--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milli olana sessiz, “PARA”lel olana hezeyan

Burak Karen
Burak Karen

Karanlık bir yapısı olan, para akışında şeffaflığı olmayan ve ortaklık sisteminde derin kuşkular bulunan, 2008 yılında batmış olmasına rağmen, yani BDDK kriterlerine göre çoktan el konulması gereken bir banka olmasına rağmen bugüne kadar korunup kollanan Bank Asya’ya nihayet el konuldu.

BDDK, Bankacılık Kanunu’nda bulunan “kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık ortaklık yapısı ve organizasyon şemasına sahip olması” kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle, Bank Asya’nın yönetim kurulunu belirleyen yüzde 63’lük imtiyazlı payının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi.

Batan bankalara bir yenisinin eklenmemesi için, bankanın hissedarlarını, müşterilerini, bankacılık sektörünü ve Türkiye ekonomisini korumak amacıyla, ilgili kanun maddelerinin emrettiği tedbirler alındı ve paralel bankanın yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü değiştirildi.

Kuşkusuz Bank Asya’ya el konulmasında ekonomik ve teknik nedenler belirleyici bir rol oynadı.

Bu yönetim değişikliği ile bankanın batırılması değil, aksine batık kredilerin, zararın, usulsüzlüklerin, şaibelerin, kara yapının ve bilanço yapısındaki çarpıklarla ilgili detaylı bilgilerin ortaya çıkarılması hedefleniyor. 

Devlet kurumları ekonomi yönetiminde zaaf olmadığını ve mali piyasalara verilebilecek zararı önlemek için bu eyleme karar verdi ve gerçekleştirdi. 

Darbe yapsın diye siyasi ihtirasların peşinden koşan paralel yapıya kaynak transferi yaparak “siyasi” duruşu olan bankayı TMSF, şimdi siyasetten arındırıyor. 

Bankanın resmi bilançosuna göre, öz kaynakları 2.2 milyar TL olan, batık kredileri ise 2.1 milyar TL ulaşmış yani sermayeyi sıfırlamış, “amaç dışı faaliyetler” ile sağlamlığı zedelenmiş olan paralel suç örgütünün ekonomi üssü Bank Asya’nın paydaşlarının korunması, hisse senetlerini elinde bulunduranlar için rahat nefes alma sürecinin başlatılması, devlet güvencesi dışında kalan hesapların geleceği ve daha iyi yönetim sayesinde risklerden arındırılması harekatı olan bu girişim paralel cemaati derinden yaraladı. 

İslam’a, Kur’an’a, Resulullah’a yapılan hiç bir saldırıya ses çıkarmayan/çıkartamayan şakirtler “kutsal mekân”ları olan paralel bankaya hukuki limitler aşıldığı ve hukukun emrettiği şekilde el konulduğu için paralel hezeyanlar, eylemler yapıp mazlumu oynayarak dualar edip, Kur’an okuyorlar. 

Fransız Yahudi’si Charlie Hebdo’cular ile içimizdeki “çamur”laşmış grupların Peygamber Efendimize hakaret edilen karikatürü yayınladığında, firavunist cereyanlara sesi soluğu çıkmayan, lanet okuyamayan abiler, ablalar faiz taşeronluğu yapan Bank Asya’nın hazine adına halktan topladığı mevduatı ekonomiye kanalize edebilmek için yönetiminin TMSF’ye geçmesine isyan edip, lanet okuyorlar.

Ne acı değil mi? Başörtüsüne füruat diyebilen, İHL’ler kapatılırken çıtları çıkmayan, Mavi Marmara katliamında şeytanın çocuğu Yahudi’den taraf olup “otoriteden izin alınmalıydı” diyebilen, İsrail’de, Myanmar’da, Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da katledilen Müslümanlara sesi, soluğu çıkmayan Haşhaşiler “içi boşaltılan” paralel bankaya kamu desteği sağlandı diye sabah sekiz, akşam sekiz bankada konaklar oldular. 

Ey Peygamber Efendimiz için sokağa çıkmayıp faiz taşeronluğu için sokağa dökülen, ey büyülenmiş gibi bir olmazın ve bir bilinmezin peşinden koşan tapınak şövalyeleri… 

Ey duymayan, görmeyen, düşünmeyen, bir kez olsun neden böyle oldu diye sormayan… Ey idrakleri bağlanmış sefilleri oynayan taşeron kafalılar… 

Ey Türkiye düşmanı çevrelerle kirli ittifaklar içinde olan, emniyeti, yargıyı, bürokrasiyi ele geçirip seçilmiş hükümeti alaşağı etmeye çalışan, yabancı ülke servislerine casusluk yapıp milletin başına bela olan şer şebekesi…

Niçin hiçbir zümrenin, hiçbir cemaatin, hiçbir grubun değil, bütün Türkiye’nin, tüm toplumun malı olan, vatandaşın cebinden çıkan vergilerle finanse edilen Halkbank’ı batırmak için devreye sokulan “kirli operasyon”a destek verdiniz, niçin sahiplenmediniz?

Milli olan Halk Bankası’nın batırılmasına oh çekip, papaz okullarına para aktaran paralel bankaya sahip çıkmak gayri ahlaki değil mi?

Ey ulusal güvenlik sorunu haline gelen sahte dünyalılar… Ey basit bir mafya teşkilatından öte doğrudan devletin güvenliğine saldırmış bir terör örgütü hüviyetindeki paralel suç örgütü, deniz bitti artık. Gerçekler teker teker gün yüzüne çıkıyor. 

Paralel yargı sopasıyla zorla Bank Asya ile iş yapmaya zorlandığınız iş adamlarının ahı attığınız her adımda takipçiniz oldu. 

Ananas hesapları, himmet hesapları, Pensilvanya yapılan EFT ler, abilere ablalara yapılan havaleler, “vaizli” mevduatlar, KPSS ödemeleri, “PARA”lel hesaplar aydınlanacak artık. 

Kurulduğu günden bugüne kadar çalışanını köle gibi kullanan, fazla mesaisini vermeyen, şikayetler üzerine SGK’dan teftişe gelen paralel müfettişlerin korumasıyla dümenini yürüten paralel bankadaki bütün kirli ilişkiler ortaya çıkacak. 

Kabuğunu kırıp, dış güçlerin ve satılmış yerli piyonların oyunlarını bozup bağımsızlığa doğru yürüyen ve istiklal mücadelesi veren Türkiye’ye zarar veremeyeceksiniz artık. 

Bu millet sahte peygamberlere, sahte mehdilere, modern Yezid’lere karşı hep uyanık olmuştur. Bu aziz millet her bir ferdiyle uhuvviyetin mayasıyla mayalanmıştır. 

Ruhlarının tüm çürümüşlüğüyle, pas duygusu bırakan bu birliktelik kısa zamanda dağılacak, halk da feraha kavuşacak inşallah. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle