• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Burak Karen
Burak Karen
TÜM YAZILARI

Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine yandığım cinsine çeker

22 Kasım 2014
A


Burak Karen İletişim: [email protected]

Paralel yapının genel yayın yönetmeni yurtlardan topladığı şakirtlerle imza günü yaparken gazetemiz muhabiri Mehmet Özmen’in soru sormasına fırsat vermeden kafasındaki bütün şaibeler dışa vurmuş ve kardeşimize bütün “sevgi, muhabbet, hoşgörü ve iyi niyet”iyle tokadı sallamış.

Değişimi kendi sonları olarak gören zihinsel bir darlık içindeki muhalefete desteğin boşa sallanan kürek olduğunu gören ve anlayan “dost-modern darbeciler” yaralarını kanatacak soruyu duyunca vahşileşip, içlerindeki Pensilvanya canavarını ortaya çıkarmışlar.

İnsanların mahremiyetine girecek, onları zan ve gerilim içinde bırakacak “kaset hizmeti”nin hangi vicdana, imana, izana, idrake, insani niteliğe, psikolojiye, haysiyete, ilme, hocalığa sığdığını açıklayamayan Gülenizmin yayın yönetmeni aleni sorulan bir soru sonrası kendini kaybedip, kudurarak saldırmış. Saman altından su yürütmeyi hayatındaki gizem olarak gören medeniyet fukarası tipin saldırı güdülerini tetiklemiş soruyu soran.

Gönül dili diyerek incinmekten, kırılmaktan, hassasiyetten dem vuranlar, sorulansoruya cevap vermek yerine, “münafık” diye hakaret edip, hedef gösterirken ya üstadını örnek alıp Belam gibi bedduaedip,Deccal gibi, “kâfir” diye mühürleseydi.

Bir yanağına tokat yediğinde diğer yanağını çeviren hoşgörü timsali “zamane kardeşler”in, “şantaj-montaj”, “yalan-iftira”, “fitne-fesat” arasında “diyalog” yerine “pitbul dehşeti” saçmayı yeğlemesini kamuoyunda sıfırlanan itibarlarının agresifliği olsa gerek.

Köşeye sıkıştıkça çarpıtma, saptırma, cerbeze, iftirayı habercilikmiş gibi lanse edilip küfürler, yalanlar, hakaretler eşliğinde en iğrenç karakter suikastlarının altına imza atan kişilik fukarasının gözü döndü herhalde.

Batıda CHP’yi, Orta Anadolu’da MHP’yi, Güneydoğu Anadolu’da da HDP/PKK çizgisini destekledikleri gerçeğini soruya döken arkadaşımıza karşı “saldırgan” ve “mütecaviz” bir tutumu benimseyen “Pensilvanya çetesi”nin hoşgörü palavrasını cümle âlem görüyor artık.

Kaybetme duygusu, toplumda itibarlarının kalmaması, devletin kırmızı kitabına girip bugün birer tehdit haline gelmeleri ruh hallerini bozduğu için marjinalleşiyor, çirkinleşiyorlar.

Fikir ve söylemlerinde tutarlı, saygılı, zorbalığa karşı bir duruş yerine “çığırtkan diyalogcu” çete elemanlarının bu gayri insani tutumları tükenişin saldırganlığından başka bir şey değil.

Kısaca adamlıklarını gösterdi medeniyet yoksunu garibanlar. Adamlık bunlara da ne çok yakışıyor değil mi?

Hayır!... Adam olabilmek zor bir zanaattır. Adam olmak sonu olmayan meşakkatli bir süreçtir. Günü kurtarmak, ucuz hesaplar adamı olmak değil farklı bir duruştur. Erdem sahibi olmaktır. İlkeli, prensipli, öz disiplinli, omurgalı bir yaşam sürmek demektir.

Mangal gibi yürek olacak adam dediğinde. Kendini, nefsini terbiye edecek, kendini yontacak ve doğru olanı yapacak. Günü kurtarmak için ucuz hesaplar içinde olmayacak. Yola gelen değil, kendi yolunu bulan olacak.

Sözü, düşüncesi ve eylemi tutarlı olacak. Öyle her patırtıya pabuç bırakmayacak. Adam dediğin konuşacağı yerde susup, susacağı yerde konuşmayacak. Az ama öz konuşacak. Kodum mu oturtacak tek bir lafıyla. Sözünü sohbetini dinletecek. Espriyle vakar, ciddiyetle saygı arasındaki çizgiyi ince çizecek.

Adam olmanın birinci şartı, insan olmaktır. İnsan olmanın olumlu değerlerini özünde toplamaktır. Adam olmak, gerekirse yolda yalnız yürüyebilmektir. Olduğu gibi görünmek, göründüğü gibi olmaktır. Akıllı ve cesur olmaktır. Adam gibi adam olmak demek omurgalı bir varlık olmanın şuuru ile hareket etmektir.

Adam dediğin yüce gönüllü olacak, sevmeyi bilecek. Öyle her koşana, her zorlayana açmayacak yüreğinin kapılarını. Dudaktan dökülenle yürekten akanın ayrımına varabilecek. Duygusal karmaşalarda hata üstüne hata yapmayacak.

Adam olmak kendi gibi olmak, kendi gibi davranmaktır. Kendine özgü bir duruşu olacak adam dediğinin. Örneğin merhametle şecaatin, sadakatle ihanetin, cehaletle nedametin ayrımına varabilecek. Söyledikleriyle yaptıkları çelişmeyecek.

Doğal olacak adam dediğin. İşine geldiği gibi davranmayacak. Özü neyse sözü de o olacak. Kırk yerinden eğip bükmeyecek lafı. Söylemeden önce ölçüp biçecek, söylediğinde de sözünün arkasında durmayı bilecek.

Adam dediğin derin olacak. Derinliklerinde gezinebilecek, lakin kaybolmayacaksın. En bildiğini sandığın şeyi aslında hiç bilmediğini gösterecek kadar derin olacak. Ve başını döndürecek kadar gizemli.

Adam dediğin utanmayı bilecek. Arın, edebin insana mahsus meziyetler olduğunu aklından çıkarmayacak.

Adam dediğinin detayları olacak. Senin bile farkında olmadığın ayrıntıları fark edecek. Şaşırtmayı da, şımartmayı da bilecek. Her haliyle içine sinecek, her halinle içine sindiğini bilmenin huzurunu duyacaksın.

Adam dediğin; sarılacağı ve saracağı, koşacağı ve duracağı, işiteceği ve duyacağı, bakacağı ve göreceği, dinleyeceği ve anlayacağı, sezeceği ve bileceği, gideceği ve kalacağı zamanın ayrımında olacak.

Adam dediğin; dürüst, tutarlı, dik duruşlu olup şahsiyetli bir tavır takınacak.. Adam gibi adamlar güzel ahlaklı, erdem sahibi olup korkaklığa, ikiyüzlülüğe, namertliğe kesinlikle prim vermezler.

Erkek olarak doğmak yazgıdır elbette. Ama adam olabilmektedir marifet. Adam gibi adam zaten sıradan ve sürüden farklıdır.

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23