Ankara esintileri
Siyaset uzaktan renkli, cezbedici, albenisi olan ve ilginç görünse de işin içine girince hiç de öyle olmadığını görüyor ve düşünüyorsunuz. Seçim atmosferini merkezinde, başkentte yaşamak ve dost ziyaretlerinde bulunmak için birkaç günlüğüne Ankara’daydım.
Meclis’te siyasi hareketlilik labirent gibi içinden çıkılmaz halde. Aday adayları Ak Parti genel merkezini ve meclisi istila etmiş durumda. Vekillerin, özellikle de etkili ve yetkili görülen vekillerin ablukaya alınması ortamı gerip, vekilleri kaçırıyor. Aynı vekilin destek için kapısının çok kere çalınması ve aynı konunun defalarca konuşulur olması cazibesini yitirip, negatif sinerji oluşturuyor.
Ak Parti Genel Merkezi elinde yöresel hediyelerle “umut” bekleyen insanların medet umduğu bir “kutsal mekân” konumunda. Anadolu’nun her bölgesinden bir hayal uğruna yola çıkmış insanların uğramadan geçemeyecekleri, tutunacak bir el, teslim ve teselli olacakları bir ses aradıkları ulaşılmaz “mabet” durumunda.
Siyasilerin telefonları susmak bilmiyor. Eskiden vekillerin “kart sahibi yakınımdır” imzalı kartları yerini şu ilin/ilçenin aday adayı akrabamdır, arkadaşımdır kefili benim gibi telefonlar almış durumda. Bu yüzden de çoğu vekil telefonunu kapatmış, meclisteki odasına uğramaz olmuş ya da sekreteri/danışmanı vasıtasıyla işleri yürütür durumda.
Aday olunan il/ilçedeki insanların düşünceleri, tercihleri, beklentileri hiçbir aday adayının umurunda değil. Değil, çünkü işaret merkezi Ankara. Değil, çünkü genel başkan kimi işaret ederse aday olacak. Değil çünkü yapılan temayül yoklamaları, anket çalışmaları, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri, sosyal medya tutanakları ve milletvekillerinin raporları sadece bir noktaya kadar itici güç.
Siyaset ne yaman bir mücadele, ne zor bir meşgale. Siyasetçi, siyaset yoluyla ülkesine veya beldesine hizmet götürme amacı güden kişi, siyasi meşgalenin hedefi ise ideal, hizmet ve insanın mutluluğudur.
Davası olan, vizyon sahibi olan, siyasete değer katan insanların varlığı ülke zenginliği, geleceğimizin garantisidir.
Fakat günümüzde siyaset uzlaşma ve temsil ettiği toplumun hukukunu korumadan çıktı kârlı bir meslek olarak görülüp, balıklama dalınan bir uğraş alanı haline geldi.
Çünkü bu ülkede vatandaş olmak, milletin sıradan bir ferdi olmak hakikaten zor. O yüzden de herkes bir an önce bu “zor” hayattan kurtulmak “seçilmiş” olmak istiyor.
Önderi Makyavelli olup siyaseti komisyon için seçenler, tek ilkesi çıkar olup siyasetinin ekseni olmayanlar bir tarafta, siyaseti vizyon için yapanlar, tek düşüncesi isim yapıp şöhreti seçenler diğer tarafta saf tutmuş vaziyette.
Siyasetçi neyi nasıl yapacağını söyleyen, bildik laflar üreten, ülke sorunlarını çözmeyi kendi işi ve becerisi sayan kişi değildir. Siyasetçi, bu sorunları çözecek kişileri bulup çıkartıp yetkilendiren, bu sorunların çözümü için uğraşacak kurumları, kanalları oluşturup, onların ellerini güçlendiren ve harekete geçirendir.
Siyaseti neden yaptığını bilenler, çözüm üretenler, sokağa ve kurumlara hâkim olurlarsa, bu işler kolaylaşıyor, karanlıklar aydınlanıyor.
Dünyevileşmenin en dehşetli boyutu siyasette yaşanıyor. Makam hırsı, unvan hayali, ego tatmini toplumumuzun büyük bir kısmını bağımlı hale getirip, farkına varamadığı bir hastalık olmuş durumda. Bu da manevi değerlerin yitirilmesini, yok olmasını beraberinde getirmiştir.
Fakat onların arasında güneş gibi parıldayan, etrafını aydınlatıp yürekleri rahatlatan simalar da yok değil. Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ağabeyimi dinlerken yüreğimden bir şeylerin aktığını, rahatladığımı, gelecek kaygısının yersiz olduğunu hissettim. Ağzından çıkan her kelime insanımız adına, ülkemiz için bir kaygıyı seslendiriyordu, bir çözümü dillendiriyordu. Yüreğine sağlık güzel insan, vefalı dost Selçuk ağabey.
Meclis’e gidip de Erzurumluların dert babası İdris Güllüce’ye uğramamak, onun hoş sohbetini dinlememek olmazsa olmazlarımdandır. İdris ağabey her zamanki gibi güler yüzü, sevgi dolu bir yürekle karşıladı bizleri. Kapısına gelen herkese gönlünden bir şeyler sunmayı gelenek haline getirmiş bir vekile sahip olmak başka bir güzellik. Hele Erzurum milletvekili olmadığı halde bütün Erzurumluların selam vermeden, derdini anlatmadan geçemediği bir odak konumunda olması İdris ağabeyin değerini artıran başka bir özellik. Var ol değerli dost, güzel insan İdris ağabey.
Bir başka değer, bir başka övünç kaynağım, kardeşim Cengiz Yavilioğlu’yla dostluk hukukum ayrıdır, yeri başkadır. Meclis’e getirdiği gençlik dinamizmi ve ufku onu farklı kılıyor. Birlikteyken olayları süzüşü, heyecanı, coşkusu bizi derinden etkiledi. Başarılarıyla övünüyor, temposuyla gururlanıyoruz can kardeşimizin.
Ankara’da bizleri yanına çeken başka bir mekân Balgat’tı. Hamidiye camii vakit namazımızı kılıp siyasi büyüklerimizin bürosuna geçtiğimiz başka bir nostaljik yerdi. Eski devlet bakanı Lütfü Esengün, eski Tarım Bakanı Musa Demirci sohbet edip, bilgi ve tecrübelerinden faydalandığımız diğer siyasi değerlerimizdi.
Gelecek hesabı yapanlar yanında, geleceği kucaklayan, değer katan insanların varlığına tanıklık etmek yüreğimizi rahatlatmıştı. Siyasette kendisine değer arayanların ayıklanması bu ülke adına bir zarurettir, vebaldir. Bu vebal de şu anda Ak Parti’deki seçiciler kurulunun omuzlarında, geleceğe vurulacak damga bu sekiz kişinin atacağı imzadadır. Hayırlısı Allah’tan…
Meclis’te siyasi hareketlilik labirent gibi içinden çıkılmaz halde. Aday adayları Ak Parti genel merkezini ve meclisi istila etmiş durumda. Vekillerin, özellikle de etkili ve yetkili görülen vekillerin ablukaya alınması ortamı gerip, vekilleri kaçırıyor. Aynı vekilin destek için kapısının çok kere çalınması ve aynı konunun defalarca konuşulur olması cazibesini yitirip, negatif sinerji oluşturuyor.
Ak Parti Genel Merkezi elinde yöresel hediyelerle “umut” bekleyen insanların medet umduğu bir “kutsal mekân” konumunda. Anadolu’nun her bölgesinden bir hayal uğruna yola çıkmış insanların uğramadan geçemeyecekleri, tutunacak bir el, teslim ve teselli olacakları bir ses aradıkları ulaşılmaz “mabet” durumunda.
Siyasilerin telefonları susmak bilmiyor. Eskiden vekillerin “kart sahibi yakınımdır” imzalı kartları yerini şu ilin/ilçenin aday adayı akrabamdır, arkadaşımdır kefili benim gibi telefonlar almış durumda. Bu yüzden de çoğu vekil telefonunu kapatmış, meclisteki odasına uğramaz olmuş ya da sekreteri/danışmanı vasıtasıyla işleri yürütür durumda.
Aday olunan il/ilçedeki insanların düşünceleri, tercihleri, beklentileri hiçbir aday adayının umurunda değil. Değil, çünkü işaret merkezi Ankara. Değil, çünkü genel başkan kimi işaret ederse aday olacak. Değil çünkü yapılan temayül yoklamaları, anket çalışmaları, sivil toplum kuruluşlarının görüşleri, sosyal medya tutanakları ve milletvekillerinin raporları sadece bir noktaya kadar itici güç.
Siyaset ne yaman bir mücadele, ne zor bir meşgale. Siyasetçi, siyaset yoluyla ülkesine veya beldesine hizmet götürme amacı güden kişi, siyasi meşgalenin hedefi ise ideal, hizmet ve insanın mutluluğudur.
Davası olan, vizyon sahibi olan, siyasete değer katan insanların varlığı ülke zenginliği, geleceğimizin garantisidir.
Fakat günümüzde siyaset uzlaşma ve temsil ettiği toplumun hukukunu korumadan çıktı kârlı bir meslek olarak görülüp, balıklama dalınan bir uğraş alanı haline geldi.
Çünkü bu ülkede vatandaş olmak, milletin sıradan bir ferdi olmak hakikaten zor. O yüzden de herkes bir an önce bu “zor” hayattan kurtulmak “seçilmiş” olmak istiyor.
Önderi Makyavelli olup siyaseti komisyon için seçenler, tek ilkesi çıkar olup siyasetinin ekseni olmayanlar bir tarafta, siyaseti vizyon için yapanlar, tek düşüncesi isim yapıp şöhreti seçenler diğer tarafta saf tutmuş vaziyette.
Siyasetçi neyi nasıl yapacağını söyleyen, bildik laflar üreten, ülke sorunlarını çözmeyi kendi işi ve becerisi sayan kişi değildir. Siyasetçi, bu sorunları çözecek kişileri bulup çıkartıp yetkilendiren, bu sorunların çözümü için uğraşacak kurumları, kanalları oluşturup, onların ellerini güçlendiren ve harekete geçirendir.
Siyaseti neden yaptığını bilenler, çözüm üretenler, sokağa ve kurumlara hâkim olurlarsa, bu işler kolaylaşıyor, karanlıklar aydınlanıyor.
Dünyevileşmenin en dehşetli boyutu siyasette yaşanıyor. Makam hırsı, unvan hayali, ego tatmini toplumumuzun büyük bir kısmını bağımlı hale getirip, farkına varamadığı bir hastalık olmuş durumda. Bu da manevi değerlerin yitirilmesini, yok olmasını beraberinde getirmiştir.
Fakat onların arasında güneş gibi parıldayan, etrafını aydınlatıp yürekleri rahatlatan simalar da yok değil. Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ ağabeyimi dinlerken yüreğimden bir şeylerin aktığını, rahatladığımı, gelecek kaygısının yersiz olduğunu hissettim. Ağzından çıkan her kelime insanımız adına, ülkemiz için bir kaygıyı seslendiriyordu, bir çözümü dillendiriyordu. Yüreğine sağlık güzel insan, vefalı dost Selçuk ağabey.
Meclis’e gidip de Erzurumluların dert babası İdris Güllüce’ye uğramamak, onun hoş sohbetini dinlememek olmazsa olmazlarımdandır. İdris ağabey her zamanki gibi güler yüzü, sevgi dolu bir yürekle karşıladı bizleri. Kapısına gelen herkese gönlünden bir şeyler sunmayı gelenek haline getirmiş bir vekile sahip olmak başka bir güzellik. Hele Erzurum milletvekili olmadığı halde bütün Erzurumluların selam vermeden, derdini anlatmadan geçemediği bir odak konumunda olması İdris ağabeyin değerini artıran başka bir özellik. Var ol değerli dost, güzel insan İdris ağabey.
Bir başka değer, bir başka övünç kaynağım, kardeşim Cengiz Yavilioğlu’yla dostluk hukukum ayrıdır, yeri başkadır. Meclis’e getirdiği gençlik dinamizmi ve ufku onu farklı kılıyor. Birlikteyken olayları süzüşü, heyecanı, coşkusu bizi derinden etkiledi. Başarılarıyla övünüyor, temposuyla gururlanıyoruz can kardeşimizin.
Ankara’da bizleri yanına çeken başka bir mekân Balgat’tı. Hamidiye camii vakit namazımızı kılıp siyasi büyüklerimizin bürosuna geçtiğimiz başka bir nostaljik yerdi. Eski devlet bakanı Lütfü Esengün, eski Tarım Bakanı Musa Demirci sohbet edip, bilgi ve tecrübelerinden faydalandığımız diğer siyasi değerlerimizdi.
Gelecek hesabı yapanlar yanında, geleceği kucaklayan, değer katan insanların varlığına tanıklık etmek yüreğimizi rahatlatmıştı. Siyasette kendisine değer arayanların ayıklanması bu ülke adına bir zarurettir, vebaldir. Bu vebal de şu anda Ak Parti’deki seçiciler kurulunun omuzlarında, geleceğe vurulacak damga bu sekiz kişinin atacağı imzadadır. Hayırlısı Allah’tan…


