--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kutlu günde kutlu vazife

Burak Karen
Burak Karen

Anadolu Gençlik Derneği tarafından yurt genelinde başlatılan “İmzanla Zincirleri Kır” imza kampanyası gözlerin ve gönüllerin yeniden “mahzun mabet” Ayasofya’ya çevrilmesine vesile oldu.
“Ayasofya’ya özgürlük” sloganı ile Başbakan’a kadar ulaşan talep kıvrak bir siyasi üslupla geçiştirilse de bu necip millet bir neslin ufku, bir neslin kavgası olan Ayasofya’nın yeniden hürriyetine kavuşması için mücadelesini sürdürüyor. Demokrasi çoğunluğun sesi ise, halkın sesine kulak verilmesi mutlak şarttır.
Çevresinde hiç Hristiyan’ın yaşamadığı, yılda bir kez ayin yapılan Van Akdamar Kilisesine büyük paralar harcayarak ibadete açan Başbakan’a Ayasofya’nın günahı ne diye elbette sorulacaktır.
Çamlıca’ya camii adına meydan okuyan Başbakan, çağa meydan okuyan, çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmed Han’ın emanetine, vasiyetine uzak durmamalı, bedduasına mazhar olmamalıdır. Ayasofya’yı yeniden cami yapma kutlu vazifesi Başbakan’ın omuzlarında bir vazifedir. İlerisine geçilmez ve geri dönülmez bir zarurettir.
Gençliğinde “zincirler kırılacak, Ayasofya açılacak”sloganı ile Ayasofya ile birlikte hapsedilen inancımızı, kaybolan özümüzü, imanımızı arayan Başbakan’ın bugün iktidar etme ve iktidarda kalma sevgisi ile Ayasofya’ya duyarsız kalıp “gençlik heyecanı” olarak niteleyip ettiği yeminleri unutması fethin ruhundan intikam almaktır. Kalplerde dinmez acılar açmak demektir.
Gençliğinde “zincirler kırılsın, Ayasofya açılsın” diye haykırarak meydanlardan gelen devlet büyüklerimiz, eski ulvi ideallerini konjonktüre, küresel düşüncelere feda etmediğini göstermelidir.
Bediüzzaman’a göre bu camiyi yeniden ibadete açacak hükümet yetkilisi zat, ehl-i hakikatin edeceği manevi dualardan ebediyen hissedar olacaktır. Tersini düşünmek dahi istemiyorum.
Yahya Kemal, Ayasofya’dan okunan Ezan’ı devletin iki temelinden birisi sayıyordu. Devlet politikası, onu 1934’te müzeye çevirdi. Gelecekte ise, yine devlet politikasının Ayasofya’yı tekrar camiye çevirmek istemesi mümkün ve muhtemel… Üstelik Sultan Ahmet dolup taşmadan da mümkün ve muhtemel.
Ayasofya hürriyetine kavuşmalıdır. Allah tarafından mühürlenmiş kalplerin mühürlediği Ayasofya açılmalıdır.
Ayasofya tarihteki hisse, kıssa ve şöhretine muhteşem bir şekilde yeniden kavuşmalıdır. Bu necip millet, düştüğü veya düşürüldüğü zilletten kurtulmalıdır artık...
Cami kimliği askıya alınmış, arafta müphem bir bekleyişte olan Ayasofya mahzun kaderinden kurtarılarak ibadete açılmalı ve Türkiye kendi topraklarında özgür olduğunu dünya âleme haykırmalıdır.
Ayasofya açılmalıdır. Hem de öylesine açılmalı ki, halkın özlemleri, hasretleri ve beklentileri, kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlamalıdır.
Ayasofya, bugün bütün elbiselerinden soyulmuş, ölü bir mezar sükûtu içinde bomboş. Bugünkü haliyle Ayasofya, gerçek manasından sıyrılmış bir taş ve sütun yığını halindedir.
Fethi mübin’in sembolü olan Ayasofya hayata döndürülmelidir. Çünkü müze, ölmüş kültürlerin sergi yeridir.
Yüzyıllar boyu cami olarak kullanılmış olan ve tarihimizin, şeref noktasını temsil eden bu ibadethaneyi, Yunan Ortodoksluğunun arzularına boyun eğerek müze haline getirmek, İslam’a değil Hıristiyanlığa biat etmekten başka bir şey değildir.
Minarelerinden çağlayacak ezan seslerine hasreti, yıllardır hüzünle kan ağlayan Ayasofya açılmalıdır. Çünkü Ayasofya’nın kapılarıyla beraber ruhumuz kilitlidir.
Çünkü Ayasofya, devletle milletin yeniden kucaklaşma meselesidir. Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması,devletin yıllarca hasret bırakıldığı temelleriyle, kökleriyle buluşmasıdır.
Çünkü Ayasofya, yanlışların mekânı değil, Kur’an’ın, doğruluğun ve ahlakın sembolüdür.
Çünkü Ayasofya, Peygamber efendimizin (s.a.v) müjdesinin bir mührüdür.
Çünkü Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması hem bir iç hesaplaşmayı hem de uluslararası bir hesaplaşmayı barındırır.
Melûl ve mahzûn, secdeye kapanan insanlarını bekleyen Ayasofya, biz Müslümanlara kutsal bir emanet olarak verildi. Ayasofya Türk’ün bahtıyla beraber açılmalıdır.
Ne zaman Ayasofya ibadete açılırsa; İstanbul’un tapusu gerçek manada yeniden geri kazanılmış olur. Esaretin son kırıntılarını da temizlemiş oluruz.
Ayasofya’yı kapalı tutmak, Sultan Fatih’in, Ecdadımız Osmanlının ve gönlü Ayasofya’nın açılmasıyla tutuşan yetmiş milyon Müslümanın semaları tutuşturan lanetine hedef olmaktır.
Kudüs işgal altında, ama Mescid-i Aksa’nın kubbesi altında ibadet yapılabiliyor. İstanbul işgal altında değil, ama Ayasofya’nın kubbesi altında ibadet yapılamıyor.
Ayasofya hürriyet gibidir. Bizim hürriyetimizin, haysiyetimizin sembolü. Ama ne acıdır ki, bu sembol mabet, fethin sahiplerini dilhun edercesine gölgelenmiş durumda.
Ayasofya Bediüzzaman’a göre, bu kahraman milletin ebedi bir şeref vesilesidir. Üstelik ona göre Ayasofya, Kur’an ve cihad hizmetinin Fatih Sultan Mehmed Han’dan kalan pırlanta bir yadigârıdır.
Menderes’in yazdığı tarih ezanın aslına çevrilmesi oldu. Menderes’ten bahsedilince ezanın Türkçeden aslına çevrilmesiyle anılıyor, dualara mazhar oluyor.
 Demirel’in yazdığı tarih kırk yıl boyunca Anadolu insanını kandırması oldu. Erbakan hakkı haykırdığı için bütün gönüllerin sultanı oldu. Yol, su, köprü hikaye… Tarihe isminizi yazdırmak istiyorsanız Ayasofya’nın ibadete açılması, özgürlüğün bütün dünyaya haykırışı gerek.
Gençlikte Ayasofya için çarpan yürekler, bugün aynı coşkuyu, heyecanı niye duymasın. 29 Mayıs 2013 tarihi İstanbul’un yeniden fethi niçin olmasın. Hilalin haçı fethinin çığlığı niye olmasın. Mahzun gönüllerin feryadı niye olmasın. Tayyip Erdoğan isminin tarih sayfalarına altın harflerle yazılış tarihi niye olmasın.  
 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle