Bu hikâye yarım kalamaz, kalmayacaktır
Türkiye yarın sandığa gidiyor. Yarın sandıklar açıldığında “milli irade” son sözü söylemiş olacak ve bu çılgınlık, bu hoyratlık, bu seviyesizlik geride kalacak. Kürtçü faşistlerin meclisin dışında kaldığı, AK Parti’nin vekil sayısını artırdığı, üç partili bir parlamento tablosuyla karşı karşıya gelecek ve kaldığımız yerden devam edecek gibiyiz.
7 Haziran seçimleri “paralel nokta”da birleşen muhalefet partileri için, hükümete çelme takmak için neredeyse son fırsat. Paralel muhalefet partilerinin bel altı vurmaları, sırttan hançerlemeleri, karakter suikastları düzenlemeleri, bol keseden popülist vaatlerle istikrarı vurmayı arzulamalarının hepsi ve tamamı Türkiye’nin yeniden büyük yürüyüşünün önünü kesmek ve Türkiye’nin tarihi kodlarına dönme arzusunu sona erdirmek içindir.
Türkiye, bölgesinde ateş çemberinin içinde mücadele verirken, gözünü kin ve nefret bürümüş, “ihanet” edecek noktaya gelmiş bir kötülük koalisyonu ile de mücadelesini sürdürüyor.
Hükümetin bazı hatalarını ileri sürerek aldıkları her nefes, ağızlarından çıkan her kelime, beyinlerinden geçen her düşüncenin hata olduğunu fark edemeyen ya da duyarsız kalan insanımıza “elini vicdanlarına koyarak” ve “sağduyularıyla” hareket etmelerini istiyorum.
Bu mesele parti meselesi değildir. Türkiye’nin istikrarına, gelişmesine ve huzuruna yönelik savaşta taraf olma, vatandan, milletten, bayraktan ve özgürlükten yana tavır koyma meselesidir. Bu mesele Türkiye’nin dönüşümünü sağlayan 13 yıllık müktesebatı bir çırpıda çöpe atma meselesidir.
Milli, manevi değerlerimize, inancımıza, kitabımıza ve devletimize ihanet edenlere, Türkiye’nin yeniden koalisyon dönemlerine dönmesini arzulayanlara, Diyanet’e kin kusanlara, Kur’an’a dil uzatanlara ve Kâbe yerine Taksim’e dönenlere “dersini” sandıkta vermeliyiz. Mesele, hakkın batıla, iyilerin kötülere galip gelme meselesidir.
AK Parti’nin türlü kusurlarına, yanlışlarına ve hatalarına rağmen, ders verelim derken Türkiye’nin kazanımlarını tehlikeye atmayalım. Ülkemizi yeniden kaos ve kriz yılları olan koalisyon hükümetleri dönemine döndürmeyelim.
Bu ülkeyi bu ülke insanının yönetmesi için, milli iradeyi uluslararası güçlere, onların içerideki maşalarına teslim etmemek için, barış sürecinin devamı için, milli olanı, ayırım yapmaksızın bütün renklere el uzatıp, kardeşlik türküleri söyleyenlere destek verelim. Mücadele ettiğimiz cemaatçi/laikçi nefret Batının bin yıllık öfkesidir.
Seçim sonrası şartlar normalleştikçe, siyaseti kirleten paralel odaklar sahneden çekildikçe sahici eleştiri ve muhakeme zaten kendiliğinden güç kazanacaktır.
Türkiye’yi, “yeni Türkiye” formülü ile desteklemek demek, bölgenin kontrolünün İslam düşmanlarından temizlenmesi demektir. Yeni Türkiye’nin kurulması demek, yeni bir Ortadoğu demek, yeni bir çağın açılışı demektir.
Doğu Türkistan’a, Arakan’a, Filistin’e, Mısır’a, Afrika Müslümanlarına, yeryüzü masumlarına, mazlumlarına sahip çıkmanın yolu 7 Haziran’da istikrara “evet” deyip güçlü Türkiye’nin önünü açmaktır.
Bu seçim, prangalardan kurtuluş, yeniden “bağımsızlık” savaşıdır.
Bu seçim milletin kendi kaderine yön vereceği bir “var olma” mücadelesidir.
Bu sadece seçim değil, milletin tek yürek olup Bizans torunlarına vuracağı “kocaman” bir tokattır.
Şimdi sandık zamanı. Akın akın sandıklara gidelim ve geleceğimize, barışa ve özgürlüğe sahip çıkalım. Bu sürek avını ancak sizler durdurabilirsiniz.
Artık karar zamanı. Paralel çete ve yerli/yabancı zındıklarla işbirliği yaparak vatana, millete, dine, mukaddesata ihanet edenlere sakın fırsat vermeyelim. Bu ihanet cephesinin karşısında yer almak ve hak yolda “AK” oy kullanmak, hepimizin başta gelen vazifesidir.
Bir tarafta; CHP, MHP, HDP, Milli İttifak, Paralel ihanet şebekesi, DHKP-C, PKK, BBC, Doğan Medyası, Okyanus Medyası daha birçok gizli ve açık örgütler, yani batıl cephesi. Karşılarında ise hakkı haykıran Davutoğlu ve Erdoğan, yani hak cephesi. Millet olarak ümmet olarak onlara sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
Tüm aktörleriyle Paralel Yapı’nın arkasında hizaya geçenlerden, okyanus ötesi hainden emir alanlardan bu millete, bu memlekete hayır, bereket, hizmet gelir mi?
Bizim meselemiz parti meselesi değil “lider Türkiye” meselesidir.
Lider Türkiye demek Filistin, Doğu Türkistan, Arakan, Mısır, Irak, Suriye, Etiyopya, Bosna, Libya, Fas, Cezayir ve hâsılı aynı peygambere, aynı kitaba inanmış kavimlerin “tek yürek” olup akan masum kanlarının durması demektir.
Lider Türkiye demek Ortadoğu’yu, Afrika’yı kendi hâkimiyet alanı olarak gören Batıya meydan okuma ve mazlum milletlere sahip çıkma demektir.
7 Haziran’da ya ümmetten yana oy kullanacaksın, ya da haçlı ittifakına destek olacaksın. Üçüncü bir şık yoktur.
AK Parti 13 yıl içerisinde büyük projelere ve başarılara imza attığı yetmezmiş gibi bir de anarşist gruplarla, dinsizlik akımlarla, ırkçı ve bozguncu gruplarla mücadele etti.
Bu nedenle biz, AK Parti’yi iktidarda muhafazaya, vatanımız ve mazlum ülkeler menfaatine kendimizi mecbur biliyoruz.
“Bu hikâye yarım kalamaz, kalmayacaktır” da Allah’ın izniyle.
Bediüzzaman Said Nursî’nin yaşayan vârislerinden Abdullah Yeğin de “Bu seçimde oy kullanmak; vatan, millet ve mukaddesat düşmanlarına ok atmak gibidir” diyerek “AK nokta”yı işaret etti.
Pazartesi sabahı daha güzel bir Türkiye’ye uyanıp, kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah.


