Eceline susayan köpek cami duvarına işermiş
İslam âleminin kendi iç meseleleriyle boğuştuğu ve Müslümanlara yönelik zulümlerin had safhaya çıktığı şu günleri fırsat bilen Siyonist İsrail, Batı’nın sömürgeci ve emperyalist güçlerinin desteğini de arkasına alarak zulmüne pervasızca devam ediyor.
Krizle, çatışmayla, savaşla, kanla beslenen İsrail hükümeti Kudüs’ü Yahudileştirmek, yerleşim yerlerini artırmak ve Aksa üzerindeki statükoyu değiştirmek için her fırsatı değerlendiriyor.
Zulüm yıllardır hiç değiştirmedi rengini. İsrail yine tüm Müslümanların gözünün içine baka baka, kutsalımızı postallarıyla çiğnedi.
İslam Ümmetinin en kutsal mekânlarından biri olan ve Müslümanların ilk kıblesi olma özelliğini taşıyan Mescidi Aksa, Siyonist İsrail’in sinsi plânlarına kurban gitmek üzere.
Mescidi Aksa işgalin gölgesinde ağlıyor, dünya Müslümanlarının bütün bu oyunları seyretmesine ve hiçbir duyarlılık göstermemelerine hüzünleniyor.
Filistin’de Talhalar, Ubeydler ve Hamzalar direniyor. Bütün Müslümanların onuru izzeti için başını eğmiyor. İki milyar İslam âlemi için yeryüzünde zulüm ortadan kalksın diye dik duruyor.
Filistin davası, İsra ve Miraç topraklarının hürriyete kavuşması davasıdır. Filistin davası İslâm kardeşliği davasıdır. Filistin davası, İslâm’ın en azılı düşmanına “şeytana” karşı mücadele davasıdır. Filistin davası mazlumlara destek ve yardım davasıdır.
Filistin, İslâm ümmetinin birlik ve bütünlüğünün sembolüdür, şeref ve itibar kalesidir. Filistin, İsra mucizesinin son noktası, Miraç mucizesinin başlangıç noktasıdır.
Kudüs, şehirlerin goncası, tutsak kutsallığın başkentidir. Kudüs, ümmetin sessizliği, zincirlere vurulmuş bir yücelik, kanayan yaradır. Kudüs isyankâr bir ruhtur, öfkedir, direniştir, diriliştir.
Mescidi Aksa Müslümanların onurudur, semboldür, güçtür, mahremiyettir.
Kudüs’ün İslami kimliğini savunmak, Müslümanların ilk kıblesi olan ve Allah tarafından mübarek kılınıp bir kutsiyet ve imtiyaz bahşedilen, Harem mescitlerinin üçüncüsü olan Mescidi Aksa’ya sahip çıkmak, onu gözyaşlarından kurtarmak iki milyara yaklaşan dünya Müslümanlarının ilk vazifesidir.
Yahudilerin asıl meselesi kaybolmuş bir Süleyman Mabedini ihya etmek değil, Filistin davasının canlılığını korumasını sağlayan kutsal Mescidi Aksa’yı ortadan kaldırmaktır.
Siyonistlerin amacı Kudüs’ü bütünüyle bir Yahudi şehri haline getirmektir. Bunu yaparken de Müslümanlar için kutsal sayılan, Filistin davasının canlılığını koruyan, tevhit inancına göre özel mana ve yer işgal eden kutsal Mescidi Aksa’yı ortadan kaldırmak hedeflenmektedir.
Kaybolmuş bir Süleyman Mabedini ihya etmek maksadı güdülüyor görünse de asıl mesele dini bir duyarlılık değil, devletin “Büyük Kudüs Projesi” adını verdiği projenin ihyası içindir.
Hiçbir insani değere saygı duymayan, hiçbir kural tanımayan, ayakta kalabilmek için saldırganlık ve vahşetin her yoluna başvurmaktan çekinmeyen, işgal saltanatıyla zulüm saçan…
Hz. Süleyman’ın (a.s.) bastonunu içten içten kemiren “dabbetu’l-arz” denilen böcek gibi kutsal toprakları kemirerek huzuru yok eden…
Mescidi Aksa’yı ortadan kaldırabilmek için yıllardan beri gizli ve açık psikolojik harp metotlarını kullanan Yahudi… Sana yeryüzü lanet ediyor, sana gökyüzü lanet ediyor.
Her alanda ikiyüzlü siyaset gütmeyi maharet sanan İsrail işgal devleti… Sana insanlık lanet ediyor.
Vakit küfre karşı birleşmenin vaktidir.
Türkiye’nin de içinde olduğu İslam dünyası üzerinde oynanan bu kirli tezgâhı bozmak için İslam ülkelerinde vicdanlarının sızladığını söyleyen Müslümanlar, bizler neler yapıyoruz?
Müslümanların derdiyle dertlendiğimizden dolayı ne kadar rahatımız kaçtı?
Müslümanlar üzerine oyunlar oynanırken camileri beş vakitte ne kadar doldurabildik? Kur’an ve Sünnetle buluşmamızı ne kadar artırdık. Kendi aramızda dargınlıkları bir kenara atarak birbirimizle ne kadar kenetlenebildik?
Katliamlara duyarsız kalan, hatta cunta yönetimlerini destekleyen ülkelerin mallarını ne kadar boykot edebildik? Cuntaların yanında yer alan medya kuruluşlarının hangisini protesto edebildik? Gerçek dostumuz ve düşmanımız kim?
Mezhepler arası çatışmayı kimler körüklüyor? Bütün bu soruların cevabını vermeden Müslümanlara karşı oynanmakta olan bu kirli oyunları bozamayız.
İsrail “akıllı bombalar” atarken, “düşman çocukları” yer altında bile bulabilmek, onların kafalarını, bacaklarını koparabilmek, simsiyah kömür haline getirebilmek için taş taş üstünde bırakmazken, İslam ümmeti oyunda oynaşta. İnsanlık öldü. İnsanlar kör, sağır ve dilsizler güruhuna dönüştü.
Filistin, acılar içinde kıvranırken zulme, işgale, onursuzluğa karşı tavrımızı koymalıyız. Kudüs adım adım işgal edilirken elimize taş almaktan ürkmemeliyiz. Mescidi Aksa “şeytanın çocukları” tarafından kirletilirken “şehitlik şuuru”nu kuşanmaktan korkmamalıyız.
Mahcup ve mahzun bakışlı Mescidi Aksa’nın, kanlı hüzün gözyaşları döktüğü, mübarek çevresinde oluk oluk Müslüman kanının döküldüğü, Filistin’in terörist ve anarşist Siyonist güçler tarafından işgal edildiği şu günlerde gözü yaşlı Filistinli kardeşlerimizin sesini duymak zorundayız.
Mekke, Medine, İstanbul kadar bizim (bizden) olan, değerleri değerlerimiz, insanları insanlarımız, ölenleri şehitlerimiz, kalanları kardeşlerimiz, mabetleri mabetlerimiz olan Kudüs davası sadece Filistinlilerin değil, tüm ümmetin davasıdır. Müslümanım diyen herkes bu vahşi saldırıya tavır almaya mecburdur. Hatta Müslüman olmasa dahi, adaletten ve insanlıktan yana olduğunu söyleyen her insanın, Siyonist işgale karşı çıkması gerekir.


