--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Benden bu kadar

Burak Karen
Burak Karen

Bugün Suriye’deki ABD-Rusya ittifakından, PKK ya da FETÖ terör örgütlerinin çözülüş, çöküşlerinden, Zaman ve Aksiyon’un yalan çamurlarında boğuluşundan ya da Kılıçdaroğlu’nun şehit evinden kovuluşundan, kısaca gündemle ilgili yazmayacağım.

Bugün köşemi haksızlıklar karşısında susmayan, susturulamayan bir kardeşimizin feryadını satırlara döktüğü bir mektubu sizlerle paylaşacak ve yetkililere sesleneceğim.

“İslam’la yakınlığı ya da tanışıklığı olmayan  bir ailenin şımarık tek kız çocuğu olarak büyüdüm. Trabzon KTÜ Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliğini okudum. Yetiştirildiğim muhitten aynı kafa yapısında birisiyle evlendim. O zaman yeni açılan bir bankada çalışmaya başladım. 

Rabb’imin bana bahşettiği bir kız çocuğu dünyaya getirmiş, mutluluğumu katlamıştım. Çocukken kaybettiğim babamdan sonra, annemi de evliliğimin ikinci ayında kaybettim. Dünyevi birçok şeye sahiptim fakat gönlümde bir şeylerin eksikliğini hissediyor ve bekleniyordum. 

Gönlümde eksikliğini hissettiğim şeyin arayışıyla okumaya, daha çok okumaya başladım. Okumak önümdeki yol ayıraçlarını gittikçe azaltıyor, hedefin ve örneğin tekliğinde birleşiyordu. 

Eşimle birlikte, kapanan banka ile işimden de olmuş, anasız babasız ve de en acısı elinden alınan yavrusuyla ortada kalakalmıştım.

Her şey kapanmaya karar vermemle birlikte şekil değiştirmeye başlamıştı Akrabalarım hatta öz amcalarım mesafe koymaya başlamış, evladım dahi benden uzaklaşır olmuştu. 

Ülkede başörtülü çalışma imkânı yok gibiydi. İslami kimliği ile öne çıkan birçok şirkete başvurmuş ret cevabıyla yıkılmıştım. Fakat aç da kalsam yaşadığım huzurun kıvamını her geçen gün daha fazla hissediyor, aldığım lezzetin artığını görüyor ve sabrediyordum. 

O zamanki adıyla Asya Finans’ta başörtüsü ile çalışabileceğim haberi bana dünyaların bahşedilmesine eşdeğerdi. İslami(!) bir cemaate ait bir kurumda çalışarak hem destek olacak hem de hayatımı idame ettirip şekillendirecektim.

………. Asya Finans’a bozulmuş bir şubeyi toparlamak üzere işe başlatıldım. Çok başarılı geçen aylar sonunda teşekkür ile birlikte terfi de almış artık müdürlüğü beklemeye başlamıştım. 

Çalıştığım altıncı yılımda Rabb’im bana düşman olarak yetiştirilen kızımı bana yeniden bahşetti. Kızım yaşadığım şehirdeki üniversitede Hukuk Fakültesini kazanmıştı. Artık ona daha yakındım ve benimle yaşayacak ümidiyle Allah’ıma daha fazla dua ediyor, şükür ediyordum. 

………. Kızım okulunda ilk yılını tamamlamış, aramızda oluşan bütün perdeler teker kalkar olmuştu. Ana kız kitap okuyor ve bundan keyif almasını biliyorduk ve onun da feyz alması için dualar ediyordum. 

Bir gün boynuma sarılıp ben de kapanmak istiyorum dediğinde bayılacak gibi olmuştum. Allah’ım kızıma da hidayetini bahş etmiş, onu da korumasına alarak ödüllendirmişti. 

Yuvamdaki huzurum artarken işyerinde huzursuzluğumuz zirveye taşınmıştı. Cemaatin talimatıyla şubemize müdür tayin edilen haşhaşi bankayı siyasi arena zannediyor bizden de destek istiyordu.

Haftada bir adına imam denilen bir zat geliyor ve bankada küçük bir risale okuyacağız deyip bize hükümet aleyhinde bir sürü yalan bilgi aktarıyor, iftiralar atıp gidiyordu.

Çalışan arkadaşlardan hiç kimse bu halden memnun değildi. Çünkü bankada çalışan herkes ekmeğinin derdindeydi ve bu çirkinliğe ortak olmak istemiyordu.

Yerel seçimde daha önceden mensubu olduğum AK GÖNÜLLÜLER grubuyla AK DAVA için çalışıyor fakat gelişen süreçte de önüme bazı engellerin geçebileceğini hissediyordum.

……… Bankada ilk etapta işten çıkarılan 1500 kişi arasında ben de vardım. İşin ilginç tarafı çıkarılan elemanlara banka müdürü karar veriyordu. Yani hükümet hem bankayı paralel yapıdan devir alıyor hem de o yapının elemanlarına bankadan eleman at diyordu.

……… İşten çıkarılmamız yetmezmiş gibi bir de müracaat ettiğim her kapıda devletin engeli ile karşılaşıyor, özelde de cemaatçi yaftasıyla kabul görmüyordum. 

……… Seçilmesi için büyük çaba sarf ettiğimiz büyükşehir belediyesinden de hayır cevabı aldığımda dünyalar başıma yıkılmıştı. Ablasının oğlunu şirket genel müdürü, kardeşinin kaynını protokol müdürü, yakınlarını danışman, hemşehrilerini belediyeye dolduran sayın başkan da bize kapıyı göstermişti. 

……. Cumhurbaşkanlığı makamından bana ulaşan danışmanların “işçi bulma kurumuna müracaat et” direktifleri benim için ayrı ve çirkin bir tarz ve direktifti. 

…….. Bir buçuk yıldır ana kız çırpınıyoruz. Artık tahammül edecek gücümüz kalmadı. Evimiz kira, kızım öğrenci ve ben işsizlik girdabında çırpınıyorum. Amcamların açılırsan işinde hazır evinde hazır direktiflerini mecburen düşünür hale geldim. Benden bu kadar demek üzereyim…

Devlete ihanet edenlerin inlerine elbette girilsin. Fakat ekmeğini kazanmak için bunların arasında kalanlara kıymak haksızlıktır. İnsanları çaresizliğe mahkûm etmek vebaldir. Ben ve benim gibiler hakkında devlet istihbaratını yapar. Eğer bizde yanlışlık varsa boynumuz kıldan incedir fakat biz ekmek fedaileri isek lütfen ekmeğimizle oynamayın ve sahip çıkın.

Masum, mazlum insanların oyunu almak varken ahını almak ahmaklıktır. GT.”

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır” ilahi emri uyarınca ben üzerime düşeni yapıp mektubunuzu yayınladım. Öze dönmek bu partiyi iktidara taşıyan seçmene, gönüllü fedailere sahip çıkmaktır. Haydi Bismillah deyip haklıyı haksızdan ayırmak iktidarın öncelikli görevidir. 

Beştepe’ye ve Çankaya’ya duyurulur...

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle