--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bu yol çıkmaz sokak

Burak Karen
Burak Karen
Hizmet Hareketi, Türkiye için çözümü sadece siyasette görseydi, elini tutan mı var, parti kurardı” diyor yazısında Zaman’dan Hüseyin Gülerce.  

Şu an bir taraftan bir partiyle birleşme diğer taraftan da bir partiye yamanma çalışmaları gizliden gizliye sürse de siyasi parti kurmak, meydanlara inmek, halkın karşısına geçmek yürek isteyen, beceri isteyen, emek isteyen meşakkatli bir iştir.

Oysa birilerinin sırtında devlette çöreklenmek, iktidarı devirip devleti ele geçirme adına kuralsız, sınırsız, her türlü kirli ittifakı kurmaya ayarlı çaba harcamayı daha kolay ve zahmetsiz gördüğü için tercihini bu yönde kullanıyor Gülen cemaati. 

BBC’deki Fethullah Gülen’in röportajı, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın siyasi bildirisi ve Zaman gazetesinin manşetine taşıdığı Cihan Haber Ajansı mahreçli yanlı kamuoyu araştırmasının hangisi siyasi bir eylem değil? 

Erdoğan’ı yıpratıp Cumhurbaşkanı Gül’ü öne çıkarma çabaları siyasi manevra değil mi? 

Yolsuzluk operasyonu” adı altında seçilmiş Hükümete yapılmak istenen darbenin, cemaat basını tarafından ölümüne sahiplenilmesi, desteklenmesi ve sosyal medyada yapılan taraflı, çirkin yayınlar siyasi bir varlığın ispat çabaları değil mi?

Gayri meşru yollarla rejim değiştirmeye, hükümet yıkmaya çalışan “sözde” dini bir cemaatin, dünyevi bir alanda söz sahibi olmak için bu kadar ciddi mücadele vermesinin sebebi siyasi mücadele değil mi?

Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kurarak kaset söylentileri, çamur at izi kalır mantığıyla yapılan çirkin ve ahlaksız saldırılar, karalamalar politik manevralar değil mi?

Sarıgül’ü desteklemek, CHP’ye sempati ile bakmak, AK Parti’den istifa eden milletvekilleri, Büyük Birlik Partisi’yle yapılan pazarlıklar, her türlü yalan haberi ekrana taşıma gayreti siyasi bir amaç uğruna yapılmıyor mu? 

Mavi Marmara katliamı, İsrail’le ilişkiler, MİT krizi, Mısır’daki darbe, çözüm süreci ve Gezi kalkışmasında ortaya konan karşıt görüş, yapılan muhalif duruş, şimdi açıkça iktidarla savaş siyasi mücadele değil mi?

Kendi ülkesinde devlet iktidarının verdiği imkânları siyasi iktidara, ülkeye ve devletin kendisine karşı kullanabilen bir yapı oluşturup kirli ittifaklarla, operasyonlarla Erdoğan’ı yıkmaya çalışanların devlet iktidarını denetlemesi üzerine kurduğu bir meydan okumayı izliyoruz.

Bugünlerde “dayatmacılık” kılıfına sarılarak piyasaya sürülen “kutuplaşıyoruz” söylemi, aslında vesayet döngüsünden kurtulan Türkiye’nin dönüşümüne, değişimine direnen ABD’de konuşlu lobinin, emir kulu olduğunu bildiğimiz devletin kılcal damarlarına kadar sızmış yılanların son çırpınışıdır. 

Bugüne kadar kimi zaman pasif kimi zaman üstü kapalı sürdürülen iktidar mücadelesi artık aktif bir biçime bürünmüş görünüyor. Arkasında farklı hesaplar olsa da bunun adı iktidar savaşıdır.

Bu mücadelede cemaat gözünü öyle karartmış durumda ki kazanmak için her yolu mubah görüp, her türlü oyuna başvurabiliyor. 

Büyük mudilerin paralarını çekmesiyle zorlanacağı anlaşılan Bank Asya’ya yardım seferberliği hangi amaç için yapılıyor?

Kuruluş amacı faizsiz bankacılık olan Bank Asya’ya faizli ferdi kredi çekilip yatırılması için fetva hangi dine göre, hangi amaçla veriliyor. 

Aynı bankada çalışan personelin Zaman gazetesine “mecburi” aboneliği, “AK Parti’ye oy vermek yediğiniz ekmeğe ihanettir” söylemi hangi siyasi anlayışa hangi etik kurallara göre verilmektedir? 

Bir taraf siyasal projelerini sorunsuz sürdürmek için iktidar alanını genişletmeye çalışırken, diğer taraf yıllar içinde çöreklenerek saltanat kurduğu özerk alanları korumak istiyor.

Erdoğan düşmanlığı gözlerini öyle kör etmiş ki hizmet medyasında maalesef vefasızlık ve haksızlık çok çirkin bir dille yapılıyor. Siyaseti boyundurukları altında oldukları dış mihrakların istediği biçimde dizayn etmek için her yolu deniyorlar. 

Cemaat CHP’yi de gölgede bırakacak şekilde ana muhalefet partisi gibi davranıyor. 

Türkiye siyaseti ipleri dış mihrakların elinde olan başı dışarıda bedeni içerde birilerince şekillendirilmeye çalışılıyor. Bu dizayn harekatı terör örgütünün kırk yılda verdiği maddi zararı bir aylık sürede vererek ihanet şebekesi halini almış durumdadır.

Türkiye, yeni bir toplumsal kırılmanın eşiğinde, yani bir yol ayrımında. Ya bir kez daha siyaset etkin olacak ya da hizmet bürokrasisi klasik iktidarını sürdürecek.

Tarikat liderlerinden  Bediüzzaman’ın öğrencilerine, STK’larından geleneksel dindar kesime, diğer cemaatlere kadar herkeste Cemaat’e karşı bir mesafe var artık. Diğer ülkeler de artık cemaate ve şürekâsına pozitif yaklaşmayacağı sinyalini veriyor.

ABD ve İsrail ifşa olmuş piyonların üstünü çok kolay çizen bir anlayışa sahiptir ve çok yakında bu çizimi yapacaklardır. Gidecek bir yeri kalmayan, gerçek yüzü ortaya çıkmış Ali Kalkancı tiplemesinin sonunu ben de merak ediyorum doğrusu. 

ABD’de FBI ve CIA’in yaptığı gizli operasyonlarla ilgili yazdığı kitaplarla büyük yankı uyandıran Ronald Kessler’in “CIA Savaşta” adlı kitabında yer alan “CIA’in sahte din adamı projesi” için Türkiye’de seçilen şahsın kim olduğunu öğrendiğimizde çok şaşırmayacak gibiyiz. 

Aklınızdan geçen bir isim var mı?

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle