--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kazanan millet, kaybeden zillet oldu

Burak Karen
Burak Karen

1 Kasım seçimleri AK Parti’nin zaferi olarak tarihe geçti. Milli irade, tüm algı operasyonlarına rağmen AK Parti’yi yüzde 49.5 rekor oy oranıyla tek başına iktidara getirdi. 

1 Kasım Türk, Kürt milliyetçiliğinden geçinip milletten uzak duranların iflası, “ümmet” ve “biz” olgusunun zafer gösterisi oldu.

Halk teröre ve istikrarsızlığa hayır dediğini, kutuplaşma ve uçlara yönelmeyi istemediğini, kendine aydın diyenlerden daha “akıllı”, kendini duyarlı zannedenlerden daha “sağduyulu” olduğunu gösterdi.

Millet, Batı’ya ve batıl olana sırtını dayayanları, batılı medyaya konuşanları değil, doğrudan kendine seslenenleri dinledi ve onlara güvendi.

İnsanımız 13 yıldır devam eden ekonomik büyümenin, kalkınmanın ve başarı hikâyesinin devam etmesini, terör ve bölgesel sorunların tehdidiyle sendeleyen istikrarın yeniden sağlanmasını, barış ve huzurun bir an önce tahsis edilmesi için yeniden AK Parti dedi.

Balkanlar’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Kafkasya’ya yüzbinlerce insanın umutları yeşerdi ve Türk bayraklarıyla sokağa çıkıp bu mutluluğa ortak oldular.   

AK Parti kazandı, ama AK Parti’yle birlikte millet kazandı. 

Gözü kulağı Türkiye’den gelecek haberde olan ümmet kazandı.

Mazlum coğrafyaların mahzun ve gözü yaşlı insanı kazandı. İç ve dış şer odaklarının, FETÖ ve PKK terör örgütünün bozmaya çalıştığı birliğimiz, dirliğimiz kazandı.

Gazze, Filistin kazandı ve sevindi, Tel Aviv kaybetti. Suriyeli muhalifler kazandı.

Ancak bu sonuç, bazı “hazımsız mağluplar”ı rahatsız etti. Seçim sonuçlarına öfkelenip, “Türk toplumu”nu küçük gören gezi- zekâlılar bu seçimin mağlubu oldular. 

Önce faşizmin, arkasından da komünizmin iflas etmesiyle beyinlerinde bir ideolojik boşluk oluşan batılı kılıklı kılıksızlar bu seçimin kaybedeni oldular.      

Teröre açık destek veren Doğan medyası ve onun tetikçi kalemleri, Erdoğan takıntısı bir hastalık haline dönüşmüş paralel çete basını bu seçimin mağlubu oldu.

Seçimlere “Seni başkan yaptırmayacağız” sloganıyla giren yenilgi üstüne yenilgiyi alışkanlık haline getiren “muhalefet olma vasfını kazanamamış muhalefet” bu seçimin kaybedeni oldu.

Önce gizli, sonra 17/25 Aralık ile açıkça meşru hükümete savaş açan, arkalarına aldıkları küresel güçler ve yıllardır devlet içinde kümelenmiş olmanın güveni ile kibirli bir ayaklanma hareketine girişen paralel yapı bu seçimin mağlubu oldu.

AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında her türlü yalan ile kara propagandayı hazırlayıp yaymaktan çekinmeyen, iftirada ve hakarette sınır tanımayan gazeteciler, “yol gösteren” sözde akademisyen ve aydınlar bu seçimin kaybedeni oldu.

Barışı değil savaşı, hukukun üstünlüğünü değil üstünlerin hukukunu, sivil değil askeri rejimleri savunanlar…

Her türlü kirli ittifakın içine girerek, Türkiye’yi teröristlere yardım eden ülke ilan ederek dışarıya jurnalleyenler…

Amaçları, parti ve muhafazakâr seçmenin birliğini bozmak, parti içinde temenni ettikleri bir çatlak oluşturmak olanlar…  

Demokrasiyi savunduğu halde, temelde kendi ideolojisi, kendi inancı için demokrasi isteyen faşist, darbeci, bencil, kibirli ve şımarık zihniyetli beyaz Türkler…

Her fırsatta “halkın sanatçısıyız” yalanına sığınan ünlüler bu seçimin mağlubu oldu.

Demirtaş’a programında saz çaldırıp, HDP’ye oy ver kurtul altyazısı ile propagandasını yapan Ahmet Hakan…  Sanat piyasasında yok olan, Cumhurbaşkanına saldırarak gündeme tutunmaya çalışan Atilla Taş... Organik tavuk yetiştirme piyasasına giren ince Muharrem… 

FOX’un portakalı, Küçük Emrah’a dönüşen Küçükkaya’sı…   AK Parti’nin yaptığı iyi işleri de yazacağım diyen Hürriyet’in dönüğü Özkök…

Fransa’ya yerleşme kararı alan Yılmaz Odabaşı…

Bidon Kafa” Yılmaz Özdil…

Akşamdan kalma Bekir Coşkun… 

Halka “mahluk” diye hitap eden Rüstem Batum… 

Artık Cumhuriyetsiz kalan Cüneyt Ülsever… 

AK Parti yüzde 49 oy alırsa ben de akademisyenliği bırakırım diyen Koray Çalışkan… 

Kendisini sürgünde hisseden yazar Elif Şafak…

Kendi aydınlığında yaşadığını zanneden karanlıklar kralı Fazıl Say bu seçimin kaybedeni oldu.

Kendi destekledikleri sandıktan çıkmadıktan sonra asla tatmin olmayanlar, seçim sonuçlarını hiçbir zaman hazmedemeyecekler…

Çevrecilik adına yatırımlara karşı çıkanlar, özgürlük adına bölücülüğe yeltenenler, insan hakları adına teröristleri koruyanlar, hümanizm adına ahlaksızlığı, kültür-sanat adına taklitçiliği ve müptezelliği giyinenler… Her dönem halkının değerlerini ve siyasi tercihlerini darbecilerin simetrisinde küçümseyen, yok sayan “şer ittifakı” bu seçimin mağlubu oldu.

Oylarıyla ülkelerine sahip çıkan halkla birlikte, Kaya Çilingiroğlu, Tuğçe Kazaz ve Niran Ünsal gibi linç kampanyalarına ve mahalle baskılarına karşı dik duranlar kazandı.   Millet Türkiye’nin geleceğiyle ilgili bütün beklentilerini, umutlarını ve korkularını oy pusulasıyla birlikte AK Parti’ye havale etti ve omuzlarına ağır bir yük yükledi. 

Daha dikkatli olmak, daha çalışkan olmak ve en güzeli yakalamak AK Parti’nin ve hükümetin görevi. 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle