--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Futbolda çaresizlik girdabında kıvranmalar

Burak Karen
Burak Karen

Futbolda Avrupa turnesinin başlaması ile yarışmacı takımlarımızın gündemi işgali tırmanışa geçti. Türk futbolunun dünya devleriyle aynı kulvarda yarış edebilmesi ve dünya futbolundaki pastadan pay alabilmesi için geçilmesi gereken turlar oynanırken, futbol muhabbet malzemesi, karşılıklı takılma konusu haline geldi. 

Feyenoord maçının devre arasında gazetecilerle sohbet eden Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Fernandes, Almeida ve Quaresma hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunmuş. Fernandes’i zamanında satmadıkları için çok büyük pişmanlık duyduğunu söyleyen Orman, “Bu konuda kendime hep kızarım. Keşke satsaydık. Bize hiç bir katkısı oymadı. Aldığı paranın karşılığını vermedi. Bu kulüp ona dünyanın parasını verdi ama o oynamadı. O paranın hepsi haram zıkkım olsun. Yedi yetimin hakkı var o parada. Nasıl helal edebilirim ki?” demiş.

Almeida’ya yıllık 2.5 milyon Euro teklif ettiklerini şimdi 900 bin Euro’ya bile kulüp bulamadığını dile getiren Başkan Orman, “Quaresma’ya, paranı 2.5 milyon Euro’ya düşür dedik, kabul etmedi. Şimdi 650 bin Euro’ya oynuyor. Hilbert parayı beğenmedi gitti, şimdi bize haber gönderiyor” ifadelerini kullanmış.

Profesyonel kulüplerin büyük ölçüde erozyona uğrayan prestiji Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’ın altını çizdiği savurganlıktan kaynaklanmıyor mu? Ya da futbol kulüplerini yöneten kişilerin yeterli donanıma ve bilgiye sahip olmayıp taraftar kitlelerini kendi egoları doğrultusunda kullanmaları bu batışın sebebi değil mi?

Gençliğini korumayan ülkemiz, yabancı hayranlığı ve bataktaki kulüpleri kurtarmak uğruna sınırsıza koşmuyor mu? 

Yaklaşık seksen milyon nüfusu olan, bunun on altı milyonu ilk ve orta öğretimde okumakta olan müthiş bir genç potansiyeline sahip olan Türkiye’de takımlarımız altyapı, spor kültürü, iş ahlakı standartlarını yakalamak yerine miadını doldurmuş, emeklilik belgesini eline almış futbol monşerlerinin peşinden koşmuyor mu? 

Brezilyalı efsanevi isim Ronaldinho, Atletico Mineiro’dan ayrılmış. 34 yaşındaki futbolcunun hem ağabeyi hem de menajeri olan Assis Ronaldinho’yu Beşiktaş’a önermiş. Daha önce Beşiktaş’tan beş milyon Euro isteyen Ronaldinho rakamı iki buçuk milyon Euro’ya düşürmüş, tek şartı üç yıllık sözleşme imiş.

Garanti para, sıfır vergi, ekmek elden su gölden bir yaşama yelken açmak için seçilen bir ülke haline geldi vatanımız. Avrupa’da değer kaybeden futbolcuların fahiş paralara gittikleri Arap liglerine döndü ligimiz. Süper Ligin değer kaybı her geçen yıl netleşiyor, uluslararası puanlamalara yansıyor. 

Beşiktaş’ın sözleşmesini yenilemediği Portekizli Almeida bonservisi elinde olmasına rağmen Avrupa’da kulüp bulamıyor. Gözü hala Türkiye liglerinde, kulağı hala Türkiye’den gelecek telefonlarda. Avrupa’da maç başı para ödenirken, yani yaptığın işin karşılığını ancak alabilirken Türkiye’de garanti ücretler, bonuslar, artı ödemeler, primlerle vs. tam bir hayal dünyası. 

Beşiktaş kulübü Gökhan Töre ile her konuda anlaşmalarına rağmen Rubin Kazan Kulübü’nün istediği astronomik ücretinden dolayı bu transferi şimdilik askıya almış. Gökhan Töre Beşiktaş’a ne vermiş de koca kulüp bu oyuncunun peşinden bu kadar koşuyor. 

Geçen sene Töre hangi maçı kazandırmış Beşiktaş’a? Kaç gol, kaç asisti var bu adamın da bu kadar paralar ediyor? Bizim göremediğimiz bilmediğimiz özellikleri mi var da bu paralar savruluyor. Pavyonda silahlı kavgadan yaralanan, arkadaşlarını pisliğe sokan bu adam değil miydi? 

Galatasaray ile yollarını ayırmasının ardından İngiltere’nin Chelsea takımına transfer olan Didier Drogba, eski kulübünden hiçbir zaman kopmadığını belirterek: “2012’den sonra formasını giydiğim takımlar gücenmesin ama son iki sezonda bile bir Chelsea oyuncusu olarak kaldım” demiş. Drogba, Galatasaray’ın, İngiliz ekibiyle Londra’da oynadığı maçta ortaya koyduğu kötü performans nedeniyle uzun süre eleştiri oklarının hedefi olmuştu. Demek ki Drogba o maçta bilerek oynamamış, isteyerek şike yapmış. 

Sen gider kırk yaşındaki adama kendi ağırlığından fazla para verir de yalvar yakar getirirsen onun yapacağı şey de canı istediği zaman oynamak, canı istemediği zaman oynamamak olacaktır. Benim ligimin değer kaybına sebep olanlar bunun vebalini er geç çekeceklerdir.

Güzel olanı, akıllıca olanı ender olsa da oluyor güzel memleketimde. Akhisar Belediyespor 250 bin Euro’ya imza attığırdığı Oumar Niasse’yi, 5.5 milyon Euro’luk bonservis bedeliyle (Yaklaşık 16.5 milyon TL) Rusya’nın köklü takımı Lokomotiv Moskova’ya sattı. 

Yeşil-Siyahlıların hocası Mustafa Reşit Akçay, futbolun aslında bir nevi ticaret olduğunu belirterek, “Niasse’den gelecek para bizim bir yıllık bütçemize yakın” derken de acı bir gerçeğin altını çiziyor aslında. 

Bir tarafta yüzlerce milyon Euro’luk borçlarda boğulan büyük kulüplerimiz, diğer tarafta birkaç milyon Euro’luk bütçeleriyle ligde var olma savaşı veren kulüplerimiz aynı yarışın içinde,  aynı ligde mücadele ediyor.

Kulüplerimizin çoğunluğu sponsor desteği ile birkaç milyon Euro’larla idare edilirken, birkaç büyük kulübümüz yüzlerce milyon Euro’luk borca rağmen esip savuruyor. Spor bakanlığımız ise her zamanki gibi sadece seyirci konumunda. 

Çare kendi insanımızda, altyapıya yapılacak yatırımlarda, gençlik aşısında. Kendi değerlerimizin farkında olsan aslında biz bize yeteriz.  

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle