--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde

Burak Karen
Burak Karen

Türkiye’de siyaset, her geçen gün onurunu biraz daha yitirir hale geldi. Siyasi ahlak, çoktan dibe vurmuş durumda. 

Hırsını aklının önüne geçiren, kendi çıkarlarını devletinin bekası ve milletinin değerlerinin üstünde tutan, milletinin kültürel ve moral direncini hiçe sayan siyasiler neşvünema buldu.  

Eşkıyayı, teröristi, vatan hainini dost edinip milletine sırtını dönen, el-âlemin aklıyla oturup kalkan, okyanus ötesinden zampinglenip ahlakı yerine hevâ hevesini, vicdanı yerine cüzdanını düşünen, eğri oturup doğru konuşamayan siyasiler türedi.

Bazı siyasiler ülkenin ana eğilimlerine, hassasiyetlerine destek vermek, onlara yakın durmak, endişelerini paylaşmak yerine uçlarda, tehlikeli cephelerde gezintiyi yeğler oldu. 

Teröre, şiddete, açık tavır alıp, toplumsal gerilimi düşürerek yapısal reformları konuşmak yerine şiddeti körükleyenler yetişti. 

İcraatlarıyla yollara, köprülere, barajlara, tünellere kısaca ülkenin geleceğine imza atmak yerine imza atanları engelleyen, kavgayı tercih edenler zuhur etti. 

Sudan bahanelerle insanlar arasında ayrım yapan, insanı merkeze alan yeni bir söylem geliştirmek yerine halkın tercihlerini hedefe koyup öfke pazarlayarak siyasi harakiri yapanlar ortaya çıktı.  

Ülkenin ve cumhuriyetin sahibi olarak sadece kendilerini görüp, toplumun manevi dinamikleri ile bir türlü barışamayan, halkın örfüne, âdetine, inancına yabancı kalan, icraatlarında maske kullanıp, her türlü kirli tezgâhları kuranlar ortaya çıktı. 

Çatışmalarını rekabete, gerilimlerini verimli diyaloglara, ideolojik önyargılarını nefes açan projelere ve kutuplaşmalarını demokratik uzlaşmaya dönüştürme rüyasını arzulamak varken, kuzu postuna bürünmüş kurtlar olarak dününü inkâr edip hamaset nutuklarıyla gelecek adına dinamizm arama telaşına kapılan bu zübüklerden biri “çirkin” siyasi söylemleriyle ülke gündemine oturdu. 

Hak ile batıl, aydınlık ile karanlığın savaşında tercihini hep yanlıştan yana kullanan bu zat nevi şahsına münhasır özellikleriyle siyasi arenada öne çıkan bir siyasi. 

Kaset kumpası ile genel başkan olan,

Türk siyasetinde en çok dalga geçilen lider olan,

Yedi yıl boyunca girdiğin tüm seçimleri kaybeden,

Her seçim öncesi “eğer başarılı olmazsam bırakırım” deyip her seçimden sonra o koltuğa sıkı sıkıya yapışan,

Hendek kazıp barikat kuran teröristler için “arkadaşlar” diye hitap eden, 

Türkiye’ye düşmanlık yapan kim varsa onlarla dost olan,

MİT TIR’larına yapılan operasyonu dolayısıyla ülkenin ulusal güvenliğini tehdit edenleri savunan,

Sivil, çoluk çocuk demeden katleden terör örgütüne tek laf etmeyen,

Türkiye’yi suçlayıp devlete “katil” diyen akademisyenlere sahip çıkan, destek veren,

Allah’tan korkmuyoruz” itirafıyla beynindekileri boşaltan, 

Koltuğu sallanıp, rakipleri tarafından eleştirilince küfrün dozajını artıran

Çıktığı her kürsüden küfür savuran, küfrü alışkanlık haline getiren, 

Sığ, düzeysiz, teorik birikimi olmayan, bu ülkenin tarihsel ve sosyolojik gerçeklerinden habersiz, en kötüsü de mezhepçi bütün solcuları etrafına toplayan, 

Yüzbinlerce vatandaşını bütün dünyanın gözleri önünde hunharca öldüren Esad’a diktatör demeyen/diyemeyen, 

Kürtler” ve “Aleviler” üzerinden ülkedeki tehlikeli fay hatlarını tetikleyerek bölücülük yapan,

Değişim kurultayı” diye toplantı yapıp dilini ve zihniyetini değiştirmeyen,

Nezaket, görgü kuralları, devlet terbiyesi, siyasi ahlak, toplumun ahlak yapısından bihaber olan, 

Siyasette plan projesi olmayan, yeni bir şeyler söyleyemeyen, 

Sokak ağzıyla, eşkıya edasıyla, teneke gürültüsü gibi boş konuşan,

Serseri mayın gibi kime bulaşacağı belli olmayan,

Yalan söyleyen, 

Palavra atan, 

Siyasi seviyeyi düşüren

Hınç psikolojisi, öfke nöbeti, mahalle kavgası üslubundan vazgeçemeyen,

Siyaset mesleğini kavga ve hakaret etmek için kullanan,

Kişisel hıncı, seviyesiz üslubu, siyaset dili, iş tutuş tarzı derinlemesine bir sorgulanmaya muhtaç olan siyasi kim sorusuna ülke insanının yüzde yüzünün vereceği cevap nettir, tektir: Kemal Kılıçdaroğlu. 

Siyasi tükenmişliğinin, üretememenin, beceriksizliğinin kamuflajını küfürle, hakaretle kapatmaya çalışan ezik siyasetçi, kaset çocuğu ya da diğer adıyla ecnebi Kemal.

Cehaletin ve çirkefliğin bir araya toplandığı ender bir kişilik, fikir yerine küfür üreten, sığlığın, seviyesizliğin, dibe vurmuşluğun, tükenmişliğini göstergesi ulu simge.

Türkiye’ye istediklerini yaptıramayanların, liderini teslim alamayıp, diz çöktüremeyip, istedikleri gibi yönlendiremeyenlerin, yüz yıl sonra “Türkiye korkusu” yaşayanların elinde kukla olarak oynattıkları siyasi bir mevta. 

Halka, demokrasiye, milli iradeye, akla, mantığa, temel insan haklarına, sağduyuya aykırı tabularla kendi doğrularını enjekte etmeye kalkan, Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelen Kılıçdaroğlu ve onun CHP’si için söylenecek çok söz, yazılacak çok doğru var.  

Ziya Paşa kısa beytiyle son sözü söylüyor: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”

 

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle