--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Herkesi dinleyip Allah’ı dinlemeyenler

Burak Karen
Burak Karen

Bu bir vatan hainliğidir…

Bu bir ihanettir…

Bu bir alçaklıktır…

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’e ait, Türkiye Cumhuriyeti’nin çok gizli mahiyetteki görüşmelerinin dinlenip, kamuoyuna servis edilerek Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik alçakça bir saldırı yapıldı. 

İsrail’in varlık ve güvenliğine karşı bir tehdit oluşturmayacak, Hıristiyan dünyası ile teolojik ve siyasi bir çatışmaya girmeyecek, batı uygarlığına karşı bir tehdit ve batıya karşı ekonomik, siyasi, kültürel anlamda rakip olmayacak bir Türkiye isteyen satılmışların bir oyunuyla karşı karşıyayız. 

Devletin en mahrem görüşmelerini sinsice ve haince kaydedip sosyal medya aracılığıyla yayan bu çete, Türkiye’nin milli çıkarlarını zedelemek ve Türkiye’yi dünyada zor durumda bırakmak için dış güçlerin emrinde “ajanlık” faaliyeti yürüten millet düşmanlarıdır.

Devletin en hassas güvenlik konularının izlenerek görüşmelerin kamuoyuna servis edilmesi, Türkiye’nin ulusal güvenliğine yönelik alçakça bir saldırıdır, vatana ihanettir. 

Türkiye’nin geleceğiyle, istikbaliyle, istiklaliyle ve aziz milletimizin huzuruyla oynamaya yeltenmek alçaklıktır.

Şerefini kaybeden insanlığını kaybetmiştir.

Ülkenin istikbali, aziz milletimizin bekasına yönelik olarak bir saldırı gerçekleşmiştir. Bu alçaklar vatan toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’nin ve oradaki askerimizin güvenliğini hiçe saydılar.

Ülkemiz, kalıcı sonuçlar doğurabilecek büyük bir fitne ve imtihandan geçmektedir.

Türkiye’mizin “Gülen kasetçiliğin” iftiralarıyla sarsıldığı, devlet kurumlarının birbirine düşürüldüğü zaman diliminde, varlığımıza yönelen düşmanca saldırıların, eş zamanlı olarak hız kazandığını görüyoruz.

Kabuk değiştirme sancısı içinde olan dünya ile birlikte yenilenerek büyüme mücadelesi veren Türkiye, düşmanca saldırılarla kuşatılmıştır.

Bu büyük oyunun ve yapının arkasında Yahudi-Hıristiyan konsorsiyumu, kendisini kainat imamı zanneden zavallı ve ekibi var. Haçlı dünyası, Siyonistler ve satılmışlar ittifak halinde. Her türden devlet sırrını, her türden stratejik planı deşifre ederek istikbal arayan bu karanlık yapı, Cemaati piyon olarak kullanıyor. 

Gün egemenliğimize ve bütünlüğümüze yönelen bu ciddi saldırılara karşı Çanakkale ruhu ile devlete, millete ve onun bekasına sahip çıkma günüdür. Bu mücadele siyaset üstü bir mücadeledir. Devletin varlık mücadelesidir.

Kirli operasyonun arkasında duran karanlık odakların asıl amacı Başbakan Erdoğan’ın itibarını sarsmak ve Erdoğan efsanesini bitirmektir. Ortak düşman AK Parti’dir.

Kendi aralarında bile anlaşamayacak kadar kronik muhalif, progresif sivil insandan korkan, katı angajmanlar içinde ve ideolojilere saplanmış hafif düzeyde şizofrenik olan muhalefetin ve kirli ittifakın etik, ahlak, din, hukuk gibi sınırlayıcı kuralı yok. Ortak düşman tutkalı çok güçlü.

Hayatta ve ayakta kalabilmek için tek besin kaynağı Erdoğan’a düşmanlık olan muhalifler, varlık kaynaklarına temel bir içgüdüyle bağlandılar. Malum kuklacı hepsini Tayyip Erdoğan düşmanlığı ile birleştirdi ve bu damardan beslemeye başladı.

Türkiye’de iletişim, sanat, kültür ve medyaya hakim olan kayıtsız şartsız muhalif grup aralarında “paylaşılan halüsinasyon” ile aynı anda aynı kabusları görüyor sonra da sağlıklı insanlara siz niye korkmuyorsunuz diye saldırıyorlar. 

Dünya değişiyor fakat köhne kafalarıyla ancak karanlıklarda yaşayabilen vesayetçiler değişmiyor. Birkaç fazla oy alabilmek için bunlara sempatik görünmeye çalışan düşük ahlaklı değersiz siyaset anlayışı değişmiyor.

Bin yıldır bu topraklarda yaşayan farklı dil, din ve kültür özelliklerine sahip insanların muazzez bir medeniyet kurmasını sağlayan sahih İslâm anlayışının omurgasını, özünü ve ruhunu yok sayan nevzuhur oluşumlar, milletimizi kaygılandırmakta, manevi bütünlüğümüzü tehdit etmektedir.

AK Partili olalım veyahut olmayalım, eğer bu süreçten dik çıkamazsak ve başbakanı teslim edersek korkarım ki yarın ülkemiz de elimizden gidecektir. Bize söz hakkı vermeyeceklerdir. Çok önemli bir dönemeçteyiz ve dik durmamız gerekiyor.

Taraf olmayan bertaraf olur” sözünden yola çıkarak biz hukuken ve siyaseten denetleyebileceğimiz, gerektiğinde sandıkta hesap sorabileceğimiz bir hükümeti desteklemek zorundayız. 

Savaşta birliğini kaybeden asker düşman toplarının nereye ateş ettiğine bakar. Düşmanın ateş ettiği yer onun birliğidir. Yaşadığımız süreçte fantastik bir ritüel ile kardeşlik yemini etmiş birleşik muhalif iç ve dış güçler ve kullandıkları maşaların hedefi Tayyip Erdoğan’dır. Ortak düşman etrafında toplanmış “dost düşmanların” hedefi, ateş alanı bizim birliğimizdir, mevziimizdir.

Hiç kimseyi ötekileştirmeden, dönüştürmeye çalışmadan, ortak olduğumuz noktalarda iş yapmayı deneyen, her konuda güven arttırıcı yöntemlerle bu toplumda birlikte yaşamamıza katkıda bulunan bu anlayışa sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. 

Bu hükümet sayesinde ya zincirleri kırıp inkişafın heyecanını yaşayacak ve dirileceğiz ya da uşaklığa, sömürülmeye, boyun bükmeye devam edeceğiz. Cesaretini kaybeden hürriyetini kaybetmiştir. İmanını kaybeden ise ebedi saadetini kaybetmiştir

Ortak düşman da değil ortak hedeflerde birleştikçe kazanırız. 

Tayyip Erdoğan bu dönemden yenilgiyle çıkarsa Türkiye kaybeder. Senaryo hep aynı değişen sadece figürler. Türkiye bir asır sonra yeniden inkişaf sancısı çekiyor. Bu yeni oluşumda Türkiye ya yöneten ya da yönetilen olacak, karar milletindir.

 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle