--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Futbol terörüne hayır

Burak Karen
Burak Karen

Bir süredir saha içi ve saha dışı olaylarla anılan Türk futbolu bu defa bir cinayete tanıklık etti. Özellikle son haftalarda gerilim tavan yaptı. Futbol sahaları öyle yerler oldu ki orada rakibe öfke, küfür, hakaret var.
Liglerin kopma noktasına geldiği, düşen ve şampiyon takımların belirleneceği haftalarda yaşanan bu rezillikler ne insanlık adına, ne spor adına ne de centilmenlik adına olmaması gereken şeyler. Sezon boyunca yapılan yükleme, beyinlere saklanan cerahat, yüreklerde yer eden kin inceldiği yerden kopuyor ve patlıyor.
Futbol sahalarımızda son zamanlara kadar eşine rastlamadığımız, tanık olmadığımız bu tür hastalıkların uzun bir süredir içimize sızmaya çalıştığı ne yazık ki açıktı. Ama kimse umursamadı.
Spor Bakanlığı olaya, olaylara ilgisiz, Futbol Federasyonu günü kurtarmanın peşinde, kulüp başkanları ön plana çıkma, medyada konuşulma peşinde. Taraftar dernekleri bedava peşinde. Başarı, sportmenlik, fair play kimsenin umurunda değil.
Başkanlar, yöneticiler, teknik adamlar, kulüp amigosu yazarlar, televizyon şaklabanı şovmenler ağır tahrikler yaparken “bu anlayışla nereye gidiyoruz?” diyen bir kişi yok. Holiganizm hızla körüklenmeye başladı. Önlemler almak yerine yangına körükle gidiliyor. Bütün kurum ve kuruluşlar da bu kötü gidişe destek veriyor.
Kimsenin cezadan korkusu yok, kimsenin adaletten korkusu yok, kimsenin yasadan korkusu yok. Kimse insanlığını sorgulamıyor, vicdanını sorgulamıyor. Ben bildiğimi yaparım anlayışı işim özü.
Yapıyorlar da... Ceza da almam deyip, almıyorlar da. Türkiye’de bir tane yetkili bütün bu konuşmaların, eylemlerin, olayların nereye gittiğini sorgulamıyor. Sporda Şiddet Yasası’na aykırı olduğunu düşünmüyor, dava açmıyor.
Çıkardığımız yasayı p.ç ettik, o yasanın p.ç olmuş halini dahi uygulayamıyoruz. Bir taraftar öldü ama hala yöneticiler, futbolcular arasındaki demeç yarışı sürüyor. Bu düşmanlığı nasıl yarattık, nasıl bir noktaya geldik?
Futbol kulüpleri şiddeti ve aşırılığı hoş görüyor, hatta teşvik ediyor. Parasından başka hiçbir özelliği olmayan yöneticiler en cahil taraftar gibi davranıyor. Köşe yazarları haksızlığı ve vahşiliği meşrulaştırmaya çalışıyor. Sözde yorum programları tribünleri aratmayacak derecede ilkel, seviyesiz, bencil ve sıradan.  
Avrupa’nın en iyi hakemleri sıralamasında dereceye giren hakemlerimiz burada yönettiği maçlarda sıradanlaşıp günü kurtarmaya yönelik düdüklerle hem kendisine kıyıyor hem de yönettiği takımlara.
Üzerine milli formayı giyen futbolcularımız sokak kabadayısı gibi birbirlerinin boğazında tırnak izleri bırakmak için cansiperane mücadele içerisine giriyorlar.
Yapılan futbol maçları sonrası sokaklarda meydana gelen terör olaylarını masum bir şekilde coşku olarak değerlendirenler kulüp başkanları, kulüp yöneticileri, kulüp teknik adamları, kulüp amigosu yazarlar en ağır şekilde tahrikleri yaparken bir Allah’ın kulu çıkıp ta durun kalabalıklar “bu yol çıkmaz sokak” demiyor, diyemiyor.  
Sıradanlık ahtapot gibi bütün hücreleri sarmalamış. Kimse de yetti artık deyip silkinme ihtiyacı duymuyor.
Benim polisim, takımını izlemek için şarkılar türküler söyleyerek toplanmış kalabalığın içerisinde havaya ateş açarak insanları geriyor. Çocuğuyla bir tarihe tanıklık edip, bir coşkuyu yaşamak isteyen babaya biber gazlı müdahale ediliyor. Çocuk sporumuzdaki biber gazlı gerçeklere yerinde şahit olarak kafasına işliyor.
İlginçtir ki tribünde adam öldürmeye teşebbüs edenlere kimseler el sürmüyor.
Futbol fanatiğinden kurtulmalıyız. Futbolda toplumu terörize edenlere, şiddete karışanlara ceza gelmeli. Köşe yazarları yaşanan rezillikleri savunmamalı, desteklememelidirler.
Bugün hala yaşanan aynı kavgalara dur denilmelidir. Yazılı ve görsel basınımız tahrikçiliği, teşvikçiliği bırakmalı artık. Yangına körükle giderek düşmanlığı tahrik etmek yerine kardeşliği diline pelesenk etmelidir.  
Bütün bu yaşananlar tahrip edilmiş manevi değerlerin ve yozlaştırılmış bir kültür anlayışının göstergesidir. Sevdiği renkler benimkinden farklı diye bir insanın canına kast etmek bu yozlaşmanın sonucudur.
Dünyevi ve uhrevi hiçbir kazancı olmadığı halde insanların kendinden geçmesi, ortalığı tahrip etmeleri, başkalarının canına ve malına zarar vermeleri, devletin malına ve memuruna saldırmaları bu deformasyonun göstergesidir.
Yetti artık!
Birileri bu kötü gidişe dur demeli. Sözde yönetici, futbolcu, hakem, tv soytarısı dalkavuklar, taraftar ve gazeteci kılıklı Türk futbolunun gerçek holiganlarını bu arenadan kovma vakti geldi, geçiyor. Şahsi kavgalarıyla, kişisel menfaatleri için ortamı geren bu fanatikleri futbol dünyasından atmadan bu olayların durulması mümkün görünmüyor.
Hatasından ders almayan, yaptıklarından pişman olmayanları futbol dünyasından temizlemez, el çektirmesek daha çok şeye şahit oluruz.  
Fakat bu ülke daha fazlasını hak ediyor. Bu ülkenin futbolseveri sadece futbol izlemek istiyor. Bu ülkenin taraftarı adam gibi maça gitmek, çoluk çocuğuyla eğlenmek sevinmek ve sağ salim evine dönmek istiyor. Bu da en doğal hakları değil mi?

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle