Meydanlar hizmete devam diyor
Seçime sayılı günler kala sokaktaki insanımızın nabzını ölçmek, kalbini dinlemek, coşkusuna ortak olmak için meydana inip, halkın nabzını tutmak amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın İdris Güllüce’nin Karadeniz programına Trabzon’da ben de katılıyorum.
Trabzon havalimanındaki karşılama bölge insanının Başbakan’a, AK Parti’ye olan sevgisinin göstergesi gibi. Coşku, heyecan ve sevgi gösterileri arasında yüz küsur araçlık konvoyla yola koyuluyoruz.
Torul ilçesinde konvoyun önünü kesen halk Güllüce’yi adeta omuzlarda taşıyarak kürsüye çıkarıyor. Halkta inanılmaz bir sevgi, müthiş bir birliktelik söz konusu. Kalabalık arasında bir vatandaşa bu coşkunun sebebini soruyorum: “Son yaşanan olaylar halkın kenetlenmesine sebep oldu” söylemi bütün soruların cevabı gibi.
Gümüşhane ve Bayburt Sayın Güllüce’yi kucaklarken birbirlerine nispet yaparcasına hareket eder gibiydi. Sokaklardaki Başbakan sevdası, inancı ekibine de gösteriliyor ve kabaran yüreklerdeki sevgi seli kafiledeki herkesi mest ediyordu.
Güllüce, coşkulu halk kitlesi karşısında coşuyor, onun coşkusuna halk alkışlarla, tezahüratlarla ortak oluyordu. Bu kadar hileye, fitneye, desiseye, yalana ve tezgâha karşın halktaki bu sevgi Anadolu insanının gönül gözünün ne kadar açık olduğunun bir göstergesi gibiydi.
Sokaktaki insanımız ideolojik olmayı pespayelik haline sokanlara, halkın tercihlerine yönelik müdahalede bulunmayı marifet sayanlara, alternatif üretme yerine millet ile siyasi düelloyu seçenlere yeni bir tokat daha atmak niyetini açıkça gösteriyordu.
Halk felaket tellallığı, korku tacirliği yaparak bir yandan milletimizin gönlüne perde çekmeye çalışanlara, diğer yandan demokrasimizin olgunlaşması ve geleceğini tehlikeye atmak isteyenlere milli iradenin sesini duyurmaya kararlıydı.
“Kandan ve şiddetten nemalanan”, dar bir ufukla hareket ederek her şeye karşı çıkan, her türlü öneriyi gözü kapalı reddeden ve ağır politik demagojilerle cevap vermeyi görev addeden muhalefete siyaset dersi vermeyi aklına koymuş gibiydi.
“Siyaset üretmeyen”, siyasi gerilim oluşturarak sokakların ateşe verilmesine çanak tutan bir muhalefet anlayışına artık halkın ilgi göstermediği aşikârdı.
AK Parti iktidar olmanın, ülke genelinde yerel yönetimlerde hâkimiyet kurmanın avantajını yaşıyor ve Başbakan’ın motivasyonu ile tam saha pres yapıyordu.
Güllüce yaptıklarını ve yapacaklarını anlatırken sözü kendisini Hazreti İsa zanneden meczuba getirdiğinde sinir katsayılarının yükseldiğini herkese hissettiriyordu:
“Türkiye, yerel seçimler öncesi ülkede kaos planı çıkarmak isteyen uluslararası sistemin topyekûn bir saldırısı ile karşı karşıya. Bu hesaplaşma uluslararası sistemle İslam ümmetinin hesaplaşmasıdır ve bu günden yarına da bitmeyecektir.”
“Dinlemeler, fişlemeler, montaj kasetler, yalanlar, iftiralar, hakaretler, tertip ve tezgâhlar adiyatından olan habis ve hastalıklı bir oluşum olan Paralel yapı ile mücadele ediyoruz.”
“Ülkesini kötü konuma düşürmeyi göze alacak kadar gözü dönmüş, ideolojisinden memnun olmadığı siyasi anlayışı değersizleştirmek için vatanına ihanet edecek kadar ahlaksız bir yapılanmayla uğraşıyoruz.”
“Erdoğan nefreti” üzerinden bir araya gelmeye çalışan, kimliksiz, kişiliksiz bir Türkiye özlemiyle yanıp tutuşan, kendi çıkarlarını Türk Devletinin bekası ve Türk milletinin değerlerinin üstünde tutan, “Özgül ağırlığı”nı, kendi öz gücünden değil, arkasındaki dış güçlerden, kirli ilişkilerden CIA, MOSSAD, MI5 ve Vatikan’dan alan şantajcı ve uzak durulması gereken şaibeli bir yapılanmaya karşı savaşıyoruz.”
“Fakat ne yaparsanız yapın, ne ederseniz edin provokasyonlardan sonuç alamayacaksınız. Artık bu devirler geride kaldı. Devrim yapma hayalleriniz geride kaldı.”
“Türkiye’yi artık seçkinler değil, belli sermaye grupları değil, elitler, medya değil, millet yönetiyor. Türkiye’yi paralel yapılar değil millet yönetecek.”
“Türkiye’yi artık sokağa dökülen terör örgütleri değil, devlete sızmış paralel yapılar değil, iftiralar, montajlar, hukuksuz ses kayıtları değil millet yönetiyor, millet.”
“Türkiye’nin kutlu yürüyüşünü durdurmaya çalışıyorlar. Büyüyen ekonomiyi geriletmeye çalışıyorlar, huzuru bozmaya çalışıyorlar. Bizim Mısır’da demokrasiye, Filistin’de insanlığa, Suriye’de mazluma, mağdura sahip çıkmamızdan rahatsız oluyorlar. Çözüm sürecini baltalamaya çalışıyorlar.”
“Milletin 30 Mart’ta da AK Parti diyeceğini anlayanlar, sandığa gölge düşürmek için yeni provokasyonları, yeni tahrikleri devreye sokuyorlar. Türkiye’de huzuru bozmak için, sokakları karıştırmak için o malum çevreler yeni tuzakların peşinde.”
“Gezi’de düğmeye basan gezi organizatörleri, paralel örgüt ve destekçileri yine devrede.”
Saatler süren koşuşturmalar, sabah namazlarına kadar yapılan görüşmeler, toplantılar, bölgenin ve insanların dertlerine çare olabilmek için kulaktan inmeyen telefonlar, tutulan notlar, yapılan konuşmalar bu aziz milletin duası olmadan başarılacak şeyler değil.
Milletin gülen yüzünden enerji alarak bu kararlılığını hiç yitirmeyen Güllüce memleketi Erzurum’da da işe aynı tempoyla koyulunca ben pes edip, ekipten ayrıldım.
İdris beyin attığı her adımla ilgilenen özel kalem müdürü Cemil beyin “daha alınacak çok yol var” lafı ekibin ve AK Parti’nin başarısının sırrının ifşası gibiydi.
Son söz: “Siyasetten medet uman seçmene, siyaset dışı güçlerden medet uman toplum mühendislerine yatırım yapıyor.”


