Magazin mi, çözüm mü?
Hükümet, çözüm sürecinin siyasi tabanını genişletme ve muhalefeti de sürece dâhil etme adına önemli adımlar atmaya devam ediyor. Teröre çözüm sürecinde toplumsal dinamikleri harekete geçirecek, barış kültürünün geliştirilmesinde, barışın, çözümün ve özgürlüklerin yanında taraf olabilecek, yol gösterici olabilecek, akıllarını sorunun çözümü için seferber edecek “Akil adamlar” listesi açıklandı.
Sürecin etkili unsurlarından biri olarak tasarlanan “sözü dinlenen adamlar” heyetinin rolü bir sivil inisiyatif olarak, çözüm sürecine yapacakları katkılarla hem ülke adına doğacak olumlu sonuçlara katkı sağlamak hem de sürecin itici gücü olarak toplumun bütün kesimlerini kapsayacak hareket alanlarının gelişip, genişlemesini sağlamak olacaktır.
Barış yolunun zorlu patikalarına girdiğimiz bir dönemde sürece destek vermek adına açıklanan 63 kişilik listenin bazılarını kabul edemedim, bazıları içime sindi.
Çeşitli ırk, dil, din, siyasi görüş ve inanç grubunda olan insanları bir araya getirip, hoşgörü ikliminde, farklılıkların birlikteliğinin altını çizerek demokratik görüntüyü tazelemek, kalplerin yumuşaması için atılan önemli bir adımdır.
Ben akil insan olmanın bu coğrafyanın taşıyla, toprağıyla, kültürüyle, inancıyla, milli manevi değerleriyle bütünleşmek, bu ülkenin her dilden, her dinden, her renkten insanıyla kucaklaşmakla, onların değerlerini anlamak ve bu değerleri yürek kıvamı haline getirmekle alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ben akil insan olmanın bu ülkede kardeşlik ikliminin oluşmaması için oluşturulan “ateş bulutlarının” dağıtılması için söylem ve eylemleriyle öncülük edecek, kitleleri peşinden sürükleyebilmekle alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ben akil insan olmanın terörün bitmesi, silahın bir hak arama aracı olmaktan çıkması, ülkenin kan kaybının durması, barış ikliminin gelmesi ve ülkede herkesin, şu veya bu aidiyetten olmasına bakılmaksızın, kardeşçe bir mutluluk iklimini teneffüs etmesi, paylaşması sürecinde meydanlara çıkabilmekle alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ben akil insan olmanın barışta ısrarlı olmakla, barışa dair siyasal birikime, söyleme, inisiyatif ve iradeye sahip olmakla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Meselenin çözümünde kamuoyunun ortak aklı olarak nabzı tutup, siyaset kurumuna doğru sinyaller vererek Türkiye’nin yeniden inşasında çimento olmaktır.
Ben akil insan olmanın milletin değerlerinin, inanç ve ifade hürriyetinin, şiddete dönüşmeyen her fikrin neşvünema bulduğu, istismar edilmediği bir demokrasi arzusuyla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ben akil insan olmanın Türkiye’nin barış projesi için, demokrasi ve değişim istikametinde toplumsal seferberlik ve meşruiyet için sivil toplum düzeyinde geniş tabanlı buluşmayı başarmakla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Ben akil insan olmanın Türkiye’nin, Parlamento zemininde farklı siyasi görüşler arasında gerçekleştiremediği geniş tabanlı buluşmayı sivil toplum düzeyinde başarmasıyla alakalı olduğunu düşünüyorum.
Türkiye’de “ölümler dursun” arzusu, her zamankinden kuvvetli bir toplumsal talep düzeyine ulaşmıştır. Terörü ve psikolojik kopuşu besleyen kan ve ölüm aradan çıkarılabilirse, duyguların sakinleşmesiyle demokratik metotlar geçerli hale gelecektir.
Bu süreçte herkesin dinlenmesi elzemdir. En çatlak sese bile kulak kabartmak, en aykırı görüşü bile dinlemek, en sert eleştiriyi bile nazara almak, en azından ortaya atılan hiçbir iddiayı cevapsız bırakmamak önemlidir.
Barıştan, kardeş olmaktan, birbirimizi sevmekten ve ülke bütünlüğümüzün korunmasından başka çıkış yolumuzun olmadığını düşünüyor ve bu girişimi destekliyorum.
Terörü ve psikolojik kopuşu besleyen kan ve ölüm aradan çıkarılabilirse, duyguların sakinleşmesiyle demokratik metotlar geçerli hale gelecek, halk tehditten ve öfkeden kurtulacak, serbest iradesiyle yaraları saracak, toplumun tüm renklerinin yansıdığı büyük resim tebessüm edecektir.
Türkiye’de toplum olarak her şeyden önce huzur, güven, demokrasi, adalet, eşitlik arzumuz var. Demokrasiyi hayata geçirir, kardeşlik bağının düğümünü sağlam atabilirsek huzurumuz sağlanır.
Fakat bu süreçte bu toplumu birleştiren en önemli şeyin dinî bağlar, dinî hassasiyetler, huzurun teminatının İslami kimlik ve değerler olduğu unutulmuş gibi.
Listede doğu ve güneydoğuda bu sürece katkı sağlayabilecek pek çok sivil toplum kuruluşları, çok önemli kanaat önderleri, kitleleri birleştirici rol oynayacak pek çok cemaat önderi, dini lider olduğu halde bunlardan birinin bile akil adamlar listesine dâhil edilmemesi düşündürücü.
Mesela Erzurumlu Mehmet Kırkıncı hoca efendi hangi şehre gitse arkasından sürükleyeceği Kürt Türk, partili partisiz pek çok insan olacağından eminim. İslam’ın sevgi, kardeşlik, şefkat, merhamet ve adalet değerlerini işleyerek bölge insanınım önyargılardan, ön kabullerden, zihinlerdeki şartlanmışlıklardan kurtuluşuna sebep olabilirdi.
Benzer şekilde sözü dinlenen pek çok din alimi, ümmet bilinci, İslâm kardeşliği, İslâmî birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu topluma enjekte ederek sürece katkıda bulunarak kardeşane bir iklim oluşturulmasına katkıda bulunabilirdi.
Sırma köşkler yerine halkın içinden çıkan, halkın duygularını paylaşan, halkla birlikte gülüp ağlayan insanlar tercih edilseydi belki işin magazin boyutu olmazdı, fakat çözüme katkı katmanları fazlasıyla olurdu.


