--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aday profillerimiz

Burak Karen
Burak Karen
2014 yerel “seçim atmosferine” iyiden iyiye girmeye başladık. Adayların tanıtım broşürleri, birbirleriyle yarışan vaatleri yazılı ve görsel medyayı süsler oldu. İdeolojisiz, hareketsiz, kokusuz bir siyaset ama renkli, ateşli partizanlık anlayışı ile saflar belirginleşiyor.

Bugünlerde herkes “siyaset” yapıyor. Hedefi, insanın mutluluğu olanlar, ülke ve milletin kalkınması doğrultusunda belli bir hedef ve vizyon sahibi olanlar, temel amacı hizmet, düsturu adalet olanlar, huzuru sağlamak, fakiri koruma, zalime dur deme ideali üzerine siyasete atılanların çok katı kadar da koltuk sevdalısı, siyaseti bir meslek olarak görüp kâr amacı güden, menfaat aracı görüp şahsî çıkarları için siyaseti seçenler var.    
Ortalık aday adayından, siyasetçi adaylarından geçilmiyor. Halka hizmeti hakka hizmet görenler dışında parası olan, diploması olan, çevresi olan, cesareti olan, hitabeti güzel olanlar ya da olduğunu zannedenler aday adayı, etraflarındaki şakşakçıları, yalakaları, borazanları da meclis üyesi adayı konumunda.

İşte bu yüzden de ülkemizde siyaset de siyasetçi de büyük bir “güven” ve “itibar” kaybındadır. Halk bu tür siyasetçi tipinden dolayı siyasetten de inanılmaz şekilde soğumuştur, uzak durmaktadır, güvensizlik içindedir, tepki duymaktadır.

Aday adaylarının büyük çoğunluğu Ankara’yı mesken tutmuş durumda. Hizmetine talip oldukları yerin insanlarına kendilerini, projelerini, hedeflerini anlatmak yerine genel merkezden birilerinin gölgesine sığınıp “tepeden inme” başkanlık hayalleri kuruyorlar.

Koltuk sevdası bütün sevdaların önüne geçmiş durumda. Hissî ve şahsî beklentiler, menfaatler ahlaki olan, toplumsal olan, milli olan her şeyi bastırmış, düstur sevgi dili olmaktan çıkmış iktidar mücadelesi bir kavgaya dönüşmüş durumda.  

Hizmet yerine menfaat üzerine, koltuk aşkı üzerine tesis edilen siyasi anlayış çirkinleşerek rakiplerinin üzerine lekeler sıçratıp kırgınlıklara, küskünlüklere sebep olabiliyor.

Seçim çevresinde, kendi aday adaylığı şansını adaylığa çevirebilmek için, kendi partisinden diğer adayları,  belediye başkanı olan ismi, parti yönetimindeki muhalif isimleri yıpratmaya çalışan aday adayları maalesef çoğunlukta.

Diplomasiyi ve uzlaşmayı beceremeyenler tarafından siyaset kavga aracı olarak görülürken, uzlaşı ve sevgi dilini seçenler tarafından siyaset ülkedeki ya da hizmetine talip oldukları şehirdeki insanların geleceğine yönelik bir perspektif, bir ufuk çizip orayı göstermek, geleceğin senaryosunu yazıp, bu senaryoyu adım adım hayata geçirme olarak görülüyor.

Hizmetine talip olunan insanların din, fikir ve kültür farklarına bakmadan ortak idealler, projeler ve paydalar etrafında birleştirerek nasıl hizmet üreteceğini, ülkenin ve milletin kalkınması için neyi nasıl yapacağını, ideallerini anlatmak yerine bugüne kadar yapılan ne varsa yerden yere vurup, yapılanı görmezlikten gelme kurnazlığı göstermeye çalışanlar maalesef çoğunlukta. 

Bir koltuk sahibi olmak uğruna, bir makama gelebilmek için birilerini ezmek, görmezden gelmek ve tahammülsüz davranmak demokrasimiz adına çok rahatsız edici bir tablo olsa da varlığı inkâr edilemez bir gerçek.

Ülke genelindeki AK Parti hegemonyası buraya yönelişi de beraberinde getiriyor. Fakat bu bir hizmet yarışı değil. Siyaseti insanlığa ve topluma hizmet aracı yapmak gayreti değil.  

Siyaset kervanına katılış belirli ilke ve değerler üzerine inşa edilmediği için de bireysel menfaatler, çıkarlar ülke menfaatlerinin üzerine çıkıyor ve bu da beraberinde hizmet üretmek yerine ayrışma ve çatışma doğuruyor.

Bu durum, aynı zamanda, hizmetine talip olunan yerin ve tüm insanlarının geleceğinin çalınmasıdır. Bu nedenle katılımı arzulanan siyasi yürüyüşün ahlaki bir amacı olmalıdır ve uygulamalarında hizmeti ön planda tutmalıdır.

Amaçlarını, hedeflerini nedenleri ile ortaya koyup, nasılları kimlerin yapacağını, işi doğru ellere havale edebilme becerisini nasıl gösterebileceğini gösterme ihtiyacını hisseden aday adayı yok denecek kadar az.

Neyi, nasıl yapacağını, neden yapacağını, bunun insanlara ne kazandıracağını, hangi faydaları sağlayacağını anlatan kimsecikler ortada görünmüyor.
Siyaseti alçakların, sahtekârların ve cambazların ellerinden artık kurtarmak gerekiyor. Bu konuda yüz metre koşuyu değil de maratona odaklanmamız gerektiği açık bir gerçek.

Yönetim anlayışı, bölgede yaşayan tüm insanların kaynaşması, dayanışması ve hemşehricilik bilincinin pekişmesi çabalarını geliştirerek, barış, huzur ve kardeşliğin en üst düzeyde tesisine yönelik çalışmaları en öncelikli görev sayan anlayışa ve adayına gönlümüzü açıp desteğimizi vermeliyiz. 
Rutin belediyecilik anlayışından öte tüm insanları ve tüm şehri aynı sevgi ve şefkatle kucaklayan, bölgeyi top yekûn düşünen, bu şehrin geçmişten günümüze uzanan tüm değerlerine sahip çıkarken, onları koruyup kollayarak günümüzde de güncelliğini sürdürmesi için çaba gösteren, geçmişle günümüz arasında köprü görevini üstlenecek adaya ve anlayışa reyimizi vermeli ve desteklemeliyiz.  

Sonuç olarak, yaşadığımız kente, doğduğumuz ilçeye karşı sorumlulukları olan bizler, insanı temel alan, kültür ve sanata karşı saygılı, demokrasiyi ve katılımcılığı içine sindirmiş, belediyeleri bilgiye dayalı, vatandaşın katılımcı olduğu, homojen bir yapıyla sağlıklı hizmet üretme arayışlarına girecek, sömürü düzeninin, oyun alanı olmaktan çıkaracak yerel yönetimlerin işbaşına gelmesi için, enerjilerimizi ortak kullanmak ve bu konuda birlik olmak zorundayız.

Projesi olan ve hizmeti gaye edinenleri kucaklamak insanlık görevimizdir.

Burak Karen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle