’a destek olma günüdür. Vakit her nerede ve ne şekilde olursa olsun, yeryüzünde kıyama durup Mısırlıların yanında olma vaktidir. Ellerin semaya açılıp dualarla destek zamanıdır.
Meydanları dolduran milyonlar, dünyanın tepkisizliğini insanların yüzlerine çarparcasına hiçbir art niyetliye malzeme vermeden darbeye boyun eğmeme kararıyla sabırlı ve barışçıl eylemler yaparlarken katliama maruz kaldılar.
“Demokrasi inşası”nın harcını masum kitlelerin kanıyla yoğurmaya başlayan darbeciler milli iradeyi katletmekle tatmin olmadı, insanlığın gördüğü en barışçıl eylemlerini yapan insanlara karşı katliam yaparak tıynetlerini gösterdiler.
Mısır güvenlik güçleri, Rabiatul Adeviyye ve Nahda Meydanındaki masum kalabalıkların üzerine ateş açtı. Daha ilk gün, yüzlerce şehit ve binlerce yaralı. Dünyanın gözü önünde, binlerce kişi acımasız kurşunların hedefi oldu.
Acı ve utanç verici olan durum şudur ki, medeniyet namına övünen sözde hür, sözde demokrat, sözde özgürlükçü “modern dünya”, kendisini “demokrasi havarisi” sayan milletler, sadece insani hak ve hürriyetleri için, meşru bir mücadeleyi yürüten insanların, topla - tüfekle katledilmesine, çadırlarıyla birlikte diri diri yakılmasını seyrediyor.
Afganistan’da, Irak’ta, Filistin’de, Myanmar’da susan, Tunus’ta, Libya’da Suriye’de susan, Batılı ülkeler Mısır’da da sustu. Oyun aynı seçilen denekler farklı.
Müslümanlara karşı Firavunca saldırılıyor. Mısır’da sadece demokrasi değil, insanlık hedef alınmıştır, demokrasiye ölümcül bir darbe vurulmuş, ardından insanlık can çekişmeye başlamıştır.
Mısır’da sadece insanlar ölmüyor, aynı zamanda insanlık ölüyor, vicdan kuruyor, insani değerler ağır darbeler alıyor. Bu dünya adına büyük ve şu ana kadar kaybedilmiş bir insanlık sınavıdır.
Bir ülkenin askerini, polisini, ağır silahlarını, iş makinalarını kendi halkına çevirmesi, meydanlarda adaleti beklemekten başka hiçbir şey yapmayan kendi halkını katletmesi “vahşet”tir.
Medeni Batı(?) Mısır’daki katliamı büyük bir ikiyüzlülükle seyrederken, kendilerine demokrasi layık görülmeyen Mısır halkı ise, kanlarıyla demokrasi destanı yazıyorlar.
Batı’nın bu çifte standardı, Doğu’nun sessizliği insanın içini acıtıyor. Demokrasi değerlerinin ayaklar altına alınması, çiğnenmesi bu acıyı daha da katlıyor.
Batının kendi çıkarları uğruna insanlığın binlerce yıllık ortak değerlerini hiçe sayması insanlık için bir felakettir. Bu kayıt dışılık uluslararası değerlerin yok edilmesi için yeterlidir. Bu açıdan Mısır’da yaşananlar dünya demokrasi tarihi açısından bir milat sayılacak.
Bu katliamları işleyenler kadar buna sessiz ve tepkisiz kalanlar da bu cinayetlerden sorumludur. Dünyanın gözü önünde yüzlerce masum insan ölür, binlercesi yaralanırken, insanlar artık meydanlara kefenlerini giyip çıkarken bunu görmezden gelmek, doğrudan doğruya bu cinayetlere ortaklık etmektir.
Kalbi, vicdanı, onuru olmak, bir insan için bu darbe karşısında dik durmayı, sesini yükseltmeyi gerektirir. Dünyanın bir yerinde insanlar katledilirken tepkisiz kalmak, susmak destektir bu da cinayete ortak olmak demektir.
Susan sessiz, tepkisiz kalan herkesin, her yönetimin, her uluslararası kuruluşun, her derneğin, her sivil toplum kuruluşunun tıpkı darbeyi yapanlar gibi, ellerine, yüzlerine o masum çocukların kanı bulaşmıştır.
Binlerce insanın katlini önleyecek gücü, iradesi, imkânı varken, bunları kullanmayanlar, katillerin hamisi olarak bu cinayetlerin failleridir, suç ortaklarıdır. Susmak, onaylamaktır. Hatta susmak, fiili teşvik etmektir.
Dünyanın her köşesinde katledilenlerin Müslüman oluşu düşünülmesi gereken bir gerçek değil mi? Bir takım mezhep ve meşrep taassubuna kapılmış İslam dünyası birbiri ile uğraşıp zayıf düşerken meydanın Firavunlara kaldığı doğru değil mi?
İslam dünyasının karşısında ortak duruş sergileyen küfür cephesi her alanda Müslümanlara karşı birlik oluşturabilirken iktidar sevdalısı Müslüman liderlerin sömürgeci güçlerle işbirliği yaparak önlerine atılacak bir paça kemiği kapma sevdasında olduğu yalanlanabilir mi?
Batı’nın demokrasi algısındaki ikiyüzlülük, entelektüel çoraklık ve insaniyetten uzaklık Mısır’da bir kez daha su yüzüne çıktı ve parlak evrenselci boyalar bir kez daha döküldü. Batı’nın Ortadoğu’daki müttefikleri neden sadece ordular ve tiranlar?
Olağanüstü hal, sokağa çıkma yasağı ve başka tedbirler. Mısır halkını zor günler bekliyor olabilir fakat Mısır halkının iradesini gasp etmeye çalışanları ve onların yüzsüz destekçilerini, daha da zor günler bekliyor.
Tarihte hiçbir zalim, zulümle abat olmamıştır. Mısır’ın darbeci yöneticileri, bu dünyanın kudretli gibi görünen firavunlarına dahi kalmadığını bilmeleri gerekir ki, onlar bunu çok iyi bilir.
Er veya geç Firavunların diktası sona erecek ve zalimlerin sonu gelecektir. Er ya da geç bir Musa çıkacak ve zulmün hesabını soracaktır.
Adeviyye ve Nahda meydanındaki masumların kanı ABD’nin ve Suud rejiminin alnında ebediyen kalacak kara bir lekedir.
Darbelerle, asarak, vurarak, katlederek, hapislere doldurarak, iman gücü ile birliğin gücünü birleştirmiş kardeşlerin üzerine kurşunlarla yürüyenler daha şimdiden Adeviyye’nin mağluplarıdır.
Bugün Mısır’a destek olma günüdür. Vakit her nerede ve ne şekilde olursa olsun, yeryüzünde kıyama durup Mısırlıların yanında olma vaktidir. Ellerin semaya açılıp dualarla destek zamanıdır.


