Emperyal özleme Osmanlı tokadı
Suriye’deki savaş gittikçe daha karmaşık, daha kanlı bir durum almaya başladı. Rus uçağının düşürülmesi sürtünmeleri kıvılcıma dönüştürdü. Önümüzde her bakımdan sıcak günler olacağını söylemek yanlış olmaz.
Türkiye ulusal ve bölgesel güvenliğini, çıkarlarını korumak noktasında ne kadar kararlı olduğunu uluslararası hukuk çerçevesinde attığı bu adımla, dünyaya ve bölgeye göstermiş oldu.
Ciddi bir devlet vasfıyla angajman kurallarını esnetmeyeceğini, tekrarı olursa yine vururuz kararlılığıyla da siyasi iradesinin test edilmesine izin verilmeyeceğinin altını kalınca çizdi.
Rusya, Türkiye’ye karşı çok ağır bir tahrikte bulundu ve karşılığını çok net aldı. Rus uçağının düşürülmesi gerekiyordu ve düşürüldü…
Türkiye’nin yaptığı bir savaş ilanı değil haksız ihlale müdahaledir, nefsi müdafaadır ve doğal hakkıdır. Türkiye yokmuş gibi, Türk hava sahasından geçip Türkmenlere bombardıman yapan bir Rus uçağının düşürülmesini hiç kimse yadırgamıyor zaten.
Rusya Türkiye’yi bölgesel planlardan diskalifiye edip, İran’ı yanına alarak, IŞİD’le mücadele adı altında İslami muhalefet cephesini çökertip Suriye üzerinden Akdeniz’e inmek, İslam dünyasına girmek istiyor. Yani Türkiye’nin dostluğundan daha büyük bir kazancın peşinde...
Rusya bu “bıçak sırtı” süreçte Suriye’de ateşle oynuyor.
Putin Ortadoğu’da yeni bir macera, yeni bir kanton bölge arıyor. Putin’in tehlikeli sularda yüzmeyi seven bir kişiliğe sahip olması, Rusya’nın eski emperyal günlerinin özlemi bu defa canını yaktı, debelenirse başını da yakacak.
Rusya’nın düşünsel hatalarla yaptığı eylemler Türkiye’yi karşısına dikti. Yanlış oynamaya devam eder, hırsını dizginleyemezse bölge Rusya için Afganistan’a dönüşebilir.
Suriye ve Irak’ı harabeye çeviren, yüzbinlerce insanın ölümüne milyonlarcasının mülteci pozisyonuna düşmesine sebep olan “çakallar” grubu Türkiye’nin, yangın büyümesin diye gösterdiği hassasiyete rağmen paylaşımdan daha fazla pay kapmak için gizemli satranç oyununda rakiplerinin hamlelerini gözleyip karşıt hamle yapıyor.
Suriye içi bir mesele, önce bölgeselleşti şimdi de küreselleşti. Suriye’de devletlerarası mücadelenin şekli de değişiyor.
Son dönemde örtülü şekilde, örgütler üzerinden yürütülen devletlerarası kavga, düşürülen uçakla birlikte alenileşip oyunun kurallarını da değiştirecek gibi.
Her anlamda ciddi sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalacağımız bir dış politika sorunu da bu süreçte ortaya çıktı.
Asırlardır yaşadığı toprakları, ailesini, namusunu, kanlı diktatöre karşı korumaya çalışan Türkmenler bu oyunun sadece piyonu.
Suriye’deki her gelişme Türkiye’nin güvenliğini birebir ilgilendiriyor. Fakat içimizdeki bazı siyasiler, bir kısım basın, kiralık kalemşorlar ve sosyal medya fenomenleri yabancı güçlerin hem sözcülüğünü, hem de savunuculuğunu yapıyor.
Bazı alçaklar hem soydan kardeşimiz hem dinden kardeşimiz olan Türkmenlere atılan bombalara değil, Rusların düşürülen uçağına üzülüyor.
Dün hepimiz Ermeni’yiz diye caddeler, sokaklara dökülen “sanatçı kılıklı soytarılar” bugün ortalıkta gözükmüyor, seslerini çıkarmıyor.
Dün dört tane ağaç kesiliyor bahanesiyle ortalığı kana bulayan “gezi zekâlılar” bugün haksız yere öldürülen, Türkiye sınırına yakın ormanlık bölgede kurdukları çadırlarda zor şartlar altında hayata tutunmaya çalışan, uzanacak yardım elini bekleyen insanlar için kılını kıpırdatmıyor.
Dün Kobani’de yaşananlardan dolayı insan hakları konusunda duyarlı olduğunu söyleyen sözde sivil toplum örgütleri, PKK/Sol örgütlerin arka bahçesi olarak çalışan insan hakları dernekleri, Kobani için gösterdikleri hassasiyetin binde birini Bayırbucak’ta Türkmenler için göstermiyor, insanlığın katledilmesine zerre miskal tepki vermiyorlar.
Dün paralel organizasyonun MİT TIR’ları üzerinden yaptığı kirli operasyonun, sahnelediği ihanet oyununun parçası olan “paralel” kumpanya bugün aynı pişkinlikle Rusya’nın bunun hesabını bizden fena halde soracağını tebessümlerle, siyasi şehvetle anlatıyor.
Suriye’deki varlığı her bakımdan sorgulanabilir olan Rus askerlerinin telsizden “Rus votkasını aldık geliyoruz, kadınlarınızı kaçırmayın” şeklindeki çirkinlikleri söz konusu TIR’ları durdurmak suretiyle Suriye Türkmenlerine ihanet eden Paralel Suç Örgütü mensuplarının beyinlerini zonklatıp, yüreklerini dağlıyor mu?
Türkmen dağında katledilen her masumun kanı, kirletilecek her namusun kiri paralel ablaların yüzüne bulaşmayacak mı?
Ya hu sahi sizleri cevşenlerinizle Rusya büyükelçiliğinin önünde niçin göremiyoruz?
Ey Bayırbucak Türkmenlerine yardım götüren MİT TIR’larını durdurup Türkiye’yi Lahey’de yargılatmaya varacak bir ihanet planını ilmek ilmek örmeye çalışarak devletine ihanet eden paralel abiler Rusya, DAİŞ’le mücadele bahanesiyle çoluk çocuk, kadın ihtiyar demeden Türkmenleri bombalarken yüreğinizde bir acı hissediyor musunuz?
Türkiye’de “Şam şeytanı” Beşar’a, “Moskof zalimi” Putin’e desteğini sürdüren ana muhalefet, işbirlikçi cephedekiler, paralel rüyadakiler şimdilerde, zerrece utanmadan Türkmenler konusunda hassasmış gibi yapıyorlar, tiyatro oynuyorlar… Cümleniz çifte standartçı, ilkesiz ve omurgasızsınız.
Son söz: Devam eden, adı konmamış Ortadoğu’da bende varım savaşıdır. Türkiye, Haçlı-Siyonist İttifakı’na karşı hayati bir mücadele veriyor. Buna seyirci kalamaz. Fakat asıl yapılması gereken Suriye’deki Türkmen topraklarına girilmeli, ilhak edilmelidir.
Bizim olan bu topraklar yeniden bizim olmalı, kardeşlerimiz yeniden yurtlarına dönmelidir. Batı için vicdan, ahlak, adalet, hak ve hukuk hikâye, güce bakıp, gücü dinliyor.
Güçlüyüz, haklıyız ve suçsuzuz.


