Kazanan hep Musalar kaybeden hep Firavunlar olacaktır
14 Ağustos 2013’te, dünya tarihine “kanlı Çarşamba” olarak geçen intifada da, eylemlere katıldığı gerekçesiyle yargılanan 1.900 kişilik gruptan 529’u hakkında idam kararı verdi mahkeme.
Mısır’da, tarihin ilk demokrasi deneyimini Batı ülkeleriyle güç birliği yaparak yok eden Cunta yönetimi, zulme karşı direnişin, darbeye boyun eğmemenin bedeli olarak idam kararı aldı, adalet asıyor Mısır’da.
Mısır’da emperyalist ABD ve Siyonist İsrail destekli ve Nobel ödüllü darbe yönetimi, zorbalara karşı destansı bir direniş sergileyen Müslüman Mısır halkına karşı merhametsiz, kanlı ve acımasız bir kıyım başlattı.
Tamamen siyasi bir intikam hırsıyla başlatılan yok etme operasyonu kapsamında 529 darbe karşıtı Müslüman Mısırlıya verilen idam cezası adaleti, hukuku, vicdanı yerle bir etti.
“Demokrasi inşası”nın harcını masum kitlelerin kanıyla yoğurmaya başlayan Sisi, milli iradeyi katletmekle tatmin olmadı, insanlığın gördüğü en barışçıl eylemlerini yapan insanlara karşı katliam yaparak tıynetini gösterdi. Bu kararlar Siyonistlere armağandır.
Mısır’daki Müslümanlara karşı “Firavunca” saldırılarla sadece demokrasi değil, insanlık hedef alınmıştır, demokrasiye ölümcül bir darbe vurulmuş, ardından insanlık can çekişmeye başlamıştır.
Mısır’da sadece insanlar ölmüyor, aynı zamanda insanlık ölüyor, vicdan kuruyor, insani değerler ağır darbeler alıyor. Bu dünya adına büyük ve şu ana kadar kaybedilmiş bir insanlık sınavıdır. Bu meydanlarda adaleti beklemekten başka hiçbir şey yapmayan kendi halkını katletmesi “vahşet”idir.
Unuttukları bir şey var ki, Neoconlar ve Siyonist İsrail’in isteği doğrultusunda hareket eden firavunların bu siyasi kararı Nil’in çocuklarını davalarından vazgeçiremeyecektir.
Medeni Batı(?) Mısır’daki katliamı büyük bir ikiyüzlülükle seyrederken, kendilerine demokrasi layık görülmeyen Mısır halkı ise, kanlarıyla demokrasi destanı yazıyor.
Şehadete giden bu yolda ölüm korkusunun gölgelemediği yürekleriyle 529 Müslüman, Rabia’yla selamlıyor Azrail’i. Esma’ların şahadeti Allah’a adanan bir ruh olarak Cennete uçarken ilgisiz ve sessiz kalan insanlara, Müslümanlara gözyaşları rahmet olarak dönüyor.
Türkiye’deki İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği rezalet kararlara benzeyen bu idam kararları hem Mısır’ı hem de Ortadoğu’yu karıştıracaktır.
Mısır’da hukuka darbe vuruluyor, vicdan ölüyor. Doğusuyla Batısıyla tüm insanlık yine sessiz.
Filistin’de, Myanmar’daki katliamların, Afganistan’da, Irak’ta rutine bağlanmış bombalama olaylarının, Tunus’ta, Libya’da, Suriye’deki iç savaşın, Mısır’da işletilen darbe sürecinin ve coğrafyamızı kana bulayan diğer olayların sömürü ile beslenen Batılı ülkeler yine susuyor.
Medeniyet namına övünen sözde hür, sözde demokrat, sözde özgürlükçü “modern dünya”, kendisini “demokrasi havarisi” sayan milletler, sadece insani hak ve hürriyetleri için, meşru bir mücadeleyi yürüten insanların, katledilmesini seyrediyor.
ABD ve Avrupa, Mısır’da bütün değerlerini, ilkelerini, son elli yıldır savunduğu her şeyi kaybetti. Artık demokrasi ve değerleri değil diktatöryal yönetimleri tercih ettiğini ortaya koydu.
Ortadoğu’ya her türlü müdahaleyi yapan, demokrasi diye avaz avaz bağırıp asla demokratik dönüşümlere izin vermeyen, bu yönden toplumsal arayışları her türlü kirli oyunlarla boşa çıkaran, Mısır’da darbe yapıldı bile diyemeyen bu güçlerin, idam kararlarının altında imzaları vardır.
Türkiye’deki twitter erişimi için ortalığı ayağa kaldıran bu ülkeler yine cılız bir sesle sözde kınamadan öteye gidemediler.
Hadi onların insan hakları kendine işliyor, mevzu bahis Müslüman olunca 3 maymuna dönüyorlar diyelim. Peki ya Müslüman ülkeler neden seslerini çıkarmıyor? Müslüman halkların feryadına kulaklarını niye tıkamışlar, yaşanan vahşete sessizlikleri neden?
İslam dünyasının karşısında ortak duruş sergileyen küfür cephesi her alanda Müslümanlara karşı birlik oluşturabilirken iktidar sevdalısı Müslüman liderlerin sömürgeci güçlerle işbirliği yaparak önlerine atılacak bir parça kemiği kapma sevdasında olduğu yalanlanabilir mi?
Müslümanlar, birkaç yüzyıldır değil kendi mazlumlarına sahip çıkmak, izzetlerini korumaktan bile aciz. Kendi içindeki kavgaları kendi başına çözecek inisiyatifi kaybetmişler. Yüreğimiz kardeşimizin derdiyle dertlenmediği için gözlerimiz yaşarmıyor, vicdanımız titremiyor.
Batı’nın bu çifte standardı, Doğu’nun sessizliği insanın içini acıtıyor.
Bu katliamları işleyenler kadar buna sessiz ve tepkisiz kalanlar da bu cinayetlerden sorumludur.
Yeryüzünde sömürülen, ezilen, yoksul ve yoksun bırakılan ve çocuklarının oluk oluk kanı akıtılan toplumlar bütün bu zulümlere karşı ortak bir irade beyanında bulunmadığı müddetçe değişen bir şey olmayacaktır.
Kendi ülkelerinde idamı kaldıran ya da kaldırmak için mücadele eden Batı ülkeleri, söz konusu Müslüman hayatı olunca önemsemiyor. Düşünce aynı, oyun aynı, seçilen denekler farklı. Fakat unuttukları bir şey var ki dün olduğu gibi bugünde, yarın da Musalar Firavunlara karşı galip gelecektir.
Firavunlara karşı Musaların galip gelmesinden başka seçenek hiç olmayacak. Fakat Mısır asla unutulmayacak bir kin ve nefreti gelecek nesillere miras bırakacaktır.
Er veya geç Firavunların diktası sona erecek ve zalimlerin sonu gelecektir. Er ya da geç bir Musa çıkacak ve zulmün hesabını soracaktır.
Mısır’a destek olma günüdür. Vakit her nerede ve ne şekilde olursa olsun, yeryüzünde kıyama durup Mısırlıların yanında olma vaktidir.


