Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi
Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eser, “Turkuvaz Yayınlarından”. Eserin müellifi ise Prof. Dr. Murat Yalçıntaş.
Kitabın adı, yerli ve milli sanayimizin gelişmesi için yeniden bir diriliş harekâtı başlatan kadroların el emeği göz nuru, “Yeni Altay’ın Bilinmeyen Hikâyesi”.
Murat Yalçıntaş, siyasi tarihimizin yakın şahidi olmakla birlikte esas ekonomi tarihimizin de önemli şahitlerindendir ve bu uğurda sahadan kürsülere, kürsülerden salonlara emek harcamış, bedel ödemiş ve birikimlerini ülkemizin kalkınmasına vakfetmiştir.
Günümüzde OYAK Genel Müdürü olan Prof. Dr. Yalçıntaş, iki buçuk yıl BMC’nin CEO’su olarak görev yaptığı sırada, “Yeni Altay Tankı” projesinde çalıştı ve hikâyesini yazdı.
Bundan sonrası için sözü tarihe not düşülen emeğin sahibine bırakalım.
*
“Tarih üzerine yapılan sohbetlerde sıkça dile getirilen bir söz vardır; ‘Biz Türkler tarih yapmaktan, tarih yazmaya vakit bulamadık”. Bu söz büyük ölçüde gerçeği yansıtır.
Tarihimize baktığımızda geçmişimizin daha çok, Çinli ve Batılı tarihçiler tarafından kaleme alındığını görürüz. Oysa Altay Tankının geliştirilmesi tam anlamıyla tarih yapmaktır.
Zatım bu çalışmayı hazırlarken bir tarihçi olması iddiasıyla değil, yaşadıklarımı ve gözlemlerimi gelecek nesillere aktarma sorumluluğuyla hareket etmiştir.
Bu projeye emek verenlerin unutulmaması, fedakârlıklarının hatırlanması gerektiğine inanmaktayım. Aynı zamanda bir akademisyen ve yönetici olarak, bu süreçte edindiğim tecrübelerin genç yöneticilere ve öğrencilere yol gösterici olacağını düşünmekteyim.
Tarih, başarılar ve hatalarla örülüdür. Bizlere düşen, geçmişi dikkatle analiz ederek doğru adımları tekrar etmek, hatalardan ders çıkarmaktır.
Ancak savunma sanayi diğer sektörlerden farklıdır. Çünkü burada yapılan hatalar ve elde edilen başarılar, ulusların yarınlarını doğrudan etkiler. Bağımsızlık ile felaket arasındaki ince çizgiyi belirler.
İşte tam da bu yüzden BMC ile Altay’ın hikâyesini anlatarak hem bizden sonrakilere bir yol haritası çizmek hem de tarihe not düşmek istiyor, bunun büyük önem taşıdığına inanıyorum.
Altay projesi hakkında kamuoyunda çok şey iddia edildi, yazıldı. Ancak ne yazık ki, bunların birçoğu eksik ya da yanlış bilgilere dayanıyordu.
Bu süreçte yıllarını projeye adamış insanlara büyük haksızlıklar yapıldı. Bu kitabı yazmamın nedenlerinden biri de budur.
Hiçbir olayı çarpıtmadan doğruları tüm açıklığıyla ortaya koyarak, bildiklerimi ve yaşadıklarımı paylaşmak istedim.
Bunu hem akademik bir sorumluluk duygusuyla yaptım hem de projeye çeyrek asır boyunca emek vermiş sayısız insana duyduğum vefa borcunu ödemek istedim.
BMC’deki 30 ayımı ve Altay projesinin geçmişini anlatırken, olaylara sadık kalarak yaşananları en gerçekçi biçimde aktarmaya özen gösterdim.
Bu kitapta sadece “Altay Ana Muharebe Tankı” ile ilgili anılarımı paylaştım, dolayısıyla burada okuyacaklarınız, BMC’deki deneyimlerimin yalnızca bir bölümüdür”.
*
Ezcümle:
Kitabı okuyunca görülmüştür ki, tarihi yapanlar, mutlaka yazmalılar da.