Durun kalabalıklar...
Ortadoğu kaynıyor, Doğu Akdeniz savaş gemileriyle süslenip savaş hazırlıkları yapılırken, Papa 3. Dünya Savaşı’ndan bahsediyor. Bölge yeniden dizayn edilirken Türkiye de bu dizayndan nasiplendirilen ülkeler arasında en ön sıraya konuluyor.
Afganistan ve Irak’ı yerle bir eden, Arap Baharı adı altında Tunus, Libya ve Mısır’dan sonra Suriye’yi de kendi kontrolüne almak isteyen vahşi batı, Esad’ın saltanatının devamı için IŞİD’i kurdu besledi, büyüttü, palazlandırdı.
Terör örgütleri kurarak, şekillendirip silahlandırarak, petrol, doğalgaz ve enerji bölgelerinin istikrarını bozarak, kendi kurmuş oldukları terör örgütlerine karşı sözde savaşan, milyonlarca sivil insanın ölümüne mülteci durumuna düşmesine sebep olan haçlı dünyası bu defa da Suriye’yi bölüp parçalamak için yeni tezgâhlar peşinde.
Sadece Suriye’de değil, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan ve mezhep üzerinden şekillendirilen bir savaş haritası şekillendiriliyor.
İslam’a karşı İslam savaşı başlattılar. Yapay bir Sünnî-Şiî çatışması icat edilerek bu çatışma adım adım gerçeğe dönüştürülmeye çalışılıyor.
Demokrasi, barış, halkların özgürlüğü, adalet, hukuk devleti bu bölge dışından gelenlerin hiçbirinin umurunda değil. Suriye halkı can derdinde, birileri çıkar peşinde, petrol derdinde.
Beşyüz yıl süreceği düşünülen saltanat hayaliyle Neoconların tanrıyı kıyamete zorlamak olarak ifade ettiği kıyamet savaşı hazırlıkları yapılmaya başlandı gibi.
Batı, gittiği hiçbir yere saadet götürmemiş, yaralarını sarmamıştır, özellikle de İslam topraklarına. Aksine daha büyük yaralar açmış, daha derin acılar yaşatmıştır. İşte Afrika kıtası, işte Irak, işte Afganistan ve diğerleri...
Gerçek şu ki, yeryüzünde nerede kan, ıstırap ve gözyaşı varsa orada Müslüman var, orası İslam toprağı. Batı Afrika, Ortadoğu ve Uzakdoğu’daki işgal, baskı ve zulümleriyle kıyamet savaşının fitilini ateşliyor.
Batı, dünya üzerindeki hegemonyalarının sigortası olan İran’ın önünü açarken, Türkiye kuşatılmaya çalışılıyor. Tahran, Yemen’de başlattığı yayılma planlarını Suriye üzerinden genişletme derdinde.
İran’ın adeta varlık yokluk mücadelesine dönüştürdüğü Suriye meselesinde iç savaşla IŞİD üzerinden doğrudan sahaya inmesi, çatışmayı iyice mezhep eksenine sabitledi.
İran ve Esed, bütün evrensel İslam iddialarını kaybetmiş ve mezhepçi siyasetlere gebe kalmış bir emperyal anlayışla akıl melekeleri körelmiş Putin’i bölgeye taşıdılar. Dilipak’ın tabiriyle sanki Mehdi’yi kıyamete zorlamaya çalışıyorlar.
İslam dünyasının diriliş mücadelesi verdiği bir zaman diliminde İran, Irak’tan sonra Suriye’de de fitne ateşi yakıp, güvenilmezliğini perçinledi. Müslümanlarla birlik olup batılıları bölgeden kovma yerine haçlıların kucağına oturmayı tercih ediyor.
Düşen uçağını bahane edip, bundan sonra Ortadoğu’da istediği gibi at koşturacağı hayaline aldanan Rusya; Irak, Yemen, Libya’yı kaybetti, tek tutunacağı yer olarak Suriye’yi görüyor.
Putin; Suriye’deki iç savaşa, IŞİD ile mücadele örtüsü altında Suriye rejimini korumak, Rusya’yı iki kutuplu dünya konjonktüründe olduğu gibi yeniden küresel bir güç yapma amacı ile müdahil oldu.
Rusya; Çeçenistan’da katliam yaptı, dünya sustu. Kırım’ı ilhak etti kimsenin sesi çıkmadı. Ukrayna’ya müdahale etti kimse müdahil olmadı. Şimdi İran’la birlikte Suriye üzerinden Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme çalışmalarına girdi.
Suriye iç savaşına Esed rejimi lehine müdahil olarak küresel emperyalist düzenin değirmenine su taşıyan Rusya İsrail, Ürdün, Birleşik Arap Emirliği ve Mısır’ı da ziyaret ederek kendisine Arap ülkelerinden taraf bulmaya çalıştı.
Arkasına NATO ve Avrupa Birliği’ni almış, Ortadoğu’da yeni bir paradigmanın doğması yönünde dost Arap devletleriyle stratejik ortaklık adımlarını hızlandıran Türkiye’ye karşı Rusya ve İran, IŞİD üzerinden Kuzey Suriye’yi denetim altına alarak Arap dünyasının Türkiye ile bütün bağlantılarını kontrol altına almaya çalışıyor.
Yani, Türkiye üzerinden karanlık, kahpe planlar ve hesaplar içindeler.
Sadece askeri olarak değil, Suriye, Irak ve Akdeniz’de tüm petrol ve doğalgaz çıkarma çalışmalarında ve sevkıyatında, bölgede meydana gelecek rejim ve harita değişiklilerinde artık söz sahibi olmayı amaçlıyor Putin.
Türkiye, asırlarca Rusya tarafından kuzeyinden tehdit edilirken, şimdi kendi güneyinden de kuşatılmaya çalışılıyor. Türkiye de bölgede olan bitenin, kendi geleceğine de derin etkileyeceğini biliyor, ona göre adımlar atıyor ve durun kalabalıklar diyor.
Türkiye Ortadoğu’da Rusya, Esed ve İran’ın katliamlar ve yıkımlar getiren barbarlığına tepki gösteren tek ülke. Türkiye, Akdeniz’i ateş gölüne çevirmeye çalışan stratejilere güçlü bir şekilde tavır alan tek güç.
Rus uçağının düşürülmesi Rus yayılmacılığına ciddi bir ikaz ve dur emriydi.
Ankara’nın dik duruşu, bölgesel savaşı önlemeye, coğrafyayı yüz yıl kendine gelemeyecek hale getirmesi muhtemel mezhep savaşını engellemeye yöneliktir.
Hiçbir zaman vicdana, ahlaka, adalete, hak ve hukuka bakmayan batıya yeter artık ikazıdır. Ayakları üzerinde durup, dışa bağımlılığını minimize etmeye çalışan Müslüman Türkiye’nin diriliş işaretidir.
Türkiye’nin tarihte güvenilmezliği sabitlenmiş İran’a, azgınları oynayan Rusya’ya ve ikiyüzlü batıya durun feryadıdır. Dünyayla mücadelede içimizdeki Rus uşakları can sıksa da Türk dünyası ve İslam aleminden uzanan dostluk eli can olmakta, sinerji oluşturmaktadır.
Durmak yok, yola devam...


