Erzurum’a katma değer katanlar
İnsanoğlu huzuru, mutluluğu, kendisini rahatlatan güven ortamını değişik zaman dilimlerinde ve mekânlarda bulabiliyor. Arada ticarî, siyasî ve dünyevî hiçbir kirli bağ olmayan “dost meclisleri” düşüncelerin renklendirildiği, hak arayışlarının zirve yaptığı, gönül hoşluğuyla kenetlenen eller ve gönüllerle kardeşlik bağının mühürlendiği mekânlardır.
Benim de hemen her gün uğramadan geçemediğim, “sevgi evimiz” var.
Dünü bugünü yarını kuşatan bir anlam atmosferinde, menfaate dayanmayan, hesabi olmayan bu mekân aynı zamanda ortak ruh ve aidiyet duygusunun da yakalandığı, kardeşlik bulutlarında gölgelenilen bir dost meclisi.
Her hali, her tavrı, susması ve konuşması ile örnek insan, gerçek bir dost ve ağabey Hasan Şengel’in bürosu bizim gündemi tartıştığımız ikinci adresimiz.
Milli Görüşün çekirdek kadrosundan gelen, Refah Partisi parti müfettişliği yapan ve bu davaya ömrünü adayıp, mal varlığını feda eden dava ehli, bir gönül insanı Zafer Taş ağabeyim Cuma namazından sonra Dostlar Meclisi’nde gönüllerin yine hasret gidermek için toplanacağını söylediğinde doğrusu meraklanmıştım.
Çünkü gündem yoğundu, ülke meseleleri baş döndürücü bir şekilde şekilleniyor, gelişmeler karşısında hızlı aksiyon alabilme zorlaşıyordu.
Zafer ağabeyimle tarihi en köklü “hak merkezli” bir milletin ve medeniyetin mensupları olarak kendi değer yargılarıyla mücehhez, tarihin yönlendirdiği değil, tarihi yönlendiren bir neslin evlatları olarak hem yol almaya hem yolcu olmaya kendini adamış iki dost yapılması gerekenler üzerinde konuşarak büroya ulaşmıştık.
Selam faslından sonra meseleye vakıf olabilmek için dinlemeye koyulmuştum. Erzurum’un hükümette kabine dışında kalması, belediye başkanlığına şehir dışında oturan bir dadaşın getirilmesi, sebepleri ve sonuçları tartışma konusuydu.
Herkesin ortak kanaati şuydu ki Mehmet Sekmen Erzurum için bir fırsattı. Başbakan partideki yerel yönetimlerden sorumlu ikinci adamını Erzurum’a aday yaparak bir bakıma Erzurum’u ödüllendirmişti.
Mehmet Sekmen Türkiye’nin en büyük metropolünde üç dönem belediye başkanlığı yapmış, iki dönem vekillik yaparak siyasi kariyerini taçlandırmış bir isim idi. Erzurum’da bulunduğu kısa sürede gönüllerde taht kurarak çamura gönül tohumu ekebilen ve hayatı iyiye, güzele, hayra ve berekete kaynaklık edecek biçimde sürekli filizlendiren bir “hak adamı” olduğunu göstermişti.
Dünyanın geçiciliğini bildiğinden düşmanlıkları küçültüp, dostlukları gözünde büyüten, sevgi, saygı, kardeşlik duygusu gelişmiş, adalet ülküsü olgunlaşmış “hak aşığı”ydı Sekmen.
Sekmen sesine, bedenine, hayallerine uygun, gösterişsiz ve temiz elbiseler giydirebilen siyaset duayeniydi ve Erzurum’un bahtsız kaderini değiştirecek bilgi ve tecrübeye sahipti. İthal aday iddiası kayda değmez bir düşünceydi, füruattı.
Erzurumluların meclisteki “dert ortağı” olan İdris Güllüce kabinede İstanbul’u, resmi olmasa da gönlüyle de Erzurum’u temsil eden bir bakan olarak yerini almıştı. Güllüce özü sözü bir, ilim ve irfan sahibi bir kişilik olduğu için Başbakana yol arkadaşlığı ediyordu.
Türkiye’de devlet iktidarını denetleme üzerine kurulu müthiş bir iktidar kavgasının olduğu bu zor dönemde Başbakan Sayın Güllüce’yi kabineye alırken kendisine de çok zor bir misyon yüklüyordu.
Sınırları aşan bir işbirliğine karşı hükümette Başbakana yol arkadaşlığı yapacak, bir dadaş olarak Erzurumlunun derdini dinleyip çözüm üretecek aynı zamanda da bakanlığına bağlı birimlerle bütün ülkenin derdine derman olmaya çalışacaktı.
Güllüce çok özel biriydi ve özel olarak seçilmiş bir görev adamıydı. Dün mecliste olduğu gibi bugün de bakanlık görevinde bütün Erzurumlunun dert ortağı olacağından kimse tereddüt etmiyordu.
İçtenlikle gülebilen, yalansız ağlayabilen, hırslarından, kinlerinden kurtularak kazanan, bölüşmeyi basit bir hayatın sade akışı içinde olabildiğince duyan, duyurabilen bir “gönül insanı”ydı Güllüce.
Ülkemiz üzerindeki kâbus, umutsuzluk ve karamsarlık bulutlarının kalkmasında, huzur ülkesinin kuruluşunda, “diriliş nesli”nin yetiştirilmesinde, ümit, huzur ve sevincin bitmeyen soluğu olması için bizler elimizden gelen desteği vererek Güllüce’nin başarılarını taçlandırmasında yardımcı olmak fikri ortak kanaatti.
Yine kabinedeki diğer Erzurumlu İçişleri Bakanı Efkan Ala zor bir zamanda zor bir göreve getirilmişti. Başbakanın itibarına mazhar olan Ala Erzurum için bir nimetti, fırsattı.
Bu dönem Başbakanın önemli görevlerde Erzurumluları tercih etmesi bu şehre verdiği önemin ve sevdanın izleriydi. Bu şehir de bunun karşılığını kuşkusuz verecekti.
Dostların bir araya gelerek, duygu ve düşüncelerini paylaştığı ve bir sinerji ortamı oluşturduğu bu mecliste hakkı bulmanın, haklının yanında olmanın gururu hep vardı.
İçimiz kor gibi yanarken susmak acıların en beteriydi ve biz dostlar meclisinde bu acıları paylaşarak eritiyor, ertesi günün muhasebesini de yaparak vedalaşıyorduk. Hayata sevgiyle bakmanın huzuru ile gönüllerin ahenkli dansı arasında yüzlerde beliren tebessümler bir paylaşımın neticesiydi ve de çok güzeldi.


