Halk artık ucuz oyunlara rağbet etmiyor
Hiç düşündünüz mü? Bu kadar çirkin saldırıya, bu kadar karalamaya, bu kadar yalana dolana, bu kadar algı yönetimine karşın halk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisinden neden taviz vermiyor.
On iki yıldır dış güçlerin desteğiyle hareket eden ülkedeki azgın azınlığın, beyaz Türklerin her türlü oyununa, her türlü kumpasına karşı Anadolu insanı Başbakan’dan neden vazgeçmiyor.
Boyalı basının satılık kalemşorlarına, paralel örgütün sermaye ve medyadaki müttefiklerinin ağır ithamlarına karşı her defasında sandıkta gülen, milli iradenin tercihine mazhar olan Başbakan oluyor.
Faiz lobisinin, para baronlarının, mason localarının organize ettiği sokak gösterilerine, Gezi olaylarına rağmen ülke halkı Tayyip Erdoğan’a neden sahip çıkıyor, iktidara getiriyor. Neden acaba, hiç düşündünüz mü?
Bu ülkenin gerçek sahibi oldukları rüyasını yüz yıldır gören ve halkı göbeğini kaşıyan adam olarak aşağılayan tuzu kuru dönmelerin siyasi oyunlarına, ülkede her on senede bir “darbe” yaparak ülkeyi elli sene geriye götüren apoletli ayakların kirli gölgesine rağmen sandıktan hep galip gelen, halkın tercihine mazhar olan Başbakan oluyor.
Kurduğu kirli ağla ülkede adalet ve emniyet teşkilatını avuçlarının içine alan, pek çok resmi kurumda önemli görevlere sızarak ülkenin can damarlarına nüfuz eden ve milli olan her şeyi kopyalayarak dış güçlere peşkeş çeken paralel yapılanmaya karşı halk iradesini neden Başbakana teslim ediyor.
Halk değerleri, gelenekleri, inançları ve hareket tarzlarıyla barışık gördüğü Başbakana geniş bir hareket alanı çizerek iktidara getiriyor.
Bu kadar kirli bir ortamda Başbakanın sırtına binip makam ve şöhret sahibi olan bakan, vekillerin bütün ihanetlerine rağmen başbakan hala dimdik ayakta ve halkın sevgilisi olmayı nasıl başarıyor hiç düşündünüz mü?
Bütün bu soruların cevabı tek cümlede cevabını buluyor: Halk kendisinden biri olarak gördüğü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a inanıyor, güveniyor ve seviyor.
Çünkü Başbakan ülke halkının hayallerini gerçekleştiriyor, refah düzeyini yükseltecek adımlar atıp hep daha güzeli, hep daha ileriyi hedefliyor.
Çünkü Başbakan dış dünyada onurlu ve dik bir duruş sergileyerek halkın göğsünü kabartıyor.
Çünkü Başbakan halk gibi sıradan yaşıyor, sıradan davranabiliyor. Annesinin boynuna sarılabiliyor, arkasından ağlayabiliyor, cenazesinde Kur’an okuyabiliyor.
Çünkü Başbakan varoşlarda rastgele bir eve girip iftarını edebiliyor, fakir halkla lokmasını paylaşabiliyor.
Çünkü Başbakan fakir halkın derdine derman olacak her şeye evet diyor.
Çünkü Başbakan üçüncü sınıf bir aşiret devleti olmak yerine Osmanlının bakiyesi olduğumuzu dile getirip İslam âlemine sahip çıkacak, bölgesinde sözü geçen lider bir ülke olma hedefine emin adımlarla yürüyor.
Çünkü Başbakan asırlar önce hayali kurulan, rüyası görülen icraatları gerçekleştiriyor.
Çünkü Kanal İstanbul, Boğazın altına açılan tünel geçişi, üçüncü köprü, üçüncü havalimanı ile Türkiye’nin kalbi İstanbul’a hayat veriyor. Hızlı tren, her ile uçakla yolculuk imkânlarıyla sınırları kaldırıyor.
Çünkü Başbakan tankını, topunu, uçağını, gemisini, arabasını kendisi yapan bir ülke olma gayretiyle önemli adımlar atıyor.
Çünkü Başbakan Davos’ta katil Perez’e haddini bildirip, “one munite” kelimesini siyasi tarihe onur ödülü olarak asabiliyor.
Çünkü Başbakan “haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” ilahi emri üzere haksızlıklara meydan okuyabiliyor. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun Danıştay’daki konuşmasında eleştirinin adap ve ahlak sınırlarını aşıp algı operasyonuyla ayar verme gayretine girmesine anında cevap verip halkın gönlünü okşayabiliyor.
Çünkü Başbakan TOBB Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Kılıçdaroğlu’nun yüzüne karşı “Bana diktatör diyen karşımda oturuyor” diyebilecek kadar yürekli ve açık sözlülüğüyle halkın yanında itibarını artırıyor.
Çünkü Başbakan devlet-millet arasındaki güveni zedeleyen, piyasaya güveni yok eden, ülkenin belirsizlik ve risk katsayısını yükselten, sermayeyi kaçıran, 30 küsur bankanın altının oyulmasına destek olan, yüzlerce milyar dolarlık zararı devletin sırtına yükleyerek toz olan, özgürlüklere kapalı, milletin değerleriyle barışık olmayan, tepeden inmeci otoriter zihniyete savaş açarak halkın yanında olduğunu gösteriyor.
Milleti, adam edilmesi gereken, geri kalmış, hurafelere inanan cahil insanlar takımı olarak gören, siyaset üzerinde vesayet rejiminden yana olup, atanmışların seçilmişlere üstün olması gereğine inanan ve bu doğrultuda siyaseti dizayn eden ciheti askeriyenin, devletçi seçkinlerin, otoriter yönetim yanlılarının zihniyetine karşı halk başbakanı kahraman olarak görüyor ve sahip çıkıyor.
Milletin tarihsel geçmişine, sosyolojik ve kültürel dokusuna uymayan kurumların toplum mühendisliği anlayışına sarıp, darbe yaparak ülkenin anayasal düzenini silah zoruyla değiştiren, millet iradesinin en üst tecelli makamı olan Büyük Millet Meclisi’nin zorla fesheden, icraatlarında milleti çok da kaale almayan, dokunulmazlık zırhına bürünmüş, sorgulanamazlık zırhı giydirilmiş bir iktidarın tadını çıkaran sınıflar, silahların gölgesinde at oynatamıyorlar.
Halk “yeter artık söz milletin” diyebiliyor, liderine sahip çıkabiliyor.


