Asrın “BELA”m’ı sizce kim?
Bir takım ilimlere, hidayet vasıtalarına nail olduğu halde, dünya menfaatlerine, şöhret, nam ve makam arzularına meylederek şeytana tâbi olan; o hidayet vasıtalarını elden çıkararak yoldan sapan, kendisi saptığı gibi başkalarını da saptıran kimsenin çirkin akıbetini Allah-u Teâlâ Ayet-i kerimelerinde beşeriyete ilân etmektedir.
Buyurur ki:
“Onlara o kimsenin haberini anlat ki, kendisine ayetlerimizden vermiştik. Fakat o bunlardan sıyrılıp çıkmıştı. Derken şeytan onu arkasına takmış, nihayet azgınlardan olmuştu. Dileseydik elbette onu ayetlerle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü.” (A’raf: 175)
“Onlara anlat… Hani bir adam vardı: Ayetlerimizi çok iyi bildiği halde onları bir kenara atmıştı. Şeytana uymuş ve sonunda iyice azmıştı. Lâyık görseydik onu bildiği ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat gözünü güç ve iktidar hırsı bürümüş, heva ve hevesine fena kapılmıştı. Bu gibilerin durumu tıpkı köpeğe benzer; üstüne varsan da dilini sarkıtıp hırlar, kendi haline bıraksan da. İşte ayetlerimize yalan diyenlerin durumu böyledir. Anlat bu olayı; belki tefekkür ederler. ” [Araf: 176]
Rivayete göre ayette bahsi geçen şahıs, zorba hükümdara yardımda bulunup mukaddes topraklara girmek hususunda Hz. Yûşa’ya muhalefet eden İsrail oğulları âlimlerinden Belam Baura’dir.
Belam duası kabul olunan ve çok gizli ilimlere sahip, ismi azam duasını bilen bir âlimdi. Hz. Musa günün birinde bu âlimin bulunduğu kavimle cihat etmek için memur edildi.
Kavmi, hanımı, Hz. Yûşa’nın askerlerinin şehre girmemesi için dua etmesini istedi.
Hz. Yûşa’ya beddua etmek için, Salihiyye dağına tırmandı. Merkebine binerek dağa çıkarken gaipten bir ses geldi:
-Ey Belam nereye gidiyorsun? Geri dön. Cenabı-ı Allah’ın emri ile gelen Hz. Yûşa’ya beddua etme. Duan dergâhı izzette makbuldür ve lakin sonu hayır değildir. Kadının cilvesine, dostların hatırına ve dünya malına aldanarak Hz. Yûşa’ya beddua edecek olursan, şeytan gibi ömür boyu pişman olursun. Dünya ve ahirette hüsrana ve büyük zararlara uğrarsın. Belam kendisine nasihat eden bu sese kulak vermedi.
Kulak vermeye de niyeti yoktu.
Dünyanın süsü onun gözlerini büyülemişti.
Belam’ın hakkı gören gözleri kör oldu. Doğruyu söyleyen dili lâl oldu. Hakkı ve hakikati ve güzel şeyleri düşünen beyni felç oldu. Feyz ve nur ile dolu olan kalbi bir anda köreldi. Bir anda aklı gitti, cahil bir insan oldu sanki...
Nihayet hem hanımı hem de kavminin verdiği rüşvetlere aldanarak, Hz. Yûşa’ya beddua etti.
Sonrasında, Belam’ın dili göğsüne kadar sarkıp yapıştı. Vaktiyle ilim irfan sahibi ve binlerce cemaati olan Belam, Müminlerden yüz çevirdiği için Allah tarafından cezalandırıldı.
Burada hak ve hakikati gördükten sonra onu bırakıp şeytanın peşine düşenin kötü durumu ifade edilmektedir. Mutasavvıflar Belam’ı, kibir ve dünyevî arzular sebebiyle sapıklığa düşenlerin bir örneği olarak takdim etmektedirler.
Belam, dünyevî çıkar ve hesaplar için Allah’ın dinini tahrif eden bir ilim ve din adamını küfür sistemlerine ve kâfir yöneticilere yaranmak maksadıyla Allah’ın hükümlerini çiğneyen ve asıl gayesinden saptıran kimseleri temsil etmektedir.
İnsanları “Allah adını kullanarak” aldatan, heva ve heveslerini tatmin için “Tevhit akidesini” tahrip eden Belam’ın etkisi korkunçtur. İslâm topraklarında; kâfirlerin istilâsını hazırlayan güç, Belam’dır.
Allah’ın indirdiği hükümlere karşı ayaklanan ve İslâm’a küfreden yönetimlerle yani Tağuti güçlerle din adına uzlaşan ve Müslümanları da Allah’ın adını kullanarak aldatan, Kur’an’daki ifadeyle “köpek sıfatlı” kimselerin ortak ismi Belam’dır.
Bu köpek sıfatlı kimseler Allah’ın indirdiği hükümlerin bir kısmını kabul, bir kısmını “zamanın değişmesi” gerekçesiyle sükûtla geçiştirirler. Günümüzde, başta resmî ideolojiyi kabul eden ve İslâm’ı o ideolojiye hizmetçi kılmaya çalışan müesseseler olmak üzere, çok sayıda Belam benzeri vardır.
Bunlar “çok dindar” görünmekle birlikte, Tağut’a itikat ve iman etme noktasında titizdirler. Ulul Emri İslâm’a karşı ayaklanan güçlere izafe ederek, müminleri yanıltırlar. İşte bunlar “çağdaş” Belam’lardır.
Belam, İslam adına, Kur’an adına insanları aldatanların ortak ismidir.
Bu anlatılanlar doğrultusunda Belam’ı çağrıştıran birileri aklınıza geliyor mu?
İslam âlimi olduğunu iddia edilip, casusluk ve terör örgütlerinin tuzağına düşen,
Kendi dışındaki İslami hareketlere açık bir düşmanlık besleyen,
Birlik çağrılarına, Siyonist ve Haçlı güç odaklarına karşı mücadeleleri karalamaya çalışan,
Askeri darbeyi destekleyen,
Devlet büyüklerine lanet okuyan, beddua eden,
Tekfirci ve şirret grupların görünürdeki demokratik çehresi olan,
Amacı gerçek İslam anlayışını boğmaya çalışmak olan…
Bu millet yalancı peygamberleri, sahte velileri, ayetleri çok iyi bildiği halde ilmiyle amel etmeyen, şeytana uyarak azan, güç ve iktidar hırsı gözünü kör etmiş, heva ve hevesine kapılmış ve köpek tıynetli “din âlimi” müsveddelerini hep reddetmiş ve tarihin çöplüğüne mahkûm etmiştir.
Yaşanan fetret gelip geçer, maruz kaldığımız ihanetler hiç şüpheniz olmasın milletin engin feraseti karşısında eriyip yok olup gider. Yarın elbet bizim elbet bizimdir.


