Kirli ittifaklara pak adalet
Türkiye, Haşhaşilerin gerçek adalete isyanını izliyor. Türkiye nihayet geçmişiyle yüzleşiyor ve hesaplaşıyor.
2010’da ABD’de mukim Fethullah Gülen’in verdiği bir vaazda hedef göstermesiyle başlayan ve sonradan korkunç bir zulme dönüştürülen Tahşiye soruşturması kapsamında tam 17 ay hapis yatan ve cemaatinin Molla Muhammed olarak seslendiği Mehmet Doğan’ın ve Risale-i Nur Grubuna bağlı 122 insanın başına gelenler ibretlik hayat hikâyeleridir.
İmzasız ihbar mektubu veya gizli tanık ifadesi ile düğmeye basılan, bir terör örgütü oluşturulup dinlemelere başlanan, El Kaide’den tutuklanıp 17 ay mahkemeye çıkarılmayan ve mağduriyetleri gündeme bile gelmeyen Tahşiyecilerin ahı insanlıktan tekaüt olmuş zatı ve uyuşturulmuş, sorgulamadan koşulsuz itaat sergileyen paralel yapı sevdalılarını tez vakitte derdest etti.
Paralel örgüt seçilmiş hükümete, Başbakan’a, bakanlara, belediye başkanlarına yolsuzluk kılıfı altında darbe girişimi yapan, bu topraklarda yaşatılan utanç verici tüm provokasyonlara, karanlık operasyonlara imza atan...
Amaca ulaşmak için her aracı mubah kabul eden, bürokrasi içindeki saadet zincirini kurup her türlü meşru alanı yok sayan, gösterişli şaklabanlıklarla kendilerinden olmayanı tepelemeyi alışkanlık haline getiren ve farklı gibi görünen bir biçareliği temsil eden...
İnsanların evlerine, işyerlerine sahte doküman ya da gerçek silah koyan, bilgisayarlarına dokümanlar yerleştiren, yatak odalarına girip kaydettikleri mahrem görüntülerle şantaj yapan, çaldıkları sınav sorularıyla paralel yapıya mensup olmayan milyonlarca vatandaşın hakkını gaspedip kendi adamlarını hedefledikleri makamlara, fakültelere, polis akademisine, askeri liselere sokan şer şebekesi Türkiye tarihinin gördüğü en tehlikeli harekettir.
Hukukun itibarı ve yargının dokunulmazlığını kullanarak devletin iç organlarına, dehlizlerine ulaşıp onları denetleyerek derin devlete dönüşen, kriptolu telefonların dinleyen, TÜBİTAK’ın içini paralel mantıkla yeniden dizayn eden, Dışişleri Bakanlığı’ndaki mahrem toplantıyı dinleyen.
Cübbeli Ahmet’i cezaevine gönderen, kendisi için tehdit olarak gördüğü cemaatlere kumpas kuran, Suriyeli Türkmenlere giden yardım TIR’larını durdurarak Türkiye’yi el-Kaide’yle bağlantılı gösterip Batı kamuoyuna şikâyet eden, yolsuzluk algısı üzerinden siyaseti etkileyip içeride ve dışarıda kredibiliteyi sarsan soruşturma, gözaltılar, tutuklama furyası başlatan, devleti tepeden ele geçirip, topluma düzen vermeyi amaçlayan ve kendisini dini bir camia olarak yansıtan bu yapı Türkiye’nin en kirli ittifakıdır.
Perde arkasında ise iç ve dış destekçiler var. İçerden, aslında paralel yapının ideolojik çizgisiyle hiçbir ortak bağı bulunmayan çevreler, sırf AK Parti karşıtlığı ile arka çıkıyorlar. Dışardan da, Türkiye’yi denetleyememekten rahatsız olan ve onu terbiye edebilmenin yollarını arayan uluslararası şer güçleri, yükseliş iradesinin kalbine saldırı hesabıyla Erdoğan-Davutoğlu yürüyüşünü vurmak için paralel yapıya destek veriyorlar.
İktidar oyunu oynamaya çalışan fakat bu oyunu da açık ve meşru kanallar aracılığıyla oynamayan çift ajandalı, niyeti kamufle paralel yapı, halka hesap verecek olan bir siyasi yapıya sızıp iyi niyete ihanet ediyor ve iktidarı zor durumlara sokuyor. Hatta içine yuvalandığı siyasi yapıyı da bir süre sonra tasfiye etmek gibi bir cüret sergiliyor.
Siyaset oyununa dahil olmadan siyaseti emrine amade kılmaya çalışan paralel suç şebekesinin sahte delil üreterek suçsuz yere içeriye tıktırdığı insanların suç duyurusunda bulunması üzerine yargı tarafından başlatılan bir soruşturma ile adalet arayışına start veriliyor.
Emniyette ve yargıda etkinliği olan “devlet dışı” bu yapı, medyada kamuoyu oluşturma imkânını da devreye sokarak, düşman bildiği sivil iktidarı, üzerine terörist damgası vurup yok etmek isterken devlet tarafından yakalanıyor ve mahkemeye çıkarılıyor.
Darbe girişiminde bulunanlar şimdi hesap veriyorlar, daha da verecekler. Türkiye’nin kaderine ayar vermek için yola çıkan darbeciler, geçmişte kumpas kuran ne kadar polis, hâkim, savcı, gazeteci varsa hepsine hukuk içerisinde hesap sorulacak.
Dün askeri vesayet üzerinden yapılan dizayn girişimleri, bu kez Erdoğan nefreti ile yanıp tutuşan paralel yapı ve onunla ortaklaşan eski müesses nizamın parçaları ile yaşanıyor.
Düne kadar paralel yapıyla kanlı bıçaklı olanların bugün aynı hedefe odaklanmalarının nedeni, bu iktidar kavgasında zihniyet olarak aynı misyonu taşıdıklarından ve siyasi hayata girdiğinden bu yana halkın ciddi desteğini alan, bu desteği güç her geçen gün artıran, takılan çelmelerle yere düşmek yerine güçlenen bir Türkiye ve İslam dünyası fenomeni... Dünyadaki çarpık düzeni sorgulayan, insanlık erdemine sahip çıkan Tayyip Erdoğan düşmanlığındandır.
Benim asıl merak ettiğim kendini, ahlakı ve erdemi yücelten bir dini yapının elemanı olarak gören sözde cemaat mensuplarının bu kadar alenen yapılan operasyondaki ahlaksızlığı nasıl kabullendiği? Yani, nasıl olup da bu rezilce tezgâhı içlerine sindirebildikleri?
Bugün İslâm dünyasına en fazla zarar veren unsurlar, İslâmî kimlik ve dini iddia ile ortaya çıkıp, vahşi hırslarıyla ortalığa dehşet salan örgütlerdir, ruhlarının tüm çürümüşlüğüyle, pas duygusu bırakan beraberliklerdir.
Operasyon talimatını Kâinat İmamını, etrafında her şeyi planlayıp karanlık operasyonu başlatan üst akılı, yargıdaki, basındaki destekçilerini gerçek adaletle tanıştırma zamanı geldi. Tecellisi ne olur bekleyip göreceğiz.


