Hak batıl mücadelesinde halk haktan yana tavır koyuyor
Yakalanan siyasi ve ekonomik istikrardan rahatsız olan, Türkiye’nin yükseliş trendini durdurmayı amaçlayan ve bu sayede İslam dünyasının umutlarını söndürmeyi murat eden ve hazırlıklarını yıllardır yapan uluslararası sistem vesayet geleneğini cemaat formatıyla sürdürmek istedi ve Gülen’in ılımlı ya da yontulmuş “yeni dünya düzeni rüyası”nı bu işe kılıf olarak seçti.
Ekonomik, sosyal, siyasi prangalarından kurtulan, en önemlisi etki alanını genişletip bir dünya devleti olma yolunda önemli adımlar atan Başbakan’ın büyük Türkiye projesine, yargı, emniyet ve kamu bürokrasisi içinde oluşturulan “örgütcell” yapılanma bu işte maşa olarak seçildi.
Devletin içini ahtapot gibi saran ve mücadele edilmez, yok edilmez ise geleceğimizi tamamen teslim alacak korkunç bir yapı oluşturulmuştu ve bu yapı hem milleti hem de demokrasimizi tehdit eder hale geldi.
Bağlı olduğu “derin çete”nin talimatıyla, hukuku araçsallaştırarak operasyonlar yapan “paralel yapı” tamtamlarını çalarak yandaş medya desteğiyle savaş ilanını yaptı, “dost-modern” bir darbe girişimi başlatıldı.
Müslüman mahallesinde salyangoz satan Pensilvanya Hareketi, AK Parti’ye “siyaset dışı bir odak” olarak açtığı savaşla ülkemin siyasetini boyundurukları altında oldukları dış mihrakların istediği biçimde dizayn etme gayretine giriştiler.
17 Aralık Girişimi ile alenen kendini ifşa eden bu gizli yapılanma, paralel yapı denilen habis şebeke neo-faşist bir karakter taşıyor, eskinin Gladio’sunun yerini almaya çalışıyor ve demokrasimizi, devletimizin temel yapısını doğrudan tehdit ediyor.
Bugün dış güçler, devlet gücünü kullanarak devlete ve hükümete siyasi operasyon yapıp, politika belirlemeye, hükümete siyasi ayar vermeye, siyaset alanını tanzim etmeye soyunan bir yapının liderliğine soyunan vatan, millet menfaati gözetmeyen içimizdeki yardakçıları ve Müslüman Türkiye arasında bir “güç ve istiklâl mücadelesi” yaşanmaktadır.
O kadar gözü dönmüş, o kadar şehvete kapılmış, o kadar kin ve nefretle kendisinden geçmiş bir yapılanma ki hiçbir kural, hukuk, ahlak gözetmeksiniz ülkede önüne geleni dinliyor, kurulan kumpas hükümeti değil, doğrudan devleti hedef alıyor.
Sistematik olarak fitne operasyonları hazırlayarak Türkiye’nin geleceğine yönelik bir savaş ilanı açan “Vaiz lobisi”nin seçimler öncesi başlattığı kirli savaş Türkiye’nin özgül ağırlığının arttığı bir dönemde yeniden içe kapanmayı, kabuğuna çekilmeyi, küçülmeyi arzulayan ipleri dış güçlerin elinde bir çete oyunu olarak sergileniyor.
Bu milletin kültürel genetiğini keşfeden emperyalist güçler ve Pansilvanya’ya bağlı paralelciler 17 Aralık operasyonundan bu yana dinlemelerle, şantajla, beddua ile darbe girişimiyle ve porno kasetlerle anılan ve ürkülen bir yapıya dönüştü.
Israrlı bir şekilde topluma din adamı, Allah dostu veli, âlim, abid olduğu kabullendirilmeye çalışılan Pensylvania’daki “Yeşil kartlı göçmen”, din adamı hüviyetini kaybetti, bazen darbe sever sivil bir general gibi, bazen de uluslararası bir şirketin CEO’su gibi hareket etmeye başladı.
AK Parti’ye duydukları kin ve nefret sebebiyle kendilerine daha büyük kin ve nefret duyan bir partiye sarılmaları siyasi akıl ve halk irfanıyla karşılaşınca zırvaladıklarının göstergesi değil mi?
Pansilvanya Grubu ve vekâlet verdiği aktörler yasadışı dinlemelerden oluşan ve tamamen montaj ürünü olan kasetleri CHP’ye servis etmeye başladı. Kaset galibi genel müdür ise Pansilvanya merkezli bu paralelci yapının siyasi tetikçiliğini yapar hale geldi.
Alternatif bir siyaset ortaya koyup halkın oyunu alarak yıkamadığı hükümeti cemaatin gayrimeşru operasyonlarıyla yıkmayı uman CHP yönetimi de hükümete yönelik darbe girişimi, şantaj-montaj kasetleriyle yasadışı yapılanmanın ürettiklerinden nemalanarak iktidar olmayı hayal ediyor.
Pensilvanya Hareketi “Oylar CHP’ye, MHP’ye, AKP dışında herkese” diye yırtınsın dursun 30 Mart’ta seçmen sadece yerel faktörlerle değil, cemaatle ve darbe süreciyle hesaplaşmak için sandık başına gidecek.
Bariz bir “savunma refleksi” var bu kez meydanlarda. Saldırıların Başbakan nezrinde bütün Türkiye’ye yönelik olduğunu düşündüğü için halk sadece Başbakan Erdoğan değil, hem demokratik yapı hem de devlet düzenine halk sahip çıkmak amacıyla cephesini haktan yana alıyor.
Uluslararası sistemin ağalarına ve onların yerli taşeronlarına hadlerini bildirmek için 30 Mart gününü iple çeken maşerî vicdan, kendini kâinat imamı, Mesih ya da Mehdi zanneden zavallıya ve ruhlarını “vaiz lobisi”ne kiralayan taraftarlarına cevabını sandıkta verecek.
Zaman egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğu gerçeğini haykırmak, demokrasiyi vesayet altına alacak her türlü girişime karşı milli iradenin ve temsilcilerinin yanında olma zamanıdır.
Günü birlik taktik hedefleri için “asıl tehdidi” görmezlikten gelen Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’ye meydanlar, milli irade devlet içinde yapılanmış bir çetenin temizlenmesi için cevabını en güzel şekilde veriyor.
Hangi inançtan, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi siyasi parti veya Cemaat-Cemiyet-Camiaya mensup olursa olsun bu millet hak batıl mücadelesinde haktan yana tavrını alıyor, ruhunu, aklını, kalemini kiraya vermiş tiplemelere de cevabını sandıkta verecek inşallah.


