Askıda gülen yüzler
Yardımlaşma ve dayanışma duygumuz, bizi güçlü kılan, toplum olarak birbirimize kenetlenmemizi sağlayan, toplumsal barış iklimini oluşturan, kardeşlik bulutlarından boşalan rahmet yağmurları olup en temel hasletlerimizdendir. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte toplumumuzda paylaşma ve yardımlaşma duyguları zirveye ulaşıyor.
Neredeyse her mahalleye kurulan iftar çadırları, kapı kapı dağıtılan yardım kolileri ihtiyaç sahiplerini rahatlatıp, yüzünü güldürüyor.
İnsanoğluna yaratılışından bahşedilen merhamet duygusu, yardımlaşma güdüsü yüce dinimiz İslam’ın ışığıyla toplumda hayat bulmakta ve “hayır” rüzgarları olarak eserek bütünleşmeyi sağlamaktadır. Ecdadımız da bu haslet zirve yapmış, veren el ile alan el arasında çok zarif ve onurluca çeşitli yardımlaşma usulleri geliştirmiştir.
Sadaka taşı, Zimem defteri unutulan/unutturulan toplumsal değerlerimizdi ve bu kültürel mirasımızı köşeme taşımıştım. Bugün başka bir değerimizi, kültür mirasımızı, askıda ekmek sistemiyle ilgili kalem oynatmaya çalışacağım.
Ahlaki ve manevi değerlere sahip toplum sayesinde yıllarca ayakta kalmayı başarabilmiş ecdadımızın izinden hareketle tarihimizde var olan cömertlik ve yardımseverlik mekanizmasının bir örneği, kadim bir gelenek olan “askıda ekmek” uygulaması, maddenin mananın önüne geçirilmesiyle birlikte unutulmaya başladı.
Askıda Ekmek, toplumsal birlikteliği pekiştirmede, fakirliği önlemede ve sosyal yardımlaşmada yeni bir çığır açabilecek potansiyelde olan toplumsal yardımlaşmanın, filizlenen yeni yüzünün adıdır. Daha önce bizde var olan ancak “unuttuğumuz” zekât kurumunun, günümüz şartlarında başka bir versiyonu ya da uygulanışı da diyebiliriz.
Bu süreçte ihtiyaç sahibi olanlar onuru zedelenmeden ekmeğini alıyor, hayırseverler ise, bu sistem sayesinde ekmeklerini bağışlayarak muhtaç vatandaşları görmeden doyurabiliyor ve kibir zincirlerinin esiri olmaktan kurtarıyor.
Böylece hayırseverler, bir yoksulla ekmeğini paylaşmanın hazzını yaşarken, ihtiyaç sahipleri de boyun bükmeden karnını doyurabiliyor.
Askıda Ekmek uygulaması bir “Sosyal Sorumluluk Projesi” olup, fırınlarda toplanan bağışlarla ihtiyaç sahiplerine ekmek sağlanması amacı ile oluşturulmuş bir yardımlaşma usulüdür. Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen bu sistemde yoksul ailelerin ihtiyaçları karşılanıyor ve bunu da kimseyi rencide etmeden yapıyorlar.
Askıda ekmek modeli, medya alkışından uzak, şöhret kaygısından arınmış, gerçek toplumsal fayda yaratan bir yaklaşımdır.
İçi boşaltılmış, reklam kokan “sosyal sorumluluk” projelerine karşılık, “Yeni Hayırseverlik Modeli” olarak takdim edilebilen, toplumsal birliği sağlayacak, kardeşlik duygularını pekiştirecek, pratik yardımlaşma modelidir.
Tarihimizde zaten var olan cömertlik ve yardımseverlik mekanizmalarının ve değerlerinin çağa uygun şekilde yeniden dizaynıdır. Askıda Ekmek, toplumsal dayanışmanın çok güzel bir örneğidir ve her yerde kolayca uygulanabilir.
Osmanlı insanının paylaşımcı ruhunun en güzel özelliğidir askıda ekmek. İnsanı üstün kılan İslam anlayışının, İslam medeniyetinin harcındandır askıda ekmek.
Hem imanı hem de kültürü için paylaşımcı olanların gönül dinletisidir askıda ekmek.
Bir kişi fırına gittiğinde ihtiyacından fazla ekmek alır ve aldığı o ekmeği/ekmekleri de askıya takar. Ekmek parası olmayan ve ihtiyacı olanlar da gelir o askıdaki ekmeği/ekmekleri alır, gönül rahatlığı ve gülen yüzüyle gider.
Yardım yapanın da yardıma muhtacın da birbirini görmeden ilişki kurduğu bu davranış modeli, çoğumuza unuttuklarımızı hatırlatan, zaten kültürel kodlarımızda olan “kendi değerlerimizin” yeniden uygulamaya sokulmasına sebep olan sinerjik güç olmaktadır.
Pek çok hayırsever, zengin, yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri, bu “şık” mekanizmayı, kurumsallaştırma yolunda harekete çaba sarf eder oldu. Toplumun yüzünü güldüren, gönlünü coşturan bu uygulamalar kardeşlik türkülerinin bestesi ve güftesini oluşturdu.
Toplumun birbirinden kopuk kültürlerin oluşturduğu bir “mozaik” değil, birbirini tamamlayan renklerden meydana gelen bir tablo olduğunun ve bu tablodaki renk cümbüşünün gözlere ve gönüllere yansıyan güzelliğidir askıda ekmek.
Toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden birisi olan, uzun yıllardır birçok il ve ilçelerimizde sürdürülen askıda ekmek geleneği fakirleri doyurmak, yetimleri sevindirmek, zalime karşı durup, mazlumun yanında olmanın sessiz ve derinden işleniş şeklidir.
Bir müşteri askıya bıraktığı ekmek için “Bir ekmek parası benim bütçemi sarsmaz. Ama askıya astığım ekmeğin bir ihtiyaç sahibinin karnını doyurması karşısında benim duyduğum mutluluğun değeri ölçülemez” anlayışıyla birilerinin yüzünün gülmesine, karnının doymasına sebep oluyor. Bundan daha güzel bir gönül hoşluğu olur mu?
Askıda ekmek, küçük damlaların büyüyerek büyük deryalar oluşturduğu gönül birlikteliğinin, kardeşlik şarkısının vizyona girişidir.
Günümüzde ekmeği askıda tutacağımıza fazla fazla alıp çöpe atıyoruz. Hem İslam’ın emirleri dışında bir davranış yani bencillik, hem de haram olan israf. Ekmeğin askıda tutulması insanın tutumlu yanının gün yüzüne çıkarılmasıdır.
Haydi, bir ekmek de sen bağışla, bir yürek sevindir. Askıdaki ekmeklerin çoğalması, askıdaki ekmeklere ihtiyaç duyanların kalmaması dileğiyle...


