--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kirli oyunlar büyük Türkiye’nin önünü kesmek için

Burak Karen
Burak Karen

Cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik son günlerde gündeme gelmeye başlayan ve hızlanarak artması beklenen “gerilim ortamı”nda 28 Şubat benzeri senaryolar ve olaylar zuhur etmeye başladı. Olası bir kazaya sebebiyet verilmemek için “Çankaya savaşları” startı erkenden verildi. Türkiye’nin sürüklenmekte olduğu Çankaya sarmalından çıkış yok gibi. 

Cumhurbaşkanının Recep Tayyip Erdoğan olmaması için kapalı kapılar ardında yapılan “son çare” formülü Ankara kulislerinin en çok konuşulan konusu. Entrikalar ve siyaset oyunlarıyla bu yürüyüşü engelleme isteklerine destek verip, politik manevralara güvenenler de teker teker arzı endam etmeye başladı. 

Seçim sürecini krize endeksleyen bakış açısı, toplumda çatışma ve gerginliğin tırmanmasından medet umuyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken demokrasi dışı hareketlerden medet uman çevrelere “hiç kimse kendisini millet iradesinin üzerinde göremez” fikrini aşılamak en doğru olan gibi gözüküyor… 

Toplumu dilediği kalıba sokmak isteyen güç sahipleri, tuzu kuru mutlu azınlık kendi güçlerini ölümsüzleştirmek isterken sersemlettikleri rejimde bir şekilde elde ettikleri konumlarını, güçlerini, iktidarlarını mümkün olduğunca uzatma, toplumu korkutarak işgal ettikleri devleti daha fazla elde tutma çabası adına bölücü bir dalga kabartılıyor. 

Laik rejim piramidine her defasında Kemalist paraşütlerle inen ve gördükleri yüzde yirmilik kabul yerine yüzde seksenlik ses çıkaran ve milleti tahkir ve tezyif ederek oligarşik düzenin devamını sağlamaya çalışanların son çırpınışlarıdır bu kuru gürültü. 

Bir tırmanış var, bir meydan okuyuş belki, dayatma iradesinde iman tazeleme girişimi var... Özgürlük açılımını hazmedemeyişin hamle denemeleri...

Örgütlenmeler, özellikle paramiliter yapılanmalar bunun için…

Provoke yüklü, halkı isyana teşvik amaçlı, sözde Cumhuriyet’i korumak bahaneli, TBMM’yi aşağılayıcı ve tahkir edici yayınlar, reklamlar bunun için…

Halkı uzun yıllar sömürüp; toplumu da, bu çerçevede inanmaya, düşünmeye ve yaşamaya zorlayan sözde çağdaş,  aydın, menfaat tamtamcılarına karşı tüm kurumlarıyla işleyen bir demokrasi ortamında yaşama inancı ve kararlılığını sürdürme gösterisi sergileniyor, demokrasi mücadelesi veriliyor. 

Cumhurbaşkanlığı seçimini çatışmanın ve kamplaşmanın bir aracı değil, özgürleşmenin, demokratikleşmenin ve toplumsal barışın sağlanmasının bir ifadesi olarak anlayıp, gördüğümüzü haykırmalı ve demokrasi mücadelesinde “yasakçılardan ve cuntacılardan kurtulduğumuz için” dualar etmeliyiz. 

Vatanını, tarihini, milletini, kimliğini, kültürünü garazsız ve ivazsız, maddî menfaatsiz seven… Ecdadına, büyüklerine, onların hatıralarına bağlı… Meâlîye müştak, zihnini yüce fikirlerle aydınlatmış ve gönlünü ulvî hakikatlerle mamur kılabilmiş… Geçici lezzetlere değil de ebedî güzelliklere meftun olmuş, dünyevî makam ve mansıpların önemsiz kaldığı bir insan olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan halkın gönlünde o makama en uygun isimdir. 

Ülke gerçeğini, meşruiyet zeminini, geçmiş ve geleceğinin yegâne teminatını, kuruluş felsefesini ve kurucu ruhunu temsilde, iyiye, güzele ve kardeşliğe yürüyüşte ülkenin siyasi arenasına çeşitli kavramlar sokabilen, bazı renk ve desenleri işleyebilen Erdoğan, cumhuru temsilde öncelikli, ayrıcalıklı bir siyasidir.  

Erdoğan, hakkı haykıran, coşkuyla yüreği titreyen, hakikatin peşinde koşan, vatanın sinesinden çıkıp milletin sesi olan, toplumdaki bütün sosyal, siyasi, ekonomik olaylara çözüm yolları arayan, hiçbir zaman zorluklardan yılmayan karakteri, dirayetli yapısı ve yüksek vatanperver duygulara sahip bir Türk evladıdır. 

Ölü beyinli liderlerin hükmünden, hükümranlığından kurtulduk şükür. Görmediğimiz halde önümüzde olan şeyin, geleceğin hesaplarını yapmak, bunları yaparken farklılaşma ve farklı kitlelere açılımı, şefkat ve merhamet toplumu olarak insanımıza ve bütün insanlığa kucak açmayı, evrenselleşen hukuk, globalleşen ekonomi ile bütünleşmeyi, toplumsal iradenin siyasal inkişafı belirlediği, birilerine haddini bildiren değil kucaklayan, barış ufukları ile şiddet sarmallarını eriten, birileri tarafından bazı siyasi ve stratejik düşüncelerle yönlendirilmeyen, yeni projelerle birleşimi ve önderliği hedefleyen bir ülke ve o ülkenin mesut ve müreffeh insanları olmanın zamanıdır artık. 

Çankaya’nın yeni sahibiyle birlikte Türkiye’de siyaset daha normalleşecek, demokratik rejimin temel taşları biraz daha yerli yerine oturacaktır. Demokrasi içinde iradenin millette olduğu gerçeği yadsınamaz. Balonların gururu, iğneleri görene kadardır.

Türk seçmeni, demokrasisi oturmuş ülkelerin seçmenlerinden daha yeteneksiz olmadığı gibi, Türk siyasetçisi de bu ülkelerin siyasetçilerinden daha çapsız değildir. Doğru bir mantıkla organize olduğu zaman insanımızın neler yapabileceğine ve güçlüklere rağmen mucizeler çıkardığına birçok defa şahit olunmuştur. Sorun, insan tabiatını ve bu ülkenin siyaset kültürünü bilim ve felsefenin ışığında derinlemesine inceleyerek uygun bir sistem tarif etme sorunudur. 

Kendi içlerinden bir cumhurbaşkanı adayı çıkaramayacağını gören/bilen CHP-MHP ve muhalif odaklar çareyi AK Parti içinde bulmaya çalışıyor. AK Parti’den ve Başbakan Erdoğan’dan kurtulmak için parti içi kavgayı başlatabilmek maksadıyla sürekli olarak Gül - Erdoğan isimleri üzerinde polemik oluşturmaya, gerginlik oluşturulmaya çalışılıyor. 

Oysa Gül ile Erdoğan arasındaki kardeşlik ilişkisi ve vefa duygusu Türkiye’nin yeniden dirilişinde çakan ilk kıvılcım olduğunu unutuyorlar. 

Yeni büyük Türkiye’nin doğum sancıları yerli ve yabancı haçlıların kâbusu; fakat yapacak fazla bir şey kalmadı. Türkiye imparatorluğunun doğuşu yakındır inşallah. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle