--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kaybeden yine muhalefet

Burak Karen
Burak Karen

Silahlar üzerinden taleplerin dayatıldığı kanlı süreç tarihe uğurlanıyor. İnkâr edilen kimliklerin kendilerini ifade edeceği bir “siyasal çatı”nın silahla değil siyasetle kurulabileceği gerçeğinin kabulü olayı şekillendiriyor.
Şimdiden hem Kürt siyasi alanı, hem Türk siyasi alanı ve algısı harmanlamaya başladı. Toplum sadece çözümü değil, bundan çok daha fazla birlikte vereceği, “katılarak şekillendireceği” kararla gelecekleri ve gelecekteki Türkiye üzerine fikir yürütür oldu.
Çünkü süreç sadece soyut bir barış değil, somut bir çatışma çözümü…
Çünkü silahlar susacak, fikirler ve siyaset konuşacak…
Çünkü dayatma yerine siyasi mücadele ivme kazanacak...
Çünkü silahın çözümsüzlüğü derinleştiren yanlışlığı siyaset kanalıyla yapılmayacak…
Çünkü akan kan duracak, arada her ne ihtilaf varsa terör, şiddet ve öldürme olmaksızın konuşarak bir anlaşma noktasına varılacak… Kendine ve halkına güvenenler fikirleriyle siyaset yapacaklar…
Çünkü bu kanlı kavgadan herkes yoruldu… Çünkü barış, peşinden demokrasiyi de sürükleyip Türkiye’nin önünü açacaktır… Şiddetin daha büyük şiddetle bastırılmaya çalışılmasının onu yok etmeye değil, yaygınlaştırmaya yaradığı artık daha iyi görülüyor.
Çünkü süreç Türkiye’nin yakın tarihinde barış adına, kucaklaşma adına ve gelecek adına yakaladığı en büyük fırsattır… Barışın mayası Anadolu’da tuttu.
Bir olmak, bir arada yaşamak, güçlü olmak arzumuz. Bunun için barışa ve barış için gülen yüze ihtiyacımız var. Geçmişe sünger çekmek elbette kolay değil. Büyük acılar yaşandı, yürekler yandı, ocaklara ateşler düştü.
Fakat gün gönül coğrafyasına açılma günüdür. Gün kaderini sizinle birlikte gören herkesle birlikte olma günüdür.
“Barış” sözü bile doğu ve güneydoğuda yüzleri güldürüp, gönülleri coştururken bu süreçten daha doğrusu barıştan korkan muhalefet polemik üretmeye devam ediyor. Ülkedeki savaş psikolojisi sürsün, belirsizlik ve huzursuzluk devam etsin istiyorlar.
CHP’nin ve MHP’nin tepkileri sadece barış süreciyle ilgili değil. Bu tepkiler bir “varoluş endişesi”nin, partisel bir “varoluş kavgası”nın göstergeleridir.
Barış sürecinin CHP’yi sallamasının, elementlerine ayırmaya başlamasının nedeni temel olarak ulusalcı-Kemalist koalisyonun verdiği ayakta durma kavgasıdır. Çünkü “CHP zihniyeti” toplumu kutuplaştıran bir hüviyete sahiptir.
Bu zihniyetin arka planında da, ön planında da, kendi halkına güvensizlik, kendi milletinin millî ve manevi değerlerine yabancılaşma vardır.
Bu zihin haritasının içi de dışı da batakhanedir. Bu düşünce tarzında ırkçılık, kendi halkına güvensizlik, kendi milletinin millî ve manevi değerlerine yabancılaşma vardır. Bu zihniyetin acilen tedaviye ihtiyacı var.
Bu zihniyet hep kendi uydurduğu ilkeleri, milletin istek ve değerleriymiş gibi sunmuş, sonra da milleti bu değerlere uymamakla suçlayarak, cahillikle, gerilikle, gericilikle itham etmiştir.
Bu zihniyetin kutsalı kokuşmuş zihniyetidir. O zihniyet de kendi çıkarını, makamını düşünür, kutsal olan sadece zihinsel tortularıdır.
Bu zihniyet demokrasiyi çoğunluktaki gariban halkın inançlarına göre yaşamak hakkına müdahale yolu olarak görüp, millî kültürü, millî kimliği, millî kişiliği engelleyen tabular ve yasaklar manzumesine çevirmiştir.
Bu zihniyet toplum üzerinde “siyasi ve ideolojik egemenlik kurma” adına paranoyal kuşkuları, vehimleri, uydurulmuş korkuları sonucu ellerinden giden kişisel imtiyazları geri almak için siyasi çığırtkanlık yapıp bir kavram kargaşası ve terim perişanlığı yaşanmasına neden olmaktadır.
MHP ise “milli” hisleri kaşıyarak kitleleri yeniden kavga tufanına sürükleyecek bir söylem seçerek tükeniş düdüğünü çaldı. Türklük elden gidiyor, bayrağımız değişecek, ülke bölünecek söylemi fanatik faşizmin söylemi olarak toplumda itibar görmedi. MHP’liler şimdi daha öfkeli ve “patlamaya hazır” görünüyorlar.
MHP’yi sadece öfkeyi temsil etmeye, şiddet dili kullanmaya, tahrik politikaları izlemeye, düz itiraz üzerine kurulu bir marjinalleşmeye savuran, Bahçeli’nin hakaret etmek ve tehdit etmek dışında sadre şifa bir fikir üretememesindendir.
Ülkedeki savaş psikolojisi sürsün, belirsizlik ve huzursuzluk devam etsin isteği bir tahammülsüzlük yansımasıdır. Kavmiyeti milliyetçilik zanneden, farklı olanın, sessiz ve her denilene baş eğerek evet deme süreci dünyada yok artık.   
Oysa başkalarını konuşturmamak üzerine inşa edilmiş bir milliyetçilik tezahürü, milletin kendisine de zarar verir.
Temenni edilirdi ki barış ikliminde CHP ve MHP’nin de dahli olsun. Ne var ki bir tarafta silahlar susarken, beri tarafta şiddetli polemik yaşanıyor. Siyaset sahası poligona döndü.
Bugün barış için çabalayanlar, kardeşlik adına bir gelecek arayanları yok sayıyorlar. Acıların, ateşin ve feryatların bir daha yaşanmaması, yaşatılmaması için çabalayanlara öfke kusuyorlar.
Oysa Türkler ve Kürtler yüzyıllarca bu topraklar üzerinde aynı mefkûreler etrafında bir arada kardeşçe yaşamışlardır. Çanakkale’den Kurtuluş Savaşı’na uzanan süreçte bu vatanı birlikte koruyup kurtarmış ve üzerinde yaşadığımız devletin temellerini birlikte atmışlardır.
Görünen o ki barış sürecinin kaybedenleri yine muhalefet olacak.

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle