CHP kendini inkâra devam ediyor
CHP de haftanın sirki Dersim üzerinden gösterime sunuldu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, “Dersim’de acı duyan herkesten bin kere özür diliyorum” sözlerine eski yeni CHP’liler ateş püskürdü.
Eski CHP milletvekili Şahin Mengü Twitter hesabından bu açıklamaya yönelik olarak, “Sezgin Tanrıkulu sen hangi hakla CHP adına özür dileyemezsin. Sen kimsin şerefsiz” ifadelerini kullandı.
CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, Tanrıkulu’nun Dersim konusunda özür dilemesine değinerek “Ben hiç özür mözür dilemiyorum. Olayları 1930’ların koşullarıyla olayları değerlendirmek lazım. O günleri yaşamamış bilmeyen kişilerin 2015 yılının gözüyle 1930’ları değerlendirmesi mümkün değildir” diyerek tepkisini gösterdi.
CHP Dersim gerçeğinin ortaya çıkarılması ve tarihleriyle yüzleşmekten niçin bu kadar ürküyor, korkuyor? CHP, tek parti zihniyeti ve onun uygulamalarıyla yüzleşmek zorundadır.
Dersim meselesi tartışılırken Kemalist zihniyet devleti koruma ve kollama refleksi ile hareket ederek kasıtlı olarak “gerçeklerin” üstünü örtmeye çalışıyorlar.
Böyle yaparak yalnızca içine düştükleri gülünç durumu değil, aynı zamanda geçmişte yaşanan acılara ve zulme dair insani bir duyarlılıktan ne kadar uzak olduklarını ve günümüzde de bu konuya dair vicdani sorumluluktan nasıl kaçtıklarını da ispat ediyorlar.
Dersim katliamının sorumlusu devlet ve CHP’dir. Atatürk hayattadır ve de bu olaylardan haberdardır. İsmet İnönü Başbakan’dır ve sorumlu hükümet Cumhuriyet Halk Partisi hükümetidir.
Prof. Dr. Baskın Oran, “Dersim’de isyan yoktu. Devlet tarafından planlı bir katliam uygulandı. Harekâtı Atatürk planladı” diyerek olayın iç yüzünü gün ışığına çıkarmıştı.
Yine 1936 yılında meclis açılış konuşmasında Dersim’den “çıban” olarak bahseden ve Dersim’in “en mühim dâhili mesele” olduğunu vurgulayan, bu meselenin “kökünden” halledilmesi için hükümete istediği yetkilerin verilmesi gerektiğini söyleyen de Mustafa Kemal’dir.
Celal Bayar’ın anılarında, Mustafa Kemal’in kendisine “Vurun, Dersim’de sorumluluk bana aittir” dediği de biliniyor.
Sabiha Gökçen’de anılarında Dersim’i bombalama emrini Atatürk’ün verdiğini anlatmaktadır.
Tüm bunlar bilindiği halde bazı çevrelerin bilinçli olarak Atatürk’ün bu katliamla ilişkisi yoktur demesi bir yalandan ibarettir.
İsmet İnönü Şark raporunda, “Dersim ıslahına bir program dâhilinde tevessül edeceğiz. Program, hazırlık, silahtan tecrit ve icap ederse iskan safhalarını ihtiva edecektir. Hazırlık ve silahsızlanma üç senede olacaktır” diyordu. (1935)
CHP’nin “rejimin sahibi ve bekçisi parti” zihniyetiyle siyaset yapıyor olması sadece kendileri için değil, bir bütün olarak Türkiye açısından bir “kayıp” anlamı taşımaktadır. Eğer yüzleşmeye cesaret ederlerse, Dersim tartışması, bunun için en uygun fırsattır.
Dersim katliamı ile ilgili olarak CHP’de son birkaç yıldır süren tartışmalar CHP’nin kaynayan yarasıdır. Dersim katliamının inkâr edilmesi veya yok sayılması mümkün değildir.
Dersim, Kemalist iktidarın Kürt halkına yönelik “inkâr” ve “imha” siyasetinin bir yansımasıdır. Dersim, Cumhuriyet’in kendisini Türk etnik temeline dayalı bir ulus-devlet olarak inşa etme iradesinin en kanlı sonucudur.
Dersim, cumhuriyet tarihinin en “vahşi” ve “barbar” katliamı olarak tarihe geçmiştir. Laç Deresi vahşeti, mağaralara sığınan insanların betonlanması, uçurumlardan atlayan genç kızlar, dere yataklarında kendi çocuğunu boğmak zorunda kalmış acılı bir toplumun asimile gerçeği CHP zihniyetinin boynunda asılı katliam madalyasıdır.
Kemalist zihniyetin “tedip, tenkil ve tehcir” zihniyetine tekabül eden anlayışı sadece katliamın kılıfıdır. Tedip, tenkil ve tehcir hareketinin amacı, biat ettirme mantığının dışında bir şey ifade etmiyordu.
Koçgiri katliamı ile başlayan yeni dönem Şeyh Sait ile devam etti. Rejim bir yandan silahlı güçle toplumu bastırmaya çalışırken diğer yandan yeni çıkardığı Cumhuriyet Kanunları ile toplumu tekleştirmeye çalıştı. Çıkarılan yeni yasalarla “tek millet, tek din, tek ırk ve tek dil” anlayışı egemen kılınmaya çalışıldı.
İhsan Sabri Çağlayangil’in Dersim katliamına ilişkin itiraflarını, Dersim’de insanları nasıl zehirli gazla öldürdüklerini anlattığı röportajı yapan kim? Bugün CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’dur. O görüşme 1986 yılında Bursa’da İhsan Sabri Çağlayangil’in evinde yapılmıştır. O röportajın sadece bir bölümü yayınlandı. Görüşmenin diğer bölümlerinde neler konuşulduğunu sadece Kemal Kılıçdaroğlu bilmektedir. Tahminimce İhsan Sabri Çağlayangil, röportajında Dersim’e ilişkin her şeyi itiraf etmiştir.
Dersim’de katliamdan kurtulanlar dağınık bir şekilde sürgüne gönderilmiş, çocuklar ise yatılı bölge okullarına yerleştirilmişlerdir. Dersim’de uygulanan kışla kültürü ile Dersim’in mağdur çocukları kendi cellatlarına âşık pozisyonuna getirilmiş, Kemalist bir gelecek tertiplenmiştir.
Dersim’de oluşturulan bilinç çarpıtılması kendini siyasal, sosyal, inançsal ve her anlamda izlerini göstermektedir. Öyle ki kendi katliamını gerçekleştiren CHP’nin halen Dersim’de varlığını sürdürmesi dahi nasıl bir beyaz katliamın uygulandığını göstermesi açısından ibret verici değil midir? Dersim’de Kemalist damarın güçlü olmasının izlerini Dersim katliamı sonrasındaki bu beyaz uygulamalarda aramak gerekir.
Korkunun ecele faydası yok. Gerçekler bugün olmazsa yarın açığa çıkacaktır.


